"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Tatlı krizlerini önlemenin 10 yolu

İçine “tatlı” gibi sevimli bir sözcük girse de her kriz gibi bu kriz de mühim bir sorun. Mühim çünkü bu krizlerin de ciddi ve tehlikeli sonuçları var. Diğerleri gibi bedensel ve ruhsal değil, birçok sebebi olabiliyor. Peki “nedir, nasıldır, ne yapmalıdır” tatlı krizlerini önlemek, sorunu kökünden çözmek için? Buyurun...

Tatlı krizlerini başlatan nedenlerin başında insülin patlamaları geliyor. “İştah canavarı insülin hormonu” şu veya bu nedenle fazla salgılanırsa bizi acilen ve şuursuz bir şekilde “tatlı bir şeyler yiyip içmeye” yöneltiveriyor.
Üstelik bu yönelim bazen “kafayı yeme” derecesine bile varabiliyor.
Tatlı krizlerinin bir başka sebebi ise beslenme yanlışları. Karbonhidrat ağırlıklı beslenmek, hele hele unu, nişastası, şekeri bol, işlenmiş karbonhidrat oranı yüksek yiyeceklere paçayı kaptırmak da bu krizlere çıkarılan birer davetiye olabiliyor. Siz azıcık pasta, bir parça kurabiye, bir parmak tatlı, bir kaşık bal, bir tutam şeker filan derken hiç farkına varmadan günün birinde çaresiz ve tedbirsiz bir tatlı canavarı haline gelebiliyorsunuz.
Bazen de “ruhsal”, daha doğrusu “duygusal” sorunlar yöneltiyor bizi tatlılara veya şekerli içeceklere, mutsuzluğu, umutsuzluğu, keyifsizliği, moralsizliği onlarla çözme yanlışına.
Neticede mutsuzluğunuzu unutup 3-5 dakikacık süren mutlu serotonin banyolarının sağladığı geçici doyumlara bağımlı biri haline gelebiliyorsunuz.
Bazen de bir “hastalık” hali bizi “tatlı canavarı” haline getirebiliyor. İnsülin salgılayan bir tümör (insülinoma), polikistik overler, demir eksikliği gibi kansızlık durumları, bağırsak parazitleri gibi problemler ya da fonksiyonel veya başka kökenli hipoglisemiler tatlı isteğinizi istek olmaktan çıkarıp kriz haline getirebiliyor.
Peki, nasıl önlenecek bu krizler? Yandaki kutuya buyurun...

Tatlı krizlerini önlemenin 10 yolu

KESİP SAKLAYIN

Kriz önleyen 10 öneri

Un, şeker ve nişastadan uzak durulacak. Hele hele çaya, kahveye eklenen şekerler unutulacak, tatlılar, pastane-fırın ürünleri mazide bırakılacak.
İçi tıka basa işlenmiş karbonhidrat dolu hazır, paketlenmiş atıştırmalıklardan uzak kalınacak. Cipslere, gofretlere hiç dokunulmayacak.
Sadece şeker eklenmiş konsantre meyve suları değil, yalnızca vıcık vıcık fruktoz şurubu içeren çakma, aroma yüklü, gazlı, köpüklü, asidik içeceklere değil meyve sularına taze sıkılmış olsalar bile mesafeli durulacak.
Sağlık yararı söz konusu olduğunda nar, portakal, üzüm suyunun taze sıkılmışının bile 50, bilemediniz 100 ml’si ile yetinilecek.
Ara öğünlerde grisini, çubuk, peksimet gibi suyu alınmış un bombalarından medet umulmayacak. İhtiyaç olmadıkça ara öğün gündeme getirilmeyecek. Getirildiğinde de protein ağırlıklı olanlar (yoğurt, ayran, peynir) tercih edilecek.
Posadan zengin beslenilecek. Bunun anlamı basitçe şu: Sebzeler, bakliyat grubu en önemli posa kaynaklarımız. Gıdaların posa içeriği arttıkça şeker oranları düşüyor, bağırsaktaki mevcut şekerin emilimi azalıyor ve yavaşlıyor.
Basit değil, kompleks karbonhidratlar seçilecek. Meyvenin suyu yerine püresi, püresi yerine salatası, salatası yerine de kendisi, hatta mümkünse kabuklu doğal hali tercih edilecek.
Sebzeler aşırı örselenmeden, mümkünse pişirilmeden yenilecek. Pirinç yerine bulgur tercih edilecek, onun da miktarı sınırlı tutulup kepeklisi pişirilecek. Kuru baklagillere ağırlık verilecek.
Canınız ille karbonhidrat mı çekti? O karbonhidrat mümkün olduğu kadar bir proteinle evlendirilecek. Bulgur yoğurtlu, makarna yoğurtlu ya da kıymalı pişirilecek. Taze meyveler bile yoğurtla birlikte yenecek.
Meyve konusu önemli. Bir kere aç karna meyve yenmeyecek. Yeniyorsa ara öğün niyetine bir parça ile yetinilecek. Hele hele “yemek üstü meyve bayramı kutlamaları” tamamen terk edilecek.
Alkole el bile sürülmeyecek. Sürülmeyecek çünkü alkollü içeceklerin neredeyse tamamı şekerden ya da nişasta zengini karbonhidratlardan üretiliyor.
Şekerden, meyveden ya da nişasta zengini yiyeceklerle birlikte tüketiliyor. Alkol ille de alınacaksa yanında karbonhidrat yasaklanacak, yani içki ile meyve, nişasta zengini atıştırmalıklara (beyaz, sarı leblebi, tuzlu, unlu atıştırmalıklar) asla dokunulmayacak.
Aç karna kesinlikle içilmeyecek. Yanında ille bir şey yenilecekse protein tercih edilecek.
Şekerli sakızları, şeker eklenmiş her türlü diyet ürününü, şekerlemeleri yazmaya bile gerek yok ama ben yine de hatırlatayım dedim.

