"Sibel Bağcı Uzun" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Bağcı Uzun" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Bağcı Uzun

Mikrodalga şöhret olmayın!

Cem Özer, sinema ve tiyatro oyunculuğu bir yana, 90’lı yıllara damga vuran “Laf Lafı Açıyor” programıyla yer edindi televizyon tarihimizde. “Ben sizin yerinizde olsam yalnız bu programı seyrederdim” sloganı ve anlattığı “Yastıkaltı Hikayeleri”yle unutulmayanlar arasında yer almayı başaran ünlü oyuncu ile İlham Veren Konuşmalar organizasyonu için geldiği Bursa’da keyifli bir sohbete imza attık. Oyunculukta emek ve bedel ödemenin kalktığı bir döneme girildiğini anlatan Cem Özer, genç oyuncuların çok çabuk şöhret olmak istediğine dikkat çekerek şu mesajı verdi; “Yalnız doğanın şu kuralını unutmasınlar. Bir madde ne kadar geç ısınırsa o kadar geç soğur. Ben kimseye mikrodalga şöhret olmalarını tavsiye etmiyorum! Ne kadar hızlı ünlü olurlarsa o kadar hızlı unutulurlar.”

Mikrodalga şöhret olmayın

- Oyunculuk hikâyeniz kovularak başlıyor. Sizi yolunuzdan döndürmeyen şey ne oldu?
Ali Poyrazoğlu senden bir şey olmaz deyip, beni kursundan kovmasına rağmen gizli gizli devam ettim. Sonra Ali Poyrazoğlu’nun kurslarında hoca olacak derecede kendimi eğiterek, oyunculukta var olacak derecede çaba sarf etmem cesaret işiydi. Çünkü korkak adam giderdi! “Ben olacağım” diye direnmek cesarettir.
- Bu yolculukta ilham aldığınız ustalarınız olmuştur mutlaka?
Çok fazla oldu hem de. Ama bunların önde geleni Ali Poyrazoğlu’dur. Ondan entellektüel kimlik, kitap okumak, dünyada olup bitenler konusunda bilgi sahibi olmak konusunda ilham aldım. Öğrenme aşkıyla yanıp tutuşan biriydi çünkü. İnsanları koşulsuz sevmek, hiç değiştirmeden kabul etmek konusunda rahmetli Cenk Koray ve Altan Erbulak’dan; hergelelik, fırlamalık, yaramazlık, aymazlık konusunda ise Levent Kırca’dan ilham aldım. Yeni ve aykırı işlerin peşinde koşmak konusunda Ferhan Şensoy; çok farklı bir oyuncu olabileceğimi ve boyumun getirdiği handikabı açmak için bedenimi çok iyi kullanmam gerektiği konusunda Mehmet Ulusoy ilham verdi. Müzik konusunda ise ilham aldığım kişi ilk kayınpederim Erol Pekcan’dır, sonrasında da pek çok müzisyen dostlarımdan. Yazı, çizi, şiir konusunda ise Can Yücel’i tanıdım ve ondan ilham aldım.
- Ne özel kişiler ve özellikler sıraladınız. Peki siz hani konuda ilham olmak isterdiniz?
Bilmiyorum, bir şekilde birlerinin hayatına olumlu anlamda dokunmak isterim. Ben çok konuşan, çok şey söyleyen insanım. Bu söylediklerimin içinden bir cümlenin herhangi bir şekilde bir insana dokunup, o an hayatında önemli bir değişikliği yaratması geçmişimde çok oldu, karşılaştım o insanlarla. Aşağı yukarı 42 yıldır profesyonel anlamda oyunculuk yapıyorum, göz önündeyim. 42 yılda 42 kişinin hayatını dokunmuş olsam ve olumlu bir değişim yaratmış olsam bu yeter işte! Bir insan hayatı boyunca kaç kişinin hayatını değiştirebilir ki? Ben ilham vermek için çok özel bir çaba sarf etmedim ama çok insan benden ilham aldıysa beni mutlu eder.
- Kendinizi şanslı görür müsünüz?
Şansa inanmıyorum. Çünkü neyse o adına “şans” dediğimiz şey, her an yanımızda duruyor. Biz sadece görmek istediğimizde, o fırsatı kullanabilme kabiliyetine eriştiğimizde, bizim karşımıza çıktı zannediyoruz. Hâlbuki o bizimle hep var! Daha öncede olabilirdi ama o anda karar verdiğimiz için onu büyük bir şans olarak görüyoruz sadece.

