"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

YPG ile Esad rejimi uzlaştırılabilir mi? Hangi yöntemle?

Dünkü yazımda değindiğim ‘Uluslararası Kriz Grubu’nun (International Crisis Group/ICG) Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumu konu alan son raporu Türkiye ile ABD arasında ‘güvenli bölge’ üzerinde varılan mutabakattan tam bir hafta önce 31 Temmuz tarihinde yayımlandı.

Rapor, ‘güvenli bölge’ gibi bugünün ivedi konularına dönük önlemleri tartışmanın yanı sıra ‘Fırat’ın doğusu’ meselesinin bütününe getirdiği uzun vadeli bakış çerçevesinde bir dizi öneri ortaya atıyor. Bunlar arasında Türkiye’nin PKK’dan kaynaklanan kaygılarına hak veren, bu kaygıların giderilmesi gereğini vurgulayan öneriler olduğu gibi, rapor Ankara’da memnuniyetsizlik yaratacak bazı unsurlar da içeriyor.

Bununla birlikte ICG’nin raporunun önemini şurada görüyorum. ICG, genelde dünyada büyüme eğilimi gösteren sıcak kriz noktalarına eğilen, çözüm önerileri sunan ve genelde tarafsızlığı ile temayüz eden bir uluslararası sivil toplum örgütü.

Bu kuruluşun raporu, ‘Fırat’ın doğusu’ndaki duruma taraf olan bütün aktörlerle yapılan ayrıntılı mülakatlar ve sahada gözlemlere dayandığı için meselenin farklı açılardan çok boyutlu bir röntgenini çekiyor. Ardından bu tespitler üzerinden ilgili bütün tarafların çıkarlarını gözetmeye çalışan bir orta yol formülünün parametrelerini ortaya koymaya çalışıyor.

TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK KAYGILARI KARŞILANMALI

Raporu aktarırken öncelikle vurgulanması gereken bir nokta var. ICG, ABD’nin aracılık edeceği her türlü anlaşmanın Türkiye’nin iki temel kaygısını karşılaması ihtiyacını bir tür önkoşul olarak baştan kayda geçiriyor. Bunlardan birincisi, Türkiye’nin güney sınırında PKK bağlantılı bir devlet yapısının (statelet/devletçik) ortaya çıkmasının önlenmesidir. İkincisi, (PKK’nın Suriye’deki askeri uzantısı olan) YPG’nin Afrin’de Türk görevlilere karşı ya da PKK üzerinden Türkiye’de eylemlerinin engellenmesidir.

Türkiye’nin bu kaygıları giderilirken, YPG’ye de “Kaybetmesi kesin görünen bir savaştan koruma ve arzuladığı ancak sahip olmadığı türde bir uluslararası meşruiyet sağlama” güvencesinin verilmesi görüşünü işliyor ICG raporu.

Şimdi bu anlayış çerçevesinde atılması önerilen somut adımlara geçelim.

YPG, PKK ÜZERİNDEN KONTROLÜ BIRAKMALI

ICG’ya göre, YPG, Suriye’nin kuzeydoğusunun yönetimi, kaynakları ve güvenliği üzerindeki kontrolünü azaltmalıdır. Raporun bu bölümünde “YPG, özellikle PKK tarafından eğitilmiş kadroları üzerinden yönetim ve güvenlik yapıları üzerinde kurduğu paralel kontrolü aşamalı bir şekilde sonlandırmalıdır” deniliyor. Yine bu bölümde, örgütün “YPG/PKK’ya sadakat göstermek yerine yerel düzeyde katılımı ön planda tutan ve etkin çalışan organlara yetki devretmesi” öneriliyor.

 Bu çerçevede YPG’ye yapılan bir diğer öneri, örgütün Suriyeli olmayan kadrolarının yönetici görevlerden çekilmesi, yerlerine yerel teknokratların getirilmesidir. Rapordaki bir saptamaya göre, kuzeydoğu Suriye’de sınır kontrolü ve petrol işletmeciliği de dahil bütün kilit yönetim pozisyonları Suriyeli olmayan PKK bağlantılı kişiler tarafından doldurulmaktadır.

Atılması istenen bir başka adım, Suriye’nin kuzeydoğusunda PKK’ya ait bütün işaret ve sembollerin kaldırılmasıdır. Bununla bölgede bütün idari birimlerde asılan Abdullah Öcalan posterleri ile PKK bayraklarının kastedildiğini anlamalıyız.

