Barış Harekâtı’nın 48. yıldönümünde KKTC’nin bağımsızlık ilanına ışık tutan tarihi bir mektup

Önceki gün, yani 20 Temmuz 2022 tarihi, Türkiye’nin 1974 yılında gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 48’inci yıldönümüydü. Bu vesileyle her yıl olduğu gibi harekâtla ilgili birçok haber, makale ve hatırat yayımlandı.

Haberin Devamı

Harekâtın 48’inci yıldönümü aynı zamanda Dışişleri eski Bakanı İlter Türkmen’in vefatının hemen sonrasına rastladı. Türkmen, Kıbrıs dosyasında Türk tarafı açısından 1974 harekâtından sonraki en kuvvetli adım olan 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ilanı kararının, dönemin dışişleri bakanı sıfatıyla en önemli mimarlarından biriydi.

Vefatının ardından kendisinin şahsi arşivinden çıkan bir belge, KKTC’nin ilanı kararıyla ilgili olarak bazı gerçeklere ışık tutuyor.

Barış Harekâtı’nın 48. yıldönümünde KKTC’nin bağımsızlık ilanına ışık tutan tarihi bir mektup

DENKTAŞ’A GÖRE ‘1983 YILININ EN GÜZEL HEDİYESİ’

İlk kez gün ışığına çıkan bu belge, 25 Ekim 1983 tarihinde o andaki unvanıyla “Kıbrıs Türk Federe Devleti Başkanı” Rauf Denktaş tarafından el yazısıyla dönemin Dışişleri Bakanı İlter Türkmen’e hitaben yazılmış bir teşekkür mektubu.

Haberin Devamı

Bu mektubun önemi, KKTC’nin bağımsızlık ilanı konusunun, Türkiye’de askeri rejimden demokrasiye geçiş sürecinde 6 Kasım 1983 tarihinde yapılan seçimlerden iki hafta kadar önce Ankara ile Lefkoşa arasında büyük ölçüde karara bağlanmış olduğunu göstermesidir.

Mektup, seçimden iki hafta, 15 Kasım 1983’teki bağımsızlık ilanından ise yaklaşık üç hafta kadar önce yazılmış. Bununla birlikte, Denktaş bu metinde ileride “Genç KKTC’nin tarihinin yazılacağından” söz ediyor ve İlter Türkmen’e teşekkürlerini sunuyor. Bu ifadeden, 25 Ekim 1983 tarihi itibarıyla KKTC’nin adının da konmuş olduğunu anlıyoruz.

İlginç olan bir diğer nokta, Denktaş’ın mektupta “Hariciyemizin Tugay’ı Kıbrıs’ta” şeklinde bir ifade kullanmış olması. Burada o tarihte Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs-Yunanistan İşleri Genel Müdürü olarak görev yapan Tugay Uluçevik’i kastettiğini anlıyoruz. Denktaş’ın atıf yaptığı Korkmaz Haktanır da o dönemde Uluçevik’in yardımcısı olarak görev yapmaktaydı.

Bu çerçevede Denktaş’ın mektubu kaleme aldığı gün Uluçevik’in Ankara’dan Lefkoşa’ya giderek kendisine Dışişleri Bakanı Türkmen’den oldukça önemli bir mesaj götürdüğünü anlıyoruz. Denktaş bu mesajdan o kadar mutlu olmuştur ki, bundan Türkmen’e “1983 yılının en güzel, en değerli hadisesi” olarak söz ediyor.

Haberin Devamı

Türkmen’in Uluçevik aracılığıyla gönderdiği hediye “KKTC’nin bağımsızlık ilanı” konusundaki yeşil ışığın Ankara tarafından artık yakılmış olmasıdır.

