"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Yaşlılık indirimini siz de hak edebilirsiniz

Kendinize ne kadar iyi bakarsanız, en az on yaş gençleşirsiniz. Bu “yaş indirimi” adeta bir “avantaj kartı” gibidir. Size daha fazla enerji, güç, kuvvet yükler.

Eğer kendinize biraz daha iyi bakabilir, sağlığınız konusunda daha ilgili, bilgili ve dikkatli biri olabilirseniz, 60’ındayken 50’li, 70’indeyken 60’lı, 80’indeyken de 70’li yıllara rahatça inebilir ve neticede bazılarının hak edip kazandıkları “yaş indirimi” kartına sahip olma şansını siz de yakalayabilirsiniz. 

Bu kart adeta bir “avantaj kartı” gibidir. Size daha fazla enerji, güç, kuvvet yükler. Daha fazla bağışıklık verir. Hastalıkları uzak tutar. Hastalanınca çabucak iyileşmenizi garanti eder. Daha iyi uyumanızı, daha fit ve formda olmanızı garanti altına alır.
Üstelik bu karta sahip olabilmek için mükemmel bir genetik mirasa ve bol paraya sahip olmanız filan da gerekmez.
Ne yaptığınıza ve ne yiyip içtiğinize, ne düşündüğünüze dikkat edeceksiniz, hepsi bu kadar. Önceliği “yaptıklarınıza”, yani kaslarınız ve eklemlerinize (ve bir bütün olarak bedeninizi daha çok kullanmaya) verecek, “ayakta kal, hayatta kal” prensibine yürekten inanıp zamana direnecek, yani “paslanmayı” geciktireceksiniz.
Aynı zamanda da ağzınızdan giren her lokmaya dikkat ederek, “homini gırtlak yiyip içmeyi” bir yana bırakacak, yükte hafif pahada ağır/güçlü şeyler yiyip içmeye çalışacaksınız.
Özeti şu: Avantaj kart sahibi olabilmek için attığınız adımların sayısını iki katına çıkarıp yuttuğunuz lokmaların sayısını yarıya indirecek ve uykunuza, ruhsal beslenmenize, keyif ve huzurunuza ayrıcalık tanıyacaksınız.
Ben bunların yarısını bile yapsanız “yaşlılık indirimi” avantaj kart hakkını kesinlikle kazanacağınızı garanti ederim.

 


DİKKAT

Sırt ağrılarınızın nedeni omurganızın eğriliği olabilir 

Omurga eğriliği zannedildiğinden de yaygın bir sorun.
Her sorun gibi onun da hafifi, ortası, ağırı var. Hafifi gözden kaçar, ortası, hele hele ağırı hem şekil bozukluğu yapar, hem de oluşturduğu ağrılarla can yakar.
Çocukluk/ergenlik çağında fark edilip de gerekli koruyucu önlemler alınmadığında skolyoz problemi bir türlü geçmeyen sırt, bel ve boyun ağrılarının tetikleyici haline de geliverir.
Üstelik bu ağrıların zamanla yorgunluğa ve depresyona bile yol açması mümkün.
Eğer tekrarlayan sırt, bel ve boyun ağrılarından yakınıyorsanız doktorunuza “belinizde eğrilik olup olmadığını” sormanızda yarar var.

 

 

NOT ALIN

Boyun şişlikleri neden önemli?

Boyun bölgesi kulak, ağız, burun, boğaz yoluyla girebilecek mikroplardan korunmamızı sağlayan karakollarla/lenfa bezleriyle donatılmıştır.
Lenf bezleri normalde ele bile gelmeyecek kadar küçük, minicik bezlerdir. Herhangi bir enfeksiyon söz konusu olduğunda (bademcik, farenjit, renit, sinüzit, otit) enfeksiyonu oluşturan mikroplarla ilk savaşı bu bezlerin içindeki askerler (lenfositler ve diğer hücreler) yapar.
Ve savaş şiddetlendikçe de bu bezler giderek büyümeye, ağrımaya, şişmeye başlar. Herhangi bir enfeksiyon halinde boynunuzda oluşan ağrı ve şişkinliklerin oluşum mekanizması basitçe budur. Diğer taraftan boyun şişliklerinin tek sebebi de lenf bezlerinin mikroplarla savaşırken şişmesi değildir. Lenf bezi tümörleri, tiroid bezi kanserleri ve daha pek çok hastalık da boyunda şişlik yapabiliyor.
Bu nedenle boyun şişliklerinin her türlüsünü ciddiye alıp takip etmeniz gerekiyor.

