Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gerçekten istediğimiz hayat bu mu?

Pink Floyd’un efsane ismi Roger Waters’ın yeni albümü ‘Is This the Life We Really Want’, dinleyici olarak içine girmesi nispeten kolay bir CD. Waters, bu saatten sonra ‘yeni bir sound’ dener mi orası meçhul bu yaptığını da Pink Floyd ekmeğini yemek için yapmıyor kesinlikle. Beklentinizi bununla sınırlarsanız, albümü baş tacı edip hızlıca keyif almaya başlayabilirsiniz.

Stüdyo albümü olarak bakacak olursak ‘Amused to Death’ten çeyrek asır; solo kariyeri açısındansa senfonik albümü ‘Ça Ira’dan 12 yıl sonra ve toplam yedi yılda kaydedilen yeni bir Roger Waters albümüyle karşı karşıyayız. Peki, böyle bir albümle karşılaştığımızda ne bekliyoruz?

Gerçekten istediğimiz hayat bu mu

Roger Waters’ın yeni albümü ‘Is This the Life We Really Want’, raflarda...

Açıkçası nisan ve mayısta üst üste yayımlanan teklileri ‘Smell The Roses’, ‘Deja Vu’ ve ‘The Last Refugee’yi dinleyene kadar ben kendi adıma daha modern bir sound deneyeceğini düşünüyordum Waters’ın. Bu beklentinin nedeni de Radiohead ve Beck’le yaptığı işlerden bildiğimiz Nigel Godrich’in prodüktörlüğünde bir albüm hazırlıyor oluşuydu. Ancak şimdi albümün tamamını dinlediğimde Godrich’in işe, ‘Pink Floyd’a güzelleme’ şeklinde yaklaştığını görüyorum.

Bunun artı ve eksileri var. Artılarından başlayayım... ‘Is This the Life We Really Want’; Pink Floyd’un ‘Dark Side of the Moon’ albümü sonrasını hatırlatan; üstelik dinleyici olarak içine girmesi nispeten kolay bir albüm. Bu anlamda kabulünüzse baş tacı edip hızlıca keyif almaya başlayabilirsiniz.

Gerçekten istediğimiz hayat bu mu

Sözlere ‘söz’ demek ayıp olur. Şairimiz Roger; yarım asra yakın bir zamandır rock’ın antifaşist, antiemperyalist; en öfkeli lakin en entelektüel çocuğu olmaya devam ediyor. Trump başkan seçildikten sonra gelen bu albümde öfke dozunun iyice arttığını görmemek içinse kör olmak lazım. Militarizme, dini inançları sömürenlere, teröre, medyaya hatta akıllı telefonlara verip veriştirmekten de geri kalmıyor. Albüm altmetninin; ‘Dünyayı ne hale getirdiniz ey egemenler!’ olduğu net.  Eksilerden de söz edelim... Sanki Roger Waters (sonradan memnun kalıp onayladığını bilsek de) bazı şarkıları yaparken Godrich’in işe bu denli 70’ler tarafından dokunacağını düşünmemiş olmalı. Beste formu ya da ruhu açısından baktığımda Floyd’vari tik tak saatler, kalp atışları, eski moda synth’ler ya da sound kolajları bütün şarkılara cuk oturmuş diyemem. Ayrıca bu denli yoğun şekilde Pink Floyd havasına girmişken gönül bir David Gilmour solosu da istemiyor değil. Eminim siz de böyle hissedeceksiniz. Roger Waters’ın ‘mücadele çağrısı’, hafif psikedelik dokunuşlu protest progressive rock ekseninde devam ediyor. Bu saatten sonra ‘yeni bir sound’ dener mi orası meçhul ancak bu yaptığını da Pink Floyd ekmeğini yemek için yapmıyor kesinlikle. Bana sorarsanız açık şekilde fırıncı olarak kendini görüyor zaten.

Gerçekten istediğimiz hayat bu mu

BU YAZ ONUN ŞARKILARI SÖYLENECEK

Onun için ‘popun yeni yıldızı’ diyen de var, ‘Geleceğin Lana Del Rey’i’ diyen de. 21 yaşındaki Kosova ve Arnavutluk asıllı İngiliz şarkıcı Dua Lipa, geçen hafta çıkan aynı adlı yeni stüdyo albümüyle şimdiden müzik listelerini alt-üst etmiş durumda. Müziğe 14 yaşında başlamış olan Dua Lipa’nın YouTube’daki videoları, son birkaç yılda milyonlarca kez tıklandı. İlk single’ı olan ‘New Love’ı 2015 yılında çıkaran Dua Lipa’yı New York Times gazetesi son dönemin ‘pop fişeği’ olarak tanımlıyor. Sean Paul’la yaptığı işbirliği sonucu ortaya çıkan ‘No Lie’ şarkısınınsa bu yaza damgasını vuracağına kesin gözüyle bakılıyor.

Gerçekten istediğimiz hayat bu mu

X