Barış Harekâtı’nın 48. yıldönümünde KKTC’nin bağımsızlık ilanına ışık tutan tarihi bir mektup

‘OMUZLARIMIZA TEVDİ ETTİĞİNİZ SORUMLULUĞU CESARETLE TAŞIYACAĞIZ’

Denktaş’ın Türkmen’e teşekkür mektubunun tam metni şöyle:

“KIBRIS TÜRK FEDERE DEVLETİ BAŞKANLIĞI

Lefkoşa, 25 Ekim, 1983

Muhterem İlter Bey Kardeşim,

1983 yılının en güzel ve en değerli hediyesine içtenlikle teşekkür ederim. Hariciyemizin Tugay’ı Kıbrıs’ta! Ve ne mutluluk? Allah hepinizden razı olsun. Bu noktaya gelinmesinde katlandığınız zorluklar ve sıkıntıları müdrik bir kişi olarak kurtuluş tarihimize yapmış olduğunuz bu özel katkı için şükranlarımı arzederim. Çileli yollarda uzun yıllar birlikte yürüdük. Hedef hep aynı olmakla beraber, sizin sabrınızın taşmadığı durumlarda bizimkinin taştığını gördük ve daima siz haklı çıktınız. Olumsuz eleştiriler karşısında hoşgörü ile hareket edebildiniz çünkü kendinize, hükümetinize, Devlet’e ve davaya sonsuz güveniniz vardı. Gün gele genç KKTC’nin tarihi yazıldığında İlter Türkmen’in bu tarihte şanlı bir yeri olacak – kalplerimizde olduğu gibi.

Haberin Devamı

Sözler, bu andaki hissiyatımı ifadeye yetkili değildir. Üzerimizden büyük bir ağırlığı kaldırdınız. Omuzlarımıza tevdi ettiğiniz sorumluluğu hedefe varıncaya kadar cesaretle taşıyacağımızdan kuşkunuz olmasın. En yakın bayramımızda, bu bayramın aziz mimarlarından biri olarak sizi ailece aramızda görmek istiyoruz. Tugayımızla, Haktanır’la, tüm kadro ile!

Sonsuz teşekkürler.

Rauf Denktaş KTFD Başkanı”

Barış Harekâtı’nın 48. yıldönümünde KKTC’nin bağımsızlık ilanına ışık tutan tarihi bir mektup

DENKTAŞ HEP BAĞIMSIZLIK İSTİYOR, ANKARA ONU FRENLİYORDU

Bu mektubu yorumlarken kısaca karara giden sürecin arka planını da hatırlamak gerekiyor. Şurası bir gerçek ki 1974’teki Barış Harekâtı’ndan itibaren Denktaş’ın gönlünde yatan aslında bağımsızlık ilanıydı. Ancak bu konuda Ankara’dan bir teşvik görmemiş, kendisine soruna federal bir çözüm bulunması için Rumlarla müzakere masasına oturması telkin edilmişti.

Haberin Devamı

Bu bakışın sonucudur ki Barış Harekâtı’ndan sonra adadaki Türk bölgesinin hukuki kimliği “Kıbrıs Türk Federe Devleti” (KTFD) olarak tanımlanmıştı. Yani KTFD Kıbrıs Cumhuriyeti’nin federe bir unsuru, bir parçası olarak görülmüştü. KTFD’nin yapının bütününden kopmadığı kabulü geçerli olmuştu.

Gelgelelim, özellikle 1982 sonrasında Rum kesiminin müzakerelerde katı bir tutum alıp BM Genel Kurulu da dahil olmak üzere uluslararası kuruluşlardan birbiri ardına çıkarttığı,  Rum tezlerine yakın duran kararlarla çözüm süreci tıkanmıştı.

KTFD Meclisi de 17 Haziran 1983 tarihinde aldığı “Kendi kaderini tayin hakkı Kıbrıs Türk halkının vazgeçilmez hakkıdır” şeklindeki bir kararla Kıbrıs Rum Yönetimi’ne karşı tepkisini ortaya koymuştu.

