"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

İdlib’deki TSK varlığı cihatçıları birbirine düşürdü

Bugün yayımladığımız harita, Hatay’a sınırdaş olan İdlib’de muhalefet ve rejim bölgelerini ayıran sınır hattının çevresinde Türkiye, Rusya ve İran’ın tesis ettiği askeri gözlem noktalarını gösteriyor. Türkiye’nin 12, Rusya’nın 10 ve İran’ın 7 olmak üzere toplam 29 askeri gözlem noktası var sınır boyunca.

İdlib’deki TSK varlığı cihatçıları birbirine düşürdü

Bu gözlem noktaları, Suriye’ye dönük ‘Astana Süreci’ni başlatan bu üç ülkenin İdlib’de çatışmasızlık ortamının gözetilmesine kefil olduklarının ifadesidir.

Üç garantör ülkenin askeri mevcudiyetleri ile çevreledikleri bu bölge, Suriye iç savaşında ayakta kalmayı başaran kalan Esad muhalifi cihatçı grupların ülkenin batısında kendilerine sığınak buldukları son barınağı gösteriyor.

BM’nin resmi rakamlarına göre, göre 1.2 milyonu yerinden edilmiş Suriyeliler olmak üzere toplam 2.5 milyon insanın yaşadığı bu coğrafyada irili ufaklı sayısız cihatçı grup sahada faaliyet gösteriyor. Söz konusu gruplar sıkça ittifaklar altında faaliyet gösterirken, kendi aralarında da sürekli çatışabiliyor.

İdlib’de önümüzdeki döneme ilişkin istikrarsızlık senaryolarından başlıcası, kuşkusuz Esad rejiminin burada egemenliğini yeniden tesis etmek üzere bu gruplara karşı topyekûn bir saldırıya girişmesi ihtimalidir. Cihatçı grupların kendi aralarındaki çatışmaların eşiğinin tırmanması da göz ardı edilmemesi gereken bir ihtimaldir. İki senaryonun iç içe geçtiği büyük bir kaosla da karşılaşabiliriz.

***

Bu bölgede sahadaki aktörler arasında en geniş alan kontrolüne sahip grup, El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra Cephesi’nin bünyesinden çıkmış olan HTŞ, yani Heyet Tahrir’üş Şam. El Nusra kadrolarının başka cihatçı grupları da aralarına alıp kurdukları HTŞ’nin liderliğini geçmişte El Nusra’nın da liderliğini yürütmüş olan Ebu Muhammed El Culani yapıyor.

İlginç bir gelişme, HTŞ’nin bir süredir buradaki başka radikal cihatçı grupların yaylım ateşi altında olması. Bunun nedeni, İdlib’in Astana Süreci’nde ‘gerilimi azaltma bölgesi’ ilan edilmesi projesine HTŞ’nin destek vermiş olması.

Yakın Doğu’da muhtelif yerel dillerde yapılan açıklamaları, yayınlanan haberleri İngilizce ve Fransızca gibi dillere çevirerek dünyada geniş bir kamuoyu erişimine açan Washington D.C. merkezli ‘Ortadoğu Medya Araştırmaları Merkezi’ (MEMRI) adlı kuruluşun web sitesinde bu konuda çarpıcı bilgiler var. Burada yayınlanan metne göre, HTŞ’nin bir sözcüsü geçen mayıs ayı sonunda yaptığı bir açıklamayla “İdlib’de gerilimi düşürme mutabakatının uygulanmasına yardımcı olacaklarını” duyurmuş.

El Nusra’nın uzantısı olan bir örgütün bu yönelişi, Esad rejimi ile çatışırken en azından Türkiye’yi ve Rusya’yı karşısına almak istemediğini gösteriyor.

***

MEMRI’nın çeviri metninde, El Julani’nin yeni bir örgüt kurmasına muhalif kalan El Kaide şahsiyetlerinin Nusra’nın eski liderine yönelttikleri oldukça ağır suçlamalar da yer alıyor. Bunlar, HTŞ’nin Türk askerlerinin Suriye’ye girişini sağlayarak büyük bir suç işlediği, İslam’a ihanet ettiği, Türkiye’nin elinde bir maşa haline geldiği gibi suçlamalar...

Aktardığımız tablo aslında bir çatlağın ortaya çıktığını gösteriyor. İşte bu tartışmaların tam ortasında ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 31 Mayıs tarihinde terör örgütleri listesini güncelleyerek, HTŞ’yi, 2014 yılında terörist ilan edilen “El Nusra Cephesi’ne dâhil bir örgüt” olarak gördüğünü açıkladı. ABD’nin HTŞ’yi sadece isim değişikliğinden ibaret görmesi, kendisini yeni bir kimlik olarak takdim etme çabası içindeki HTŞ’nin sert tepkisine yol açtı. HTŞ, yaptığı bir açıklamayla, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın kararını eleştirdi, hiçbir ülkeyi tehdit etmediğini duyurdu.

İlginçtir ki, ABD Dışişleri’nin kararına ABD’nin Ortadoğu terörü konusundaki önemli otoritelerinden biri olan Charles Lister gibi isimlerden eleştiriler geldi. Lister, yönetimin tanımlamasını hatalı bulduğunu belirtirken, HTŞ ile El Kaide arasındaki çatışmanın göz ardı edildiğini belirtti. Lister, El Kaideci’lerin HTŞ’ye karşı kurduğu ‘Tanzim Huras el Din’ adlı yeni örgütün HTŞ’den daha tehlikeli olduğu kanaatinde.

***

Yanı başımızdaki İdlib, işte bu gibi tartışmalara ve çatışmalara sahne oluyor. Ayrıca, Türkiye’nin müttefiki durumundaki ÖSO’ya bağlı grupların da İdlib’de hesaba katılması gereken ölçüde bir varlığının ve alan kontrolünün bulunduğunu da vurgulamak gerekiyor. Bu durum da Türkiye’yi İdlib denkleminde önemli bir faktör durumuna sokuyor.

Cihatçı gruplar arasındaki mücadelenin nasıl bir yöne gideceği İdlib’in geleceği açısından büyük önem taşıyor. İdlib’in şimdiden Türkiye açısından Kuzey Irak gibi en kritik coğrafya parçalarından biri haline geldiğini söyleyebiliriz.

X