"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Anlamak ve coşmak

MALAZGİRT Zaferi’nin ve Büyük Taarruz’un başlangıç gününün 26 Ağustos olması, “tarihi anlamak” bakımından iyi bir vesiledir.

Bu sene ikisini de daha bir görkemli kutladık. Ama yine “anlamak” yerine “hamaset” ve hatta “siyaset” ağır bastı.

Mustafa Kemal Paşa’nın, Büyük Taarruz’u Malazgirt Zaferi’ni dikkate alarak 26 Ağustos’ta başlattığı söylendi mesela.

Malazgirt’i kutlarken, Selçuklu devletini kurumlaştıran Vezir Nizamülmülk kimsenin aklına gelmedi. Çünkü Malazgirt’e “anlamak” için bakmaktan ziyade hamaset ve siyasetle bakıldı.

TARİHÇİLİĞİN EVRİMİ

Sorun tarih biliminin evrimiyle ilgilidir. Milli Mücadele liderlerinin zihninde, bizim zihnimizdeki “Malazgirt” kavramı yoktu.

Bırakın klasik Osmanlı tarihçiliğini... 19. yüzyıldaki en büyük tarihçimiz ve devlet adamımız olan Cevdet Paşa’da ve ilk ansiklopedistimiz olan Şemseddin Sami’de bile Alp Arslan’ı okuduğumuzda Anadolu kapılarının Türklere açılması gibi değerlendirmeler göremeyiz.

Ancak tarihi araştırmaları, özellikle Selçuklu tarihi üzerine çalışmalar ve en önemlisi modern anlamdaki “milli tarih” anlayışı geliştikçe, görüldü ki, Malazgirt Zaferi çürümekte olan Bizans’ın Anadolu’daki egemenliğini kırarak Türklerin burayı vatanlaştırmasına yol açmıştır.

ARAŞTIRMA RUHU

Cumhuriyet döneminde Malazgirt’in bu uzun dönemli sonuçlarına ilişkin bilgi ve şuurun gelişmesinde tarihçi merhum Mükrimin Halil Yinanç bilhassa önemlidir.

Milli Şef İnönü’nün isteği üzerine Mükrimin Hoca, 1944’te İstanbul Üniversitesi’nce yayınlanan “Selçuklular Devri” adlı kitapta Malazgirt’in vatanlaşma tarihimizin başlangıcı olduğunu yazdı.

Sonra, Osman Turan ve Mehmet Altay Köymen gibi büyük tarihçilerimiz bu tezi geliştirdi.

Runciman, Claudae Cahen, Ira Lapidius gibi tarihçiler de bu gerçeği belirtir.

Bu gelişmelerdir ki, Türkiye’de Malazgirt kutlamaları 1958’den itibaren başladı.

1922 yılında Milli Mücadele liderlerinden “Malazgirt” tavrı beklenebilir mi?

Öyle bir tarihi belge yok zaten.

“Büyük dahi muhakkak Büyük Taarruz’u Malazgirt Zaferi’nin gününe denk getirmiştir” gibi TV’lerde dinlediğimiz beyanlar “tarih” değildir, “hamaset”tir.

Böyle bakarsak araştırma ruhu mu kalır insanda?

Büyük Taarruz’un hangi askeri, lojistik ve siyasi sebeplerle 26 Ağustos’a kadar geciktiğini merak edip araştırır mıyız?

‘HAÇLILAR SALDIRIYOR’

Muhafazakâr kesimin Malazgirt kutlamalarında hamaset, hatta siyaset ağır bastı.

Hele de ”Hâlâ Bizans ve Roma ile savaşıyoruz” diye kalem sallayanlara söylenecek söz yoktur.

Ama bugün hayli ağırlaşmış bulunan dış politika ve güvenlik sorunlarımıza “Bizans, Roma, Haçlılar hâlâ saldırı halindeler” diye bakarsak bu sorunlarımızın sebeplerini ve çözümlerini merak edip objektif gözle araştırmak, çözüm için rasyonel politikalar geliştirmek mümkün olabilir mi?

Geçmişten geleceğe ebedi dostlar, ebedi düşmanlar olabilir mi?

1920’lerin ortalarından itibaren İtalya’da yükselen faşizmin toprak taleplerine karşı Atatürk ve Venizelos samimi ve etkili bir işbirliği yapmadılar mı?

Hatay’ı tek kurşun atmadan anavatana katan diplomasi nasıldı?

İster Malazgirt, ister Büyük Taarruz, ister günümüzdeki ağırlaşmış sorunlar olsun, her olayı geçmişe uzanan sebepleri ve gelecekte olabilecek sonuçları ile araştırmaya, çözümler düşünmeye “analitik düşünce” diyoruz.

Hamasete değil; analitik düşünceye, rasyonel zihniyete, bilimsel bilgiye ihtiyacımız var. Bize coşku veren bu olmalıdır.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI