"Selçuk Şirin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Selçuk Şirin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Selçuk Şirin

Seçim kazandıran algoritma

PEK farkında değiliz ama seçimler meydanlardan sosyal medyaya kayıyor.

Robotlar hayatımızı nasıl etkileyecek diye merak etmeye gerek yok, daha şimdiden büyük veriye (big data) bağlı algoritmalar hayatımıza yön vermeye başladı bile... Son Amerikan seçimleri üzerinden anlatayım.

TRUMP KAMPANYAYI BİR ÇÖMEZE TESLİM ETTİ!

Trump, bu hafta herkesi şaşırtan bir karar aldı. Tek tecrübesi Trump’ın 2016 seçimindeki dijital kampanyasını yönetmek olan genç bir isim olan Brad Parscale’ı 2020 başkanlık seçim kampanyasının şefi olarak atadı. Bu resmi atama çok önemli zira Amerikan başkanlık seçimlerine efsane kampanya şefleri yön verir. Bütün kampanyadan sorumlu bu isimler bazen adayın bile önüne geçer. Karl Rove mesela, George W. Bush’a rağmen ona başkanlığı kazandıran kampanya şefi olarak tarihe geçti. David Plouffe da Obama’ya iki seçimi açık arayla kazandıran kampanya şefi olarak anılıyor. Trump’ın 2016 kampanyasında öne çıkan bir kampanya şefi yok ama o süreçte dijital kampanyaları yöneten bir isim var: Brad Parscale. Trump, şimdi tüm kampanyasını bu isme, adı sanı duyulmamış birine devretmiş durumda... Bunun nedeni 2016 seçimlerinde dijital kampanya stratejisinin tüm seçim kampanyasına yön vermiş olması. Hatırlatayım...

TRUMP’IN SIRRI DİJİTALDE

2016 seçimlerini şöyle bir hatırlayalım. Clinton, Trump’tan iki kat daha fazla bütçeye sahip. Ekip derseniz bir tarafta pek çok seçim kazanmış Clinton kampanyasını yöneten tecrübeli bir kadro diğer tarafta daha önce tek bir seçime girmemiş derme çatma bir ekip. Demografi deseniz o da Trump’ın aleyhine. Öyle olduğu için tüm kamuoyu yoklamaları Clinton diyor. İşin doğrusu yapılan seçimde yoklamalar doğru çıkıyor. Clinton, Trump’tan çok oy alıyor ama oyları yanlış yerde alıyor. Trump aradaki farkı kapatması gerektiği yerlerde farkı kapatıyor. Bunu da dijital medyayı çok daha etkili bir şekilde kullanarak yapıyor.

İŞİ ALGORİTMALARA BIRAKAN KAZANIYOR!

2016’yı hatırlayalım. Clinton ekibi televizyon reklamlarına milyonlar harcarken Trump aylarca tek kuruş harcamıyor. Peki ne yapıyor? Şimdi kampanyasını emanet ettiği Brad Parscale’ı buluyor ve ona dijital reklamları yönetme işini veriyor. Şimdi sıkı durun. Daha önce çok seçim kazanmış uzmanlardan oluşan Clinton ekibi kendi dijital kampanyasını geliştirirken, Trump’ın çömez dijital kampanya direktörü Parscale, zaman ve bütçe yetersizliğinden dolayı tüm işi Facebook, Twitter, Instagram ve YouTube gibi platformların algoritmasına bırakıyor. Bu şirketler de her büyük reklamverene yaptığı gibi birer elemanı Parscale’ın emrine veriyor. Kampanyanın bundan sonrasını bu devasa şirketlerin elindeki büyük veri (big data) hallediyor. Bazen günde aynı mesajın yüzlerce versiyonu piyasaya sürülüyor. En başarılı olan reklam istenilen eyalette, istenilen yaş grubuna istenilen dozda gidiyor. Sonuçta hangi stratejinin galip geldiğini biliyorsunuz. Dolayısıyla önümüzdeki seçimlerde geçmişte seçim kazanmış uzmanların yerini büyük veriye dayanan algoritmaların alacağı muhakkak.

AYNI REKLAMA İKİ AYRI TARİFE!