Haberin Devamı

Bunu izleyen aylarda Denktaş, bu karara da dayanarak bağımsızlık ilanı için ısrarla Ankara’nın kapısını çalmaya başladı. Sonrası, bir ucunda Ankara’da Milli Güvenlik Konseyi ve Dışişleri Bakanı İlter Türkmen, diğer ucunda Lefkoşa’da Rauf Denktaş’ın yer aldığı uzun ve çekişmeli bir müzakere sürecidir. Özellikle uluslararası alanda yaratacağı sert tepkiler nedeniyle bunun kolay bir karar olmadığı aşikârdır. Buna karşılık, Denktaş bir an önce bağımsızlık ilanı için sabırsızlanmaktaydı.

Bugün yayımladığımız mektup, Denktaş ile Ankara arasındaki müzakere sürecinin Ankara’nın KKTC’nin ilanı konusundaki nihai kararını vermesiyle 25 Ekim 1983 tarihi itibarıyla son bulmuş olduğunu gösteriyor. Mektubun içeriğine bakılırsa, Ankara’dan Lefkoşa’ya giden Dışişleri’nin Kıbrıs-Yunan İşleri Genel Müdürü Uluçevik, Denktaş’a beklediği haberi getirmiştir.

KARAR ÇEKİŞMELİ BİR SÜREÇTEN GEÇTİ

Metindeki ifadeler, kararın olgunlaşmasının Türkmen ile Denktaş arasında çekişmeli bir süreci izlediğine dair ipuçları taşıyor. Denktaş, bu arada daha genel bir çerçevede Kıbrıs sorununda uzun yıllar birlikte yürürken, bazı durumlarda kendisinin “sabrının taştığını”, Türkmen’in ise “sabrının taşmadığını” ve sonunda “daima haklı çıktığını” anlatıyor.

Mektubun şöyle ilginç bir boyutu da var. İlter Türkmen BM’nin hazırladığı Annan Planı’nı 2004 yılında Türk tarafınca kabul edilebilir bulduğu için Denktaş’ın eleştirilerini de üzerine çekmişti. Buna karşılık bu mektupta Denktaş’ın Türkmen’i, bağımsızlık ilanında oynadığı rol çerçevesinde KKTC’nin tarihinde şanlı yeri olan” bağımsızlığın “aziz mimarlarından biri” olarak nitelendirdiğini görüyoruz.

TURGUT ÖZAL’A SÜRPRİZ OLDU

Mektubun içeriğindeki ifadeler kararın icrasının zamanlamasına ilişkin bir bilgi içermiyor. Bununla birlikte, Uluçevik’in bu ziyaretinde bağımsızlık ilanında nasıl bir zaman takvimi ve hareket tarzı izleneceği konusunda Denktaş’a sözlü bir bildirimde bulunduğu tahmin edilebilir.

Her halükârda Denktaş, Türkiye seçime doğru yol alırken KKTC’nin doğuşunun dünyaya yakın bir zamanda duyurulacağını biliyordu.

Ankara’da ipleri elinde tutan Milli Güvenlik Konseyi’nin bağımsızlık ilanını askeri rejimden sivil yönetime geçildiği bir zamanlamaya denk getirmesinde, uluslararası alanda gelebilecek tepkileri mümkün olduğu ölçüde savuşturabilme düşüncesinin belirleyici olması muhtemeldir. Bu mantığa göre, kararı alan irade zaten o sırada görevi devrediyor olacak, sandıktan çıkacak yeni irade de gelişmeden habersiz olduğu için bu karardan sorumlu tutulamayacaktır.

Askerlerin adayı olmayan, üstelik askerlerin bir dizi engellemesine rağmen seçime katılan ANAP lideri Turgut Özal açısından da 6 Kasım seçimini kazanmasından tam dokuz gün sonra gelen bağımsızlık ilanı sert bir sürpriz olmuştur.

Yazarın Tüm Yazıları