“Zeki Müren’in Öpücüğü” yakışıklı prense çevirir mi?

Haluk Bilginer’in canlandıracağı Zeki Müren’i Özdemir Erdoğan ile seyretmek istiyorum. Bakalım üzerinde ne tür etkileri olacak bu filmi izlemenin.

Haberin Devamı

“Zeki Müren’in Öpücüğü” yakışıklı prense çevirir mi
Ezel Akay, Haluk Bilginer ve Levent Kazak’ı 15 yıl sonra yeniden bir araya getiren “Zeki Müren’in Öpücüğü”nün hazırlıkları bitti, çekimleri ekimde başlayacak. ‘Sanat Güneşi’ni Haluk Bilginer canlandıracak.
Sırf bu bile film için heyecanlanmaya kâfi.
Kaldı ki Ezel Akay benim en sevdiğim yönetmen.
Senarist Levent Kazak, senaryoyu iki kere çöpe attıktan sonra üçüncüde doğru anlatımı yakaladığını söylüyor.
Göreceğiz, şimdiden başarılar dileriz.
Yalnız ben bu filmi durup durup “Zeki Müren karşıtlığı”yla gündeme gelen Özdemir Erdoğan’la izlemek isterdim.
Özdemir Bey’e açık çağrımdır: Biletler, mısırlar, Alaska Frigo’lar benden. Hangi salonu, hangi seansı tercih ederse ona gidelim.
Filmi izleyelim, sonunda da röportaj yapalım.
Bakalım yaklaşık 2 saat boyunca “kötü örnek” Zeki Müren’e maruz kaldıktan sonra tabiatında bazı değişiklikler baş gösterecek mi?
Mesela “10 dakika ara”dan sonra ruj sürüp mü oturacak koltuğuna?
“The End” kısmı geldiğinde artık otrişli falan mı olacak yanımda?
Bunların hepsine razıyım.
Daha önceden yaptığı gibi “sanat için” soyunmaya kalkmasın yeter.
Ya belki bir ümit, “Zeki Müren karşıtlığı”nda daha makul bir noktaya gelir.

Haberin Devamı

Sen ne güzel bir insansın
◊ Harvard Üniversitesi’nden yüzde 100 burs kazanınca “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz”daki rolünü bırakıp ABD’ye okumaya giden, orada da 3.7 not ortalamasıyla en başarılı Türk öğrenciler arasına giren oyuncu Ece Hakim...
◊ Doğum gününde İyilik Yap platformu üzerinden Kansersiz Yaşam Derneği yararına kampanya başlatan Sibel Can...
“İyilik yapıp birlikte iyileşelim, iyileştirelim.
Sizlerden gelen desteklerle birçok hastaya umut olacağız” diyor.

Düşüncesizlik etmişim
“Zeki Müren’in Öpücüğü” yakışıklı prense çevirir mi
Hande Yener’e bir özür borçluyum.
Geçen sene atlattığı meme kanserinden sonra 6 ayda bir yaşadığını kutladığını açıklamıştı.
Ben de “Neden seneidevriyesi, neden her ay ya da 3 ayda bir değil de 6 ay?” diye sormuştum.
Behiye K. adlı okurumuzdan öyle bir mektup aldım ki, ne yaptığımı o zaman fark ettim ama iş işten geçmişti artık.
Şöyle soruyordu okurumuz özetle:
Ne biliyorsunuz 6 ayda bir kontrolden geçip geçmediğini ve bu kontroller sonucunda kutlama yapıp yapmadığını?
Hiç böyle düşünmemiştim.
Okurumuza teşekkürü, Hande Yener’e özrü borç bilirim.
Bir daha yanına yöresine hiç uğramasın bu meret inşallah.

Haberin Devamı

Sığınmacılardan
tuhaf beklentimiz

Suriyelilerin ardından kamyonlarla, TIR’larla, bazen de yürüyerek Türkiye’ye giriş yapan Afganlar gündemde.
Konu, enine boyuna birçok alanda tartışılıyor, tartışılmalı da.
Fakat bütün bu patırtı kütürtü içinde benim dikkatimi çeken bir argüman var ki çok manasız.
“Bu insanlar neden ülkelerinde kalıp savaşmak yerine Türkiye’ye kaçıyor? Biz en zor zamanlarımızda dahi ülkemizi terk etmedik, etmeyiz” deniyor...
İyi de kıyaslama yanlış.
Biz Suriyelilerle, Afganlarla benzer toplumlar değiliz ki.
Türkiye toprak, arazi değil, vatan.
Onlarınki ülke, bizimki devlet.
Sınırlarını bile işgalci subaylar çizmiş.
Bizim için “tüten en son ocağa” kadar hattı müdafaa yok, sathı müdafaa var.
O yüzden milli kahraman “Ya istiklal ya ölüm” emrini verebiliyor.
Çünkü uygulanacağını biliyor bu emrin.
İşin ekonomik, siyasi, kültürel, demografik boyutunu sonuna kadar tartışalım ama...
Rica ederim bu saçma argümandan çıkalım.
Tartışmaların ortasında kendimizi, birikimimizi, kazanımlarımızı başka bir kulvarla mukayese etmiş oluyoruz.

Yazarın Tüm Yazıları