Mikrodalga şöhret olmayınHAYAT KESTİRME OLDU

- Ünlülük kavramı artık çok değişti. Sosyal medya fenomenlerinin bir anda üne kavuşması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Biz şu bakımdan şanslıyız; her şeyin daha yavaş değiştiği dünyanın insanlarıyız. Dolayısıyla bizim dönemde ünler, ünlüler, şöhretler daha kalıcıydı. Daha zor ve yavaş unutuluyordu. Şimdi ne kadar hızlı ünlü olunuyorsa o kadar çabuk unutulacaktır.
- Nedir sebebi sizce?
Günümüz gençliği artık kestirme gidiyor. Tıplı klavyedeki yollar gibi… Oysa kültür dediğimiz şey insanın hayatı kullanmakla olan ilişkisidir. Kullandığımız araç-gereç, bizim tavrımızı, yaşantımızı ve karakterimizi etkiler. Bilgisayar yoluyla kullanılan kestirme konuşmalar ilişkileri de etkiliyor. Özel hayatımda öyle davranmıyorum ama diyorsanız, hayır o öyle olmuyor. Giderek farkına varmadığın bir erozyona uğruyorsun ve sen bunun farkında değilsin. Tıpkı her akşam bir şişe rakı içip de ben alkolik değilim, akşamcıyım diyen adam gibi. Bunun azı çoğu olmaz! En basit örneği, dahi anlamına gelen “de” ve “da” ekinin ayrı yazılması gerektiği konusunda sosyal medyada o kadar baskı oluştu ki, artık ayrı yazılmaması gereken ekleri de ayrı yazıyorlar. Yani bunun gibi ilişkiler de dijitalleşti. Analog yapı ortadan kalkıyor, organik olmanın getirdiği ruh yok oluyor. İlişkiler de1’ler ve 0’lardan oluşuyor.
- Hemen olsun isteniyor her şey sanırım?
Çünkü dizilerde görüyor; 24 yaşında biri, geçen sene bir şey değilken bu sene bir dizide oynuyor haftada 2 bin beş yüz alıyor. Bir dahaki yıl haftada 50 bin lira haftada kazanmaya başlıyor ve bir anda bütün kameralar, ışıklar ona dönüyor, çok güzel kızlarla sevgili oluyor. Çok güzel arabalara biniyor, çok güzel yerlerde gezmeye başlıyor ve bütün bunları hiç emek vermeden yapıyor. Bursa›nın kasabasında yaşayan bir çocuk da aynaya bakıyor, ben de yakışıklıyım ben neden ünlü olmuyorum diye stres yapmaya başlıyor. Çünkü artık emek ve bedel ödemek kalktı.
Bir şey olayım, çabuk olayım istiyorlar. Ama bir şeyi unutuyorlar! Doğada fiziğin kuralıdır; bir madde ne kadar geç ısınırsa o kadar geç soğur. Yemeğin ağır ateşte pişmesi gibi..! Ben insanlara mikrodalga şöhret olmalarını tavsiye etmiyorum. Mikrodalgada bir tabak yemek 45 saniyede ağzına yakacak hale geliyor ama 45 saniye sonra da buz gibi oluyor!

