"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Moskova’da bayram namazı

MOSKOVA Merkez Camisi’nde 100 bin Müslüman’ın bayram namazı kıldığını gazetelerde okuduğumda duygulandım. Aralarında olmak, özellikle Kırımlı ve Kazanlı Müslüman Türklerle bayramlaşmak isterdim.

Bilhassa Kırımlı ve Kazanlılarla, çünkü onlar hem İslam’da hem Türk camiasında aydınlanmanın öncüleri olmuşlardı.

AYDINLANMA ÖNCÜLERİ

Aydınlanma hareketinin öncülerinden Kursavi, Şahabettin Mercani, Gaspiralı İsmail , Musa Carullah, Addürreşid İbrahim , Fatih Kerimi gibi âlim ve düşünürler üzerine Kazanlı ve Kırımlı Müslümanlarla sohbet etmek isterdim.

Bu öncüleri unutmuş olanlar çıkacaktı; ben bunun hüznünü yaşayacaktım...

Bu öncüleri çok iyi bilenler de çıkacak, onları heyecanla dinleyecektim.

19. yüzyılda “Ceditçiler” (Yenilikçiler) diye bilinen bu âlim ve düşünürler Türk dünyasında ve hatta İslam dünyasında, kendi deyişleriyle “milli ve medeni” bir uyanış hareketine, bir aydınlanmaya öncülük etmişlerdi.

Niye onlar?...

Çünkü Rus mekteplerinde okuyarak, medresenin daracık dünyasının dışında “modern medeniyet” diye bir gerçeğin olduğunu görmüşler, okumuşlar, üzerinde kafa yormuşlardı.

İÇTİHAT VE YENİLİK

Skolastiğe boğulmuş medrese geleneksel kültürü de kurutmuştu. Aydınlanma öncüleri “usul-i cedit” (yeni metot) dedikleri modern okullarla ve rasyonel düşünceyle geleneksel kültüre de yeni bir yorum ve hayatiyet kazandırdılar.

Geleneksel kültürdeki “içtihat” ve “tecdit” (yenilenme) kavramlarını modern medeniyeti kavramak yönünde canlandırdılar.

Gazali’yi zaten iyi biliyorlardı ama modern rasyonalizmin kurucusu Descartes’ı da okuyan ilk Müslüman ve Türk nesilleriydi bunlar.

Hocaları durumundaki Şahabettin Mercani, Buhara ulemasıyla yaptığı tartışmalarda karanlığı daha bir görmüş, “cedit” (yeni) fikirlere yönelmişti. Medresenin “taklit” doktrinine karşı “tecdit” (yenilenme) fikrini savunduğu vaaz ve eserleri gençlerde hayli etkili olmuştu.

Kitapları Kazan Türkçesinden Türkiye Türkçesine de çevrilmiş olan Musa Carullah asırlara damga vuran “Eş’ari Kelamı”nın nasıl bir skolastik yarattığını, bundan çıkmadıkça Müslümanların canlanamayacağını yazdı. Onun “Hatun” (Kadın) adlı eseri, Müslüman dünyasında fikri bir devrim niteliğindedir; kadın haklarını savunur. 

21. YÜZYILDA

Kırımlı Gaspiralı İsmail  Bey’in Tercüman adlı gazetesi Balkanlar’dan Çin Seddi’ne kadar ‘aydınlanmış’ nesillerin elinden düşmezdi. Batılıların “Cedidizm” dediği yenilenme ya da aydınlanma hareketinin en etkili ismi odur.

Türk ulusları için “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarı onundur.

Çarlık Rusya’sı modern “cedit okulları”nı birçok yerde kapattı, her yerde sıkı kayıtlar altına aldı. Medreseli “ulema” da Çar’ın bu baskısına destek verdi! “Ceditçiler”in kâfir olduğunu söylüyorlar, Çar’a “itaat” edilmesini istiyorlardı.

Ceditçi aydınların Osmanlı aydınlarıyla yakın temasları oldu. Şahabettin Mercani İstanbul’a gelip Cevdet Paşa’yla görüştü. Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi oralarda okunurdu. Musa Carullah’ın, Abdürreşid İbrahim’in kitapları buralarda yayınlanırdı.

19. yüzyılda Arap dünyasında da okumuşlar arasında benzer bir hareket görülür: Muhammed Abduh, Ferid Vecdi gibi yenilikçi İslamcılar...

Zamanımızda siyasal İslamcılık, İslam’ın hikmet ve tefekkür zenginliğini ve hele de aydınlanma mirasını siyasi güç kavgalarında harcıyor.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI