Kömür santrallarına veto, çevre bilincinde önemli bir eşik

Geçen hafta bu köşede kömüre dayalı termik santrallarda çevreyi korumaya dönük yükümlülüklerinin 2022 yılı ortasına kadar ertelenmesinin yol açtığı sorunlara odaklanan beş ayrı yazı yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün ilgili yasanın bu düzenlemeyi içeren 50’nci maddesini veto edip, yeniden görüşülmek üzere TBMM’ye geri göndermesi yeni bir değerlendirme yapmamı gerekli kılıyor.

Haberin Devamı

Durumu tartışmalı olan 13 işletmeye geçmişte 31 Aralık 2019’da, yani bu ayın bitiminde sona ermek üzere 7 yıla yakın uzun bir muafiyet süresi tanınmış olmasına karşılık, bu sürenin geçen 21 Kasım’da TBMM’de iki buçuk yıl daha uzatılması AK Parti’nin iradesini yansıtıyordu. Bundan da kuşkusuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iradesini anlamamız gerekiyor.

Aradan iki hafta geçmeden önemli bir irade değişikliğinin meydana gelmiş olmasını -hangi saikle olursa olsun- içeriği itibarıyla doğru yönde atılmış, toplum sağlığı açısından olumlu bir adım olarak kabul etmeliyiz.

CUMHURBAŞKANI ÇITAYI YÜKSELTTİ

Vetoyu değerlendirirken vurgulamamız gereken ilk husus, Cumhurbaşkanı’nın veto gerekçeleriyle Anayasa Mahkemesi’nin kömür santrallarına tanınan muafiyeti 2021 yılına kadar uzatan 2013 tarihli yasayı 2014 yılında iptal kararının gerekçeleri arasında belirgin benzerlikler bulunduğudur.

Haberin Devamı

Zaten AYM’nin iptal kararı üzerine, iktidar 2016 yılında TBMM’den bu santralların çevre muafiyetini 2021’den 2019 sonuna çeken yeni bir yasa maddesi geçirmiş, AYM de bu değişikliği uygun bulmuştu. Erdoğan’ın vetosu, muafiyeti 2019 sonuyla sınırlayarak, bu anlamda AYM kararına uygunluğu da sağlamış oluyor.

Cumhurbaşkanlığı’nın veto gerekçesinde Anayasa’nın 56’ncı maddesinde “Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı”na yapılan atıfla birlikte “Enerji ihtiyacının karşılanması zorunluğunun insan sağlığı ve çevrenin korunması amacının önüne geçmemesi gerektiği” tezinin vurgulanması da önemli bir noktadır. Bu ifade, toplum sağlığı ve çevreyi üretim ihtiyacının üstünde tutan bir bakışı yansıtıyor.

Böylelikle, Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisi açısından çıtayı bir hayli yükseğe çekmiş bulunuyor. Erdoğan, bundan sonrasında çevreyle ilgili sorunlar gündeme geldiğinde, kendi koyduğu bu çıtanın altına inmemek durumundadır.

13 SANTRALDAN EN AZ 10’U KAPANACAK

Bundan sonraki aşamada ne olacak? AK Parti’nin TBMM Grup Başkanvekili Mehmet Muş, dün yaptığı açıklamada, ilgili maddenin yeniden düzenlenmeyeceğini, yasadan çıkartılacağını duyurmuştur.

Haberin Devamı

Bu açıklama işletmeler açısından herhangi bir esneklik içermiyor. Bu durumda 2016 yılında TBMM’den geçen yasa değişikliğinin tanıdığı muafiyet süresi önümüzdeki yılbaşı gecesi son bulacaktır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, 1 Kasım’da TBMM Bütçe Komisyonu’nda soruları yanıtlarken, tartışılan 13 kömür santıralından 10’unun geçici faaliyet belgesinin de bulunmadığını belirterek, “Bu taslak yasalaşmadığı takdirde 10 tanesi kesinlikle kapanacak” demişti. Veto sonucu taslak yasalaşamadığı için 10 tesiste üretimin durdurulması gerekecektir. Mevzuatta bir düzenleme yapılmazsa, çoğu özelleştirilmiş olan bu işletmelerin çevre yatırımları bitene kadar kapalı kalması kuvvetle muhtemeldir.

Haberin Devamı

‘Geçici faaliyet belgesi’ olan 3 işletmenin durumu konusunda ise şimdilik açıklık yoktur. Bu noktada Enerji Bakanlığı’nın çözüme kavuşturması gereken bir sorun var. Bu da tartışılan 13 işletmede çevre önlemlerine dönük yatırımlar açısından farklı hazırlık düzeylerinin söz konusu olmasıdır. Bunlar arasında çevre yatırımlarına başlamış olup mesafe kat edenler olduğu gibi bu hazırlıkları çok ağırdan alanlar da var. Bunlar karşısında nasıl bir uygulamaya gidileceğini izleyip görmek gerekiyor.

Bu arada işletmelerde faaliyet durduğu takdirde elektrik üretiminde doğacak açığın başka kaynaklardan karşılanması gereği belirecektir. Unutmayalım ki, bu 13 işletme kömüre dayalı toplam 68 termik santralın yalnızca bir bölümüdür. Ancak bu kategorideki santrallarının toplam kurulu gücünün yüzde 42’si bu 13 tesisten geliyor.

Haberin Devamı

Enerji Bakanlığı’nın doğacak açığı kapatmak üzere doğalgaza dayalı termik santrallar ve baraj santrallarındaki üretim kapasitesine yönelmesi gerekebilecektir.

SORUN SADECE BACA FİLTRESİ DEĞİL, YA ATIK SAHALARI?

Ayrıca, meseleyi yalnızca kömür santrallarının bacalarına filtre takılmasından ibaret görmek de eksik olur. Bir bu kadar önemlisi, santrallardaki atık sular ve kül depolama sahalarıdır. Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, dünkü sohbetimizde meselenin bu yönünü şu şekilde anlatmıştır:

Bu termik santrallardaki atık sahalarının da ciddi bir rehabilitasyondan geçmesi gerekiyor. Bu atıklar çevreye uygun koşullarda değil, bizim ‘vahşi depolama’ diye adlandırdığımız, çevre ve insanlar açısından büyük tehlike arz eden yöntemlerle doğaya bırakılıyor. Keza, atık sular tarım arazilerine, yeraltı su kaynaklarına karışıyor. Kömür santrallarının çevre yükümlülükleri çerçevesinde bu ciddi sorunların kesin ve çevreye saygılı bir şekilde çözüme kavuşturulması şarttır.”

Haberin Devamı

SANTRALLARDA ŞEFFAFLIK ŞART

Tartışmaların uzandığı noktada söz konusu santrallarda çevre yatırımlarının durumunun kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklanması yararlı bir adım olacaktır.

Bu tesislerin bacalarından çıkan zararlı parçacıkları teneffüs etmek, bıraktıkları atıklarla temas etmek durumunda kalan vatandaşlar bakımından sağlıklarına dönük bariz bir tehdidi öğrenmek, bu bilgiyi talep etmek en doğal haktır.

Termik santrallardaki çevre önlemlerinin kamuoyunda bu kadar yaygın bir tartışma konusu haline gelerek kuvvetli bir toplumsal duyarlılığın sergilenmesini, sonuçta çevreye dönük farkındalığın güçlenmesini bütün hadisenin en sevindirici yönlerinden biri olarak görebiliriz.

Yazarın Tüm Yazıları