Mikrodalga şöhret olmayın

SIRTIMDA TAŞIYACAĞIM ROLLERİ SEVİYORUM

- Sizin oyunculukta mecra olarak öncelikleriniz var mı?
Oyunculuk yapacağım her mecrayı seviyorum. “Dizileri geçinmek için yapıyorum ama sinema benim için daha önemli,” diyorlar ama insan ekmek yediği yere ihanet etmeyecek. Dizilerde de oyna, oyunculuğunu geliştir! Her hafta sana bunun için imkân tanıyor. Çünkü oyunculuk yaptıkça gelişen bir şeydir. Ben kendimi ifade edebileceğim her mecrayı tercih ediyorum. O dönem hangisi bana daha yakın ve öncelikli geliyorsa onu tercih ediyorum. Çok hamasi kriterlerim yok.
- Rol konusunda seçimlerinizi nasıl yapıyorsunuz?
Şunu soruyorum kendime; bu rolün bana ihtiyacı var mı, benim bu role ihtiyacım var mı? Herkesin oynayabileceği bir rolse, çok fazla katabileceğin bir şey yoksa, orada oynasam da olur oynamasam da. Biz oyuncular rolü şöyle tarif ederiz; bir rol vardır biner üstüne gidersin, bir rol vardır alır sırtında taşırsın. Ben alıp sırtımda taşıyacağım rolleri seviyorum.
- Çocuklarınız oyuncu olmak istiyor mu?
Oğlumun oyunculukla hiç alakası yok, nefret ediyor. Aklının ucundan bile geçmiyor. Kızım da öyle. Ünlü olmayı sevmiyorlar. Çünkü onların büyüme döneminde, biz yüzde yüz onların olamadık. Baş başa dışarıda olduğumuzda bile bizim ünümüzden dolayı rahatsız edildiler. Kendi halimizde kalamadık. Onlar bu durumdan çok rahatsız oldular ve bu travmayı yaşadılar. Bu nedenle göz önünde olmak istemiyorlar. İkisi de güzel yetiştiler bu konuda şanslıyım. Çocuklarımın anneleri de çok iyi, sanırım ben de iyi bir babayım. Anne-baba-çocuk ilişkisinde üç ayakta da şanslıyız. (gülerek)

Mikrodalga şöhret olmayın
İLK KEZ ÖNSÖZ YAZDIM!

- Aynı zamanda Bursalı yazar Ayşe Alagöz’ün Erkek Atlası kitabında da önsöz ve son nokta yazılarınızla yer aldınız. Bu hafta tanıtım gecesi için de Bursa’da olacaksınız?
Bunca yıldır kitap okurum, hatta yazmışlığım da var. İlk kez bir ‘Önsöz’ yazdım. Ayşe Alagöz’ün de bu değeri bana vermesi hoşuma gitti doğrusu. Sanırım ve umarım ülkemizde, eğitimli, eğitimsiz, varsıl, yoksul, tek tip sayılabilecek erkek profiline aykırı, farklı, antimaço bir profil çizdiğimdendir. Ayşe’nin dili ve zihni kıvrak, güncel... Hani dizi yazsa merak ediyorum yeni bir Gülse Birsel’le karşılaşabilir miyiz? Hikâyeler, yaşanmış, gerçek hikâyeler duygusu verdi bana. Kitabın adı; ‘Erkek Atlası’ ama ben (belki de erkek olduğum için) bir kadın atlasıyla karşılaştım. Ayakları yere basan, özgür, güçlü, esir düşmek istese de bağımsız kadınlarla. Ve ne yazık ki bu profildeki Türk kadını ancak Türkiye sınırları dışında kendini gösterebiliyor. Bence bu kitabı okuyun seveceksiniz. Üstelik bu kitabı okuyarak sosyal sorumluluk kapsamında Mor Salkım Şiddet Hattı’na da destek vermiş olacaksınız. Bu hafta kitabın lansman gecesinde de destek veren okuyucularımızla birlikte olacağız.

Mikrodalga şöhret olmayınDUYGUSAL BİR KOMEDİ

- Ömürsün Doktor tiyatro oyununuzla da hafta sonu sahne alacaksınız? Oyun hakkında kısa bir bilgi alabilir miyiz?
Bu oyunda, Anton Çehov’un renkli karakterleri eşliğinde, yaşadıkları ve öyküleri birbirinden güzel müzikler eşliğinde, son derece sıcak ve duygusal bir komedi şöleniyle seyirciyle buluşuyor. Güçlü bir ekiple canlanan öyküler seyirciyi hem kahkahaya boğuyor hem de farklı duygulara sürüklüyor. Ülkemizin her noktasına gitmek istiyoruz. Bu hafta sonu da Bursa’da Sanat Mahal’deyiz, tiyatro severleri bekliyoruz.

X