Tatlı krizlerini önlemenin 10 yolu

NOT ALIN


Artrit hakkında her şey...

Yaşlıları tehdit eden bu can sıkıcı sağlık problem hakkında bilmediğiniz hiçbir şey kalmasın.
- Araştırmalar, orta yaşlıların üçte birinin, 65 yaşı geçenlerin yüzde 90’ının osteoartritten muzdarip olduğunu gösteriyor.
- El parmak eklemlerinde ve dizlerde ortaya çıkan yaşlılık romatizması kadınlarda daha sık görülüyor. Yaşlı erkeklerde ise osteoartrit daha çok kalça eklemlerini tehdit ediyor.
Genelde orta yaş sonrası kadınların şikâyet ettiği parmak eklemlerine yerleşen osteoartrite çoğu kez mercimek iriliğinde topaklanmalar da eşlik ediyor.
Heberden nodülleri denen bu topakların kadınlarda daha güçlü bir genetik geçiş gösterdiği biliniyor.
- Osteoartritin en önemli belirtisi ve hastaların başlıca şikâyeti eklem ağrılarıdır. Hastalığın erken evrelerinde ağrıların başlıca özelliği istirahatla azalmaları, ciddi ve ağır bir ağrıdan çok sızı gibi algılanmalarıdır.
Hastalar ağrının kaynağını tanımlamakta zorlanırlar. Sızı şeklindeki ağrı belli bir nokta yerine daha geniş bir alana yayılma eğilimindedir.
- Hastalık ilerledikçe ağrı daha basit hareketlerle de ortaya çıkmaya başlar ve zamanla istirahat ederken bile ağrı devam eder. Hastalar ağrı yüzünden gece uykularının bölünmesinden şikâyet ederler.
Bunun başlıca nedeni uykuda eklemi koruyan kaslardaki gerginliğin azalmasıdır.
- Özellikle depresyona eğilimli, menopoz ile boğuşan kadınlarda endişe, panik atak gibi sorunların yoğun yaşandığı evrelerde osteoartrit ağrılarının daha şiddetli seyrettiği ve tedaviye daha az yanıt verdiği bilinmektedir.
- Hastaların ikinci önemli şikâyeti eklemlerdeki tutukluktur. Eklemlerde hissedilen sertlik, hareket kısıtlılığı ve çıtırtılar en az ağrılar kadar rahatsız edicidir.
İstirahat ettikten sonra, özellikle de sabah saatlerinde hissedilen eklem tutukluğu çok tipik bir belirtidir. Bu geçici tutukluk yaklaşık 15-20 dakika sonra biraz hareket ettikten sonra hafifler.
- Osteoartritli hastaları endişelendiren eklem çıtırtılarının nedeni eklem kıkırdaklarındaki düzensizlik ve eklemlerdeki kalsiyum çöküntüleri yüzünden eklem yüzeyinin düzgünlüğünü kaybetmesidir.

Tatlı krizlerini önlemenin 10 yolu

BİR NOT


Gebelik bulantıları nasıl önlenebilir?

Gebelik bulantılarından yakınanlar aşağıdaki önerilerimize kulak verebilirler...
- Fazla baharatlı ve bulantıya sebep olabilecek ağır kokulu besinlerden uzak durun.
- Kolay sindirilip kolay hazmedilen besinleri tercih edin.
- Aşırı yağlı besinlerden uzaklaşın.
- Yemeklerinizi oturarak, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek yiyin.
- Yatmadan önce hafif ve yağsız bir ara öğün alın.
- Küçük porsiyonlar halinde beslenmeye bakın.
- Bulantı yaptığını düşündüğünüz yiyeceklerden uzak durun.
- Sorunun genellikle gebeliğin ilk 3 ayında oluştuğunu ve zamanla hafifleyeceğini unutmayın.
- B1 ve B6 vitamini desteklerinden istifade etme konusunu ise doktorunuza sorun.

X