ABD YPG’NİN ŞAM’LA ANLAŞMASINI ENGELLEMEMELİ

Önemli bir çağrı da ABD’ye gidiyor. Raporda, “ABD, YPG’yi Şam ile anlaşmaktan caydırma yönündeki tutumunu bırakmalı ve kuzeydoğunun geleceğinin Suriye devletiyle yeniden bütünleşmekten geçtiğini teslim etmelidir. Aynı anlayışla, ABD, Şam’ı baskı altında tutmak ve zayıflatmak için YPG’nin doğal kaynaklar üzerindeki kontrolünü bir araç olarak kullanmaktan vazgeçmelidir” deniliyor.

Konu doğal kaynaklara gelince, ICG raporunda kritik bir denklem kuruluyor. Burada Esad rejimi ve YPG’ye eşzamanlı verilmesi öngörülen iki mesaj var. Birincisi rejime gidiyor: “ABD ve uluslararası koalisyon, rejime, YPG’ye yerel özerklik tanıyan anlamlı ödünler önermeden zengin kaynaklara sahip olan kuzeydoğuyu yeniden kazanamayacağı sinyalini vermelidir”. Raporun en dikkat çekici önerilerinden biri, Fırat’ın doğusunda Kürtlere ve Araplara ülkenin toprak bütünlüğü gözeten bir ‘yerel özerklik’ modelini savunmasıdır.

Rejimle anlaşmaya ikna edilmesi için YPG karşısında kullanılabilecek kart ne olabilir? Rapor “ABD’nin sağladığı korumanın kalıcı olmadığı YPG’ye açıkça söylenmelidirtavsiyesinde bulunuyor.

 RUSYA DA ŞAM’I İKNA ETMELİ

Şimdi Rusya’ya düşen role gelelim... Raporun yazarları, çözüm açısından Rusya’nın Esad rejimi üzerindeki nüfuzunun kullanılmasını kritik görüyor. Rejimin esneklik göstermeye ikna edilebilmesi için Rusya’dan talep edilen “Müzakere edilmiş bir çözümü desteklediğini ve ABD bölgeden çekilse bile rejimin buraya dönük bir saldırısını desteklemeyeceğini net bir şekilde duyurması”dır.

Raporun bu bölümündeki şu saptamanın altını özellikle çizelim: “Rusya ABD’nin Suriye’deki varlığının sona erdiğini görmek istiyorsa, bu kuvvetle muhtemeldir ki, YPG ve Şam’ın bugün rejimin kontrolü dışında kalan bölgeler üzerinde bir anlaşmaya varmaları halinde mümkün olabilecektir. Böyle bir anlaşma Türkiye’nin de kabul edebileceği ve aynı zamanda İran bağlantılı grupları kuzeydoğunun dışında tutan bir çerçevede olmalıdır”.

TÜRKİYE VETOSUNU KALDIRABİLİR Mİ?

Tabii Türkiye’ye dönük beklentiler de var. Türkiye açısından kabulü bir hayli güç olan bir konu YPG bağlantılı Suriye Demokratik Konseyi’nin Birleşmiş Milletler öncülüğündeki siyasi sürece katılımı üzerindeki vetosunu kaldırmasının talep edilmesidir.

Bu noktada Abdullah Öcalaı’ın mayıs ayında YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yaptığı “silahlı çatışma dışında çözümlere yönelinmesi” yolundaki çağrısı da olumlu bir faktör olarak kayda geçiliyor. Raporda gerilimi düşürme ve kuzeydoğu Suriye’yi de içine alacak bir siyasi düzenleme yönündeki bu iradenin Ankara ve Washington tarafından pekâlâ test edilebileceği belirtiliyor. Hatta PKK’nın atacağı adımlara Ankara’nın da -tutukluların tahliyesi ve anadilde eğitim gibi alanlarda atacağı adımlarla- karşılık vermesi bir düşünce olarak telaffuz ediliyor.

İlginçtir ki, dolaylı ifadelerle ‘siyasi açılım’ anlamı içeren bu fikirler kuvvetli bir vurgu almadan oldukça kontrollü bir dille ifade ediliyor. Ankara’da bu doğrultudaki öneriler açısından elverişli bir siyasi iklimin bulunmadığını raporun yazarlarının da dikkate aldıkları anlaşılıyor.

Her halükârda ICG’nin raporu Fırat’ın doğusundaki fotoğrafa 360 derece bakılabileceğini gösteren çok boyutlu bir çalışmanın ürünü. Ve denkleme dahil olan bütün taraflar esneklik göstermeden bir çözümün kolay olmayacağı mesajını taşıyor.

X