"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Hangi Omega

C vitamini, B12 vitamini, bazı aminoasitler ve Omega-3 yağ asitleri hayatımızın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Peki, onları bu denli önemli kılan ne?

Bazı besin unsurları var ki genç-yaşlı, kadın-erkek fark etmiyor. Onların eksikliğine hiç kimse dayanamıyor. Zaten bu nedenle de onlara “Elzem, olmazsa olmaz, yaşamsal, hayati” gıdalar diyoruz.
C vitamini, B12 vitamini, bazı aminoasitler bunlardan bazıları. Yaşamsal gıdalardan biri de Omega-3 yağ asitleri. Peki, onları bu denli önemli kılan ne?
Onlar hücrelerinizi sarıp sarmalayan zarın en önemli parçası. Hücre zarının üzerinde yer alan almaçların (reseptör) işlevlerini etkilemek ve yönetmek onların görevi.
Kanın pıhtılaşmasını dengeleyen, kan damarlarının büzüşüp genleşmesini ve yangı sürecini kontrol eden hormonların yapımı için “başla” komutunu veren de yine onlar.
Bu nedenle de kalp hastalığından kansere, egzamadan romatoid artrite varan geniş bir hastalık ve sağlık sorunu yelpazesi Omega-3’ün ilgi alanına girer.
Daha çok detay için, buyurun...

8 soruda omega dengesi

Omega-3’ü besinlerle yeterince alamayanlara Omega-3 destekleri önerilir. Doğru kullanılmaları halinde yararları tartışılmaz ama “bu işi ne kadar bilinçli yapıyoruz?” noktasında bazı eksiklikler var.

BALIK YAĞI İLE OMEGA-3 AYNI ŞEY Mİ?

Balık yağı (fish oil) kapsüllerinde de Omega-3 yağ asitleri var. Ama balık yağı ile Omega-3 aynı şey değil.
Eğer saf Omega-3 (EPA/DHA) yerine -daha ucuz olan- balık yağı kapsüllerini kullanırsanız balık yağındaki diğer maddelerden (mesela D vitamini) de istifade eder ve daha az para harcarsınız. Ama kazandığınız Omega-3 miktarı çok düşük olabilir.
Örneğin 1000 mg’lık bir balık yağı kapsülü bazen sadece 100-200 mg saf Omega-3 içerebilir.
Bu nedenle herhangi bir Omega-3 ürünü satın alırken kapsülün içindeki balık yağının miktarına değil, saf Omega-3 yağ asitlerinin, yani DHA ve EPA’nın miktarına bakmalı, ne zaman EPA’ya ne zaman DHA’ya öncelik vereceğinizi de bilmelisiniz.

Ne zaman EPA?

Diyelim ki balık yağı değil saf bir Omega-3 ürünü alıyorsunuz. Burada dikkat etmeniz gereken ayrıntı şu: Omega-3 yağlarından faydalanma yönündeki beklentiniz kalbinizi korumak (damarları daha sağlıklı tutmak, kanı inceltmek, ritim bozukluğunu engellemek, trigliserid seviyelerini azaltmak) ve damarlarınıza destek olmaksa o zaman içeriğinde EPA miktarı fazla bir Omega-3 desteği seçmelisiniz.

Ne zaman DHA?

Omega-3 desteğinden beklentiniz beyninize destek olup belleğinizi güçlendirmek, dikkat ve konsantrasyonunuzu artırmak ya da retinanıza yardımcı olup görmenize güç vermek ise DHA içeriği yüksek bir Omega-3 desteğinden faydalanmanız daha doğru olur.
Özellikle çocuklar ve gebeler için hazırlanan Omega-3 desteklerinde DHA bulunması gerekiyor. Gebelikte kazanılan DHA, anneyi doğrum sonrası depresyonundan korurken bebeğin gelişimini de destekliyor.
Yaşlılara önerilen Omega-3 desteklerinin de DHA’dan zengin olması belleği olumlu yönde etkilemesi nedeniyle önemlidir.

Keten tohumu yeterli mi?

Keten tohumundan elde edilen keten tohumu yağını (flaskseed oil) salatalara, öğütülmüş keten tohumunu yoğurta eklemek iyi bir yöntem olabilir ama keten tohumu kapsüllerini destek olarak içmek akılcı değil. Çünkü ihtiyacı karşılamaz.
Bu nedenle bitkisel değil, hayvansal kaynaklı (EPA ve DHA) Omega-3 desteklerini tercih edin.

