Yoncimik bizi mahkemeye ver

Berbat şarkısı “Ayıp Şeyler” hakkında sosyal medyada yazılanlara dava açmaya hazırlanıyormuş. Kendisine karşı linç kampanyasına destek veren köşe yazarlarını da şikayet edecekmiş. Beni başa yaz ama sakın Edis’i de unutma.

Haberin Devamı

Yonca Evcimik’in 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’nde çıkardığı “Ayıp Şeyler” adlı rap şarkısı büyük tepki toplamıştı.

Her ne kadar farkındalık yaratmaya çalıştığını söylese de şarkıdaki seksist sözlerden dolayı çok eleştirilmişti.

Tam da kadına şiddet gününde, “Açarsan mahremini içeri girer işte öyle... Dik dur ahlaklı ol ki seni hak ettiğin gibi sevsinler...” gibisinden abuk sabuk, neye hizmet ettiği anlaşılmayan sözler...

Eleştirenlerin arasında ben de vardım: “Kadına şiddete dikkat çekeceğim diye bir darbe de kendisi vurmuş. Ne kör gözüm parmağına bir şey bu yaptığı... Eşi dostu da mı yok? Kimse de ‘Sen n’apıyorsun? Bir dur, bu yanlış olur’ demedi mi?” diye yazmıştım.

Evcimik, sosyal medyada hakaret ve küfür içerikli yazılar yazanlara karşı dava açmaya hazırlanıyormuş. Kendisine karşı linç kampanyasına destek veren köşe yazarlarını da şikayet edecekmiş.

Haberin Devamı

Hakaret ve küfür söz konusuysa elbette hakkını sonuna kadar arasın. Ama “linç kampanyasına destek veren köşe yazarları” denince herhalde buna ben de giriyorum.

Bu vesileyle sözlerimi aynen tekrar edeyim ki o kadar eleştirinin arasında gözden falan kaçar, şikayette ismim eksik kalmasın:

“Eşi dostu da mı yok? Kimse de ‘Sen n’apıyorsun? Bir dur, bu yanlış olur’ demedi mi?”

Hâlâ aynı fikirdeyim çünkü Yoncimik hatasını kabul etmiyor. Herkesin gönlüne su serpecek bir özür dilemek yerine cadı avına çıkıyor.

Çıksın bakalım.

Bu devirde cadıyı nereden bulacaksa...

Ama şunu hiç hesaba katmıyor: Ya şarkısında dillendirdiği şeylerden dolayı şiddete uğramış bir kadın da kendisine dava açarsa?

Mesele kazanmak, kaybetmek, tazminat, ceza, şunu bu değil. Böyle bir pozisyona düşmenin vicdani yükünün altından nasıl kalkacak? Bununla mı anılmak istiyor?

Yonca Evcimik ile bir kere röportaj yapmıştım.

Onun dışında bir tanışıklığımız, muhabbetimiz yok.

Keşke arkadaşı, dostu olsaydım. O zaman buradan yazmak yerine kendisine söylerdim: Seni seviyoruz ama hata üstüne hata yapıyorsun.

Yeri gelmişken Edis’i de ispiyonlayayım

Şarkıcı Edis, kadın-erkek eşitliği konusunda yaptığı açıklamalarıyla sosyal medyada gündem oldu. Hürriyet Pazar’da Hakan Gence’ye verdiği söyleşisinin bir bölümünde isim vermeden şöyle diyordu:
“Çocukluğumda hayran olduğum ve kişisel olarak da sevdiğim bir kadın sanatçı daha yeni, son derece yanlış bir şarkı yaptı. Kendini kadınları savunuyormuş gibi hissederek... Böyle bilinçlerin bir an önce toparlanması lazım. Bütün sanatçılar söylemlerine dikkat etmeli. Herhangi birinin söylediği başka bir yerde farkında olmadan şiddete dönüşüyor.”
İsim vermiyor ama ben burada direkt Yonca Evcimik’i kastettiğini düşünüyorum.
Yanlışsam Edis düzeltsin.
Doğruysa Yoncimik bizimle beraber onu da mahkemeye versin.

Haberin Devamı

Hiçbir başarısı, bu başarısızlık kadar gündem olmamıştı

Ezel Akay en hayran olduğum Türk yönetmen. Bol ödüllü “Tabutta Rövaşata”, “Güneşe Yolculuk”, “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” ya da “Neredesin Firuze” falan gibi işlerinden bahsetmiyorum.
“Karagöz ile Hacivat Neden Öldürüldü?” diye bir filmi vardır kiii... Ben ona, orada vuruldum.
Türkiye’nin 14. yüzyılını İlber Ortaylı bile bu kadar isabetli ve lezzetli bir tarih perspektifinden anlatamaz. Kaçırmış olanlar bir fırsatını bulursa mutlaka izlesin.
E haliyle son filmi “9 Kere Leyla”yı aynı beklentiyle açtım.
Sonuç herkesle aynı: Yarısında bıraktım.
Yurtdışında olsa en fazla gişede/reytingde çakılır, birkaç sinema eleştirmeni de ağır eleştiri yazıları yazar, geçer gider.
Bizdeyse bir popüler kültür krizi haline geldi. Gazeteler, televizyonlar, sosyal medya... Bugüne kadar Ezel Akay ismini duymamış insanlar bile artık ne kadar kötü bir film çektiğini biliyor.
Ne tuhaf... İnsanın onca emeği, başarısı, ödülü hanesine değil suya yazılıyor ama bir başarısızlığı olduğunda kapısının üstüne çarpı atılıyor.
Bu da Türkiye’nin 21. yüzyılı işte.
Yine Ezel Akay’dan seyrediyoruz ama bu kez yönetmen değil, oyuncu koltuğunda oturuyor.

 

Yazarın Tüm Yazıları