Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Koroner damar hastalarında yeni yöntem

EECP (enhanced extracorporeal counterpulsation), koroner arter hastalığı ve kalp yetmezliği gibi ciddi hastalıkların tedavisinde kullanılan yeni bir tedavi yöntemidir.

Dengesiz beslenme ve hareketsiz yaşamla birlikte genetik de işin içine girince, koroner kalp hastalıkları son yıllarda oldukça artış gösterdi. EECP yöntemi bu hastalıkların tedavisinde ayaktan ve kolaylıkla uygulanan bir yöntemdir. TOBB ETÜ Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu tedaviyle ilgili şu bilgileri verdi:

KAN BASINCINI ARTIRIR

“EECP’deki prensip, özel bir kompresyon cihazı ile kalbin kanlanmasını artırmak, kan dolaşımını rahatlatmak ve kalpte yeni (kılcal) damar gelişimini teşvik etmektir. Bu nedenle, bu tedavi yöntemi ‘doğal bypass’ veya ‘kansız bypass’ olarak da anılmaktadır. Bilgisayar kontrollü olan cihaz hastanın elektrosuna uyumlu olarak kalbin gevşeme anında manşonları aşağıdan yukarıya şişirir, aynı şekilde kalbin pompalama anında süratle manşonları söndürür, yani kalbin pompalama sürecinin tersine çalışır.
Kalbi besleyen koroner damarlar kalbin gevşediği sırada, kanla beslenirler, işte bu sırada EECP manşonlarının şişmesi kan basıncını artırarak koroner arterlere giden kanı artırır. Kalbin kasılma safhasında ise manşonlar aniden inerek kan basıncının düşmesine ve kalbin iş yükünün azalmasına neden olur. Hasta EECP masasına yatırılarak baldır ve uyluklarına özel şişen manşonlar bağlanır. Bu sırada göğsüne de EKG elektrotları yapıştırılarak kalp atımlarının izlenebilmesi için monitöre bağlanır. Cihazın çalıştırılması ile birlikte bacaklara bağlanan manşonlar kalp atımlarına uygun, belli bir düzen içinde şişip inmeye başlar. İşlem sırasında hastalar herhangi bir ağrı veya sıkıntı hissetmez. Yaklaşık 45 dakika süren tedavi sırasında hastalar gazete-dergi okuyabilir veya TV izleyebilirler.

AĞRI HİSSEDİLMİYOR

EECP, ameliyat olmak istemeyen veya ameliyata tıbbı bir engeli olan hastalar dahil çoğunluğunda uygulanabiliyor. Risk taşımaması, sonrasında ağrı hissedilmemesi, hastanede yatmayı gerektirmemesi sebebiyle oldukça tercih edilebilir bir yöntem. 20-30 seans, 1 saatlik tedavi, 1-1.5 ayda tamamlanan tedavi yönteminin en ağır hastalarda dahi yüzde 70-80 başarı oranı vardır. Tedavi sonrasında kan dolaşımında rahatlama olduğundan kalbin üzerindeki yük azalır. Kalbi besleyen koroner damarlar daha iyi kanlandığından hastaların göğüs ağrısı şikâyetlerinde önemli ölçüde azalma olur. Zaman içinde kalbi besleyen yeni kılcal damar gelişimi olur. Başta böbrekler olmak üzere tüm organların kan dolaşımında artış olur.”
***
Son yıllarda, EECP uygulamasının hipertansiyon, şeker hastalığı ve iktidarsızlık konularında çok şaşırtıcı olumlu etkileri gözlenmiş ve bu konularda bilimsel çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

GUATR NEDİR?

Guatr, tiroit bezi boyunda yer alan kelebek şeklinde bir organdır. Buradaki bezin büyümesi ve şişmesine de guatr denir. Salgıladığı hormonlar sayesinde vücuttaki birçok fonksiyonu düzenler. Eksikliği ya da fazlalığı durumunda çok ciddi rahatsızlıklara neden olabilir. Erkeklere göre kadınlarda daha sık görülen tiroit bezi sorunları, diğer organ ve sistemlerin çalışmasını da olumsuz etkiler. Her yaşta hastada ortaya çıkabilen guatr iyot eksikliği, kalıtım, geçirilen viral enfeksiyonlar, lityum kullanımı, radyasyon, gebelik, menopoz ve sigara kullanımı sebebiyle oluşabilir.
Boyunda şişliğin yanında, yutma güçlüğü, öksürük, nefes darlığı ve ağrıyla kendini belli eden guatr, çoğu kişi tarafından fark edilmiyor. Tiroit bezinden salgılanan hormonların sebep olduğu bu hastalıkta yetersiz hormon salgılanması durumunda kilo alma, uyku hali, uyuşukluk, kuru ve kaba cilt, kabızlık, halsizlik ve saç dökülmesi görülebilir. Normalden fazla hormon salgılandığında ise ishal, çarpıntı, baş ağrısı, titreme, sinirlilik ve bulantıya dikkat edilmeli.
Eğer aynaya bakarken boynunuzda şişlik fark etmenizin yanında çarpıntı, sinirlilik, geçmeyen ishal, kabızlık, uykusuzluk veya aşırı uyku hali, ellerde titreme, kilo alma, yutmada ve nefes almada zorluk gibi belirtiler varsa en yakınınızdaki iç hastalıkları uzmanına müracaat etmelisiniz.

X