Cıva zehirlenmesi olur mu?

Çevre kirliliği önce denizleri etkiledi. Balıklarda ağır metal birikimi var. Ağır metaller en çok yağ dokusunda depolanıyor.
Bu nedenle balık yağının ve ondan elde edilen Omega-3 yağlarının güvenliğinden emin olmalıyız. Satın aldığınız Omega-3’ün “soğuk presleme” yöntemiyle elde edilip edilmemesi önemli.
Çünkü soğuk presleme yoluyla elde edilen Omega-3’ler daha güvenli ve etkili. Ürünün içinde herhangi bir ağır metalin (cıvaya dikkat!) olmamasına da dikkat etmelisiniz.
Satıcı firmanın ürün etiketinde bunları da garanti etmesi gerekiyor.

Balık mı, krill mi?

Balık yağından elde edilen Omega-3’ler trigliserid formunda. Bu nedenle de hem ağızda hoş olmayan bir balık tadına yol açıyor, hem de geğirme, ekşime, yanma gibi şikâyetlere sebep oluyorlar.
Ayrıca vücudun trigliserid formundaki desteklerden yararlanma oranı daha düşük. Yani “biyoyararlanım” yeterli değil. Bu dezavantajın daha az olduğu Omega-3 ürünleri de var. Mesela krill oil, yani krill adlı canlıdan elde edilen Omega-3 ürünlerinde yapı trigliserid değil, fosfolipid şeklinde.
Fosfolipid yapısındaki Omega-3’lerin biyoyararlanımları trigliserid yapısında olanlardan çok daha yüksek.

Krill mi, havyar mı?

Balık yumurtalarından (havyarından) elde edilen Omega-3’ler de krill kökenli olanlar gibi fosfolipid yapısında. Dolayısıyla vücudumuzda daha yüksek verimle iş görüyor. Yani biyoyararlanımı balıktan elde edilenlerden çok daha fazla.
Havyar Omega-3’ü (caviar Omega-3) olarak tanımlanan Omega-3 desteklerinin yan etkilerinin de (ağızda balık tadı olmuyor, bulantıya yol açmıyor) daha az olduğu ileri sürülüyor.
Üstelik havyar balıkçılıkta bir “yan ürün”. Zaten avlanan balıklardan elde ediliyor. Ne balık yağı elde etmek için balık tüketmeye ne de krill yağı üretebilmek için krill toplamaya benziyor.
Bir tür “yeşil Omega-3” ya da “ekolojik Omega-3” de denebilir.
Havyar omegasının fosfolipid, staksantin ve kolinden de zengin olduğunu unutmayın.

İlaç olarak reçetelenen Omega-3 var mı?

Reçete ile satılan bazı Omega-3 ürünleri de var. Örneğin, kanda aşırı yükselen trigliseridi düşürmek (hipertrigliseridemi) için yüksek dozda Omega-3 içeren destekler kullanılıyor.
Yakın geçmişte EPA’dan elde edilen ve damar koruyucu etkisi olduğu ileri sürülen reçeteyle satılan yeni bir Omega-3 de piyasaya verildi.
Dr. Evren ALTINEL

Unutma: EPA ve DHA!

Omega-3 yağ asitleri “çoklu doymamış yağ asitleri”. EPA, DHA ve ALA adlı üç grubu var.
Bunlardan DHA ve EPA “işlenmiş” omega kaynakları yani bizim bedenimizde olanlar en çok da balıkta bulunuyor. Özellikle soğuk sularda yetişen yağlı balıklarda neredeyse Omega-3 yağı kaynıyor!
Çünkü Omega-3 yağları balık vücudunu soğuktan koruyan bir “antifriz” görevi yapıyor. Kuzey denizinde yetişen somonlar veya Karadeniz’in buz gibi çaylarında büyüyen alabalıklarda Omega-3’ün daha fazla olmasının sebebi bu. Karadeniz’in hamsisinde, Marmara’nın lüferinde de bol Omega-3 var.
ALA ise bu yağların bitkisel tipi. Cevizde, keten tohumunda ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunuyor.
Keten tohumu yağı kullanarak, ekmek ve kurabiyelerinize keten tohumu ekleyerek daha fazla tam buğday, ceviz ve fındık tüketerek vücudunuza daha çok Omega-3 yağı kazandırabilirsiniz.
DYT. Müge Başer

X