 

 

İYİ HABER

Evcil hayvan sağlığı destekleyebiliyor

Üst üste yapılan çalışmalar gösterdi ki evde evcil hayvan besleyenlerin bazı sağlık avantajları var.
Bu kişilerde hayvanla meşguliyet duygusu stresle mücadeleyi kolaylaştırdığından olsa gerek depresyona, hipertansiyon ve kalp krizlerine daha seyrek rastlanıyor.
Bir başka neden de hayvanlarla birlikte yapılan yürüyüşler. Özellikle köpek besleyenlerin mutat ve zorunlu yürüyüşleri kilo kontrolü ve kalp sağlığını korumada da faydalı oluyor.
Yine köpek besleyenlerin kan, şeker, kolesterol ve trigliseridlerini daha kolay kontrol ettiklerini, tansiyonlarını daha kolay düşürdüklerini, uyku düzenlerinin daha iyi olduğunu gösteren çalışmalar da var.

 

 

OKUR SORUSU

Vücudum neden susuz?

Sağlıklı bir vücut kolay kolay susuz kalmaz. Hemen hepimiz beden su dengemizi koruyacak, su rezervlerimizi sahiplenecek, olağanüstü sistemlerle donatılmış durumdayız.
İhtiyacımızdan az su aldığımızda böbrekler su kaybını sınırlar. Ter bezleri daha az ter oluşturarak bu sınırlamaya destek çıkar.
Bağırsak sistemi de su kaybına karşı önlem almaya başlar. Ama yine de bedene her gün su takviyesi yapmanız şart.
Çünkü yapımızın neredeyse yüzde 70’e yakını su ve su olmadan hiçbir sistemimiz doğru dürüst iş görmüyor. Özellikle ishal, aşırı terleme, tekrarlayan kusmalar, böbrekler yoluyla aşırı su kaybı gibi bir durum söz konusu olmadığında beden ilave bir su ihtiyacı içine de girmiyor.
Eğer böyle durumlar söz konusuysa ilave kayıpları mutlaka yerine koymak gerekiyor. Yoksa günde 8-10 bardak su –veya su içerikli diğer içecekler ve yiyecekler- su ihtiyacını gidermeye yetiyor.
Netice şu: Vücudum çok susuz diyenlerin çoğu ciltlerine bakarak karar veriyor, ciltleri kuruysa susuz olduklarını düşünüyor, oysa gerçekte durum pek de öyle değil.

 

 

OKUR SORUSU

Haşimato hastasıyım TPO’m neden düşmüyor?

Tiroid bezinde haşimato hastalığına bağlı tahribat başladığında kanda anti-TPO adı verilen bir enzim yükselmeye başlıyor, hastalık süresince de yüksek kalıyor.
Bu nedenle de haşimatodan kuşkulanan her doktorun ilk işi kanda anti TPO antikoru baktırmak oluyor.
Zira haşimato hastalarının en az yüzde 95’inde anti-TPO antikorları az ya da çok yüksek bulunuyor.
Ne var ki bu antikorları hastalığın aktivitesini, şiddetlendiğini ya da hafiflediğini gösteren bir parametre olarak kullanmak doğru değil.
Anti-TPO seviyelerinin yüksek ya da düşük olması hastalığın iyileşmeye ya da kötüleşmeye başladığının işareti olarak kabul edilmiyor.
Özeti şu: Eğer haşimato hastasıysanız “anti-TPO’m ne zaman düşecek” gibi bir beklentiye girmeyin. TPO’nuz düştü diye sevinmeyin, yükseldi diye de üzülmeyin. Şunu da unutmayın: Anti-TPO antikorunun yüksekliği yaşla birlikte artar.

X