Yukarıdaki stratejinin önemli bir parçası ‘tık ekonomisi’nin nasıl çalıştığını kavramaktan geçiyor. Dijital dünya bizim tıklamamız üzerine kurulu. Bu, reklamlar için de geçerli elbette. Daha çok tıklanan reklama daha az para ödüyorsunuz. Nitekim öyle olduğu için de bu hafta ortaya çıktı ki Facebook, aynı reklam için Clinton’dan daha fazla para alıyormuş. Benzer algoritmalar YouTube, Google, Twitter için de geçerli olduğundan önümüzdeki seçimlerde bu tık ekonomisini daha iyi çözen kampanyaların daha başarılı olacağını göreceğiz.

 

Seçim kazandıran algoritma

ZİHİNSEL GELİŞİM İÇİN ÇOCUĞUNUZU DİNLEYİN!
GEÇTİĞİMİZ haftalarda bu köşede özellikle 0-36 ay arasında beyin gelişiminin önemine vurgu yapmış, çocukları okula daha iyi hazırlamak için onlarla doğumdan itibaren kitap üzerinden diyalog kurmayı önermiştim. Hatta bu diyaloğun zengin olduğu ortamda yetişen çocukların, akranlarına göre 4. yılın sonunda 30 milyon kelime daha fazla duyduklarını ve bu farkın okul çağına geldiğinde ciddi başarı farkına dönüştüğünü anlatmıştım. O yazımın ardından iki gelişme oldu. İlki o yazımda geçen ‘30 milyon Kelime’ araştırmasını anlatan Dana Suskind’in kitabı, ‘30 milyon Kelime: Çocuğunuzun Beynini Geliştirin’ adıyla Türkçeye çevrildi. İkinci gelişme ise bu farkın okulöncesi çağda nasıl kapanacağı konusunda bize ışık tutan yeni bir araştırmanın yayınlanmış olması. 

ÇOCUĞUNUZA KONUŞMA SIRASI VERİYOR MUSUNUZ?

Harvard ve MIT araştırmacıları Rachel Romeo ve Grover M. Hermann tarafından yayınlanan araştırma hem ilk 36 ay hem de sonraki yaşlarda, yani okulöncesi dönemde ne yapılması gerektiğine dair çok net bir fotoğraf ortaya koyuyor. İlk 36 ay diyalog şart ve bunun mümkünse kitaplar aracılığıyla olması gerek. Bunu daha önce yazdığım için tekrarlamıyorum. Peki sonrası? Araştırmaya göre 4-6 yaş arası çocuklar için evde konuşulan kelime sayısı, artık erken yaşlarda olduğu gibi zihinsel gelişim için tek başına bir anlam ifade etmiyor. Bu yaşlarda zihinsel gelişimi destekleyen temel faktör çocukların diyaloğa yön vermesi. Yani diyalogda çocuğunuza ne kadar sıra geliyor? Direktif mi veriyorsunuz yoksa çocuğunuza kendini istediği gibi ifade etme fırsatı mı sunuyorsunuz?

DİYALOG BEYİN DALGALARINI DEĞİŞTİRİYOR!

Araştırmacılar bu sorulara yanıt bulmak için çocuklara bir ses kayıt cihazı takıp onları iki gün boyunca inceliyor. Sonra da beyin dalgaları üzerinden bir laboratuvar testi yapıyor. Yapılan bu testlerde ortaya çıkıyor ki ebeveynleriyle kurdukları diyaloğa yön veren çocukların beyinlerindeki Broca alanı çok daha aktif çalışıyor. Yani söz alan, muhatap alınan çocukların beyinleri zamanla fiziksel olarak da akranlarından ayrılıyor. Etkin diyalog ortamında yetişen çocuklar, akranlarına göre hem zihinsel beceri testlerinde hem de akademik alanda akranlarına göre çok daha başarılı oluyor. Özetle eğer çocuğunuzun okul hayatında başarılı olmasını istiyorsanız sihirli bir formüle ihtiyacınız yok. Yapmanız gereken onları daha çok dinlemek, onları muhatap almak. Kendini ifade etmeyi öğrenen çocuk, her şeyi daha kolay öğreniyor.

X