"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Paranın içinde doğdum ama 'sonradan görme' dediler

Zayıflık takıntısı yüzünden geçen yıl ölümden dönen İrem Derici, zor günleri arkasında bıraktı, hayatında yeni bir sayfa açtı. Ünlü şarkıcı, Bodrum’da Ömür Gedik’in sorularını yanıtladı, ilginç itiraflarda bulundu.

İrem Derici çok değişmiş. Ölümden döndüğü zamanları arkasında bırakmış, zayıf olma meselesine, işe, güce, izlenmeye, tıklanmaya, paraya, pula mesafesini koymuş, sağlığına, kendine odaklanmış.

45 kilodan 55 kiloya çıkan, bedenine daha saygılı bir kadın var karşımda. Sadece aşk konusunda biraz karamsar.

Erkekte aradığı ve az bulunduğunu düşündüğü bir kriteri var çünkü; zeki erkek istiyor.

Sapyoseksüelliği literatüre sokmakta kararlı.

O kişiyi bulursa da kendine âşık etme yöntemleri, numaraları ceplerinde hazır. Bu konuda iddialı üstelik, “10 günde istediğim erkeği kendime âşık ederim” diyor.
Paranın içinde doğdum ama sonradan görme dediler
◊ İrem limonata içelim dedim, olmaz kahve diye tutturdun. Bu fit olma hallerin şahane. Formun yerinde yine. Nasıl beceriyorsun bu işi?

- Şeyda Coşkun ne derse onu yiyorum, neyi yasaklarsa onu yemiyorum.

◊ Yasaklar neler?

- Sakız çiğnemek yasak, soda yasak...

◊ Allah Allah, onlar neden yasak? Sakızın ne zararı varmış!

- Tatlandırıcı var içinde, kan şekerini yükseltiyor. Tatlı yemiş gibi hissediyorsun ama ondan sonra üç katı acıkıyorsun. Maden suyu soda da yasak.

◊ Yok artık! Maden suyunun günahı ne olabilir ki?

- Tuzlu su içiyor gibi oluyormuşum. O da ödem yapıyor. Zaten ben konserden konsere paso ya uçaktayım ya da karayolu, deniz yolu, Allah ne verdiyse. Sürekli ödem halindeyim.

Paranın içinde doğdum ama sonradan görme dediler

KEFİR DİYETİ BENDE TERS TEPTİ, DNA’M BOZUK HERHALDE

◊ Ne yiyorsun peki?

- Protein yiyince çok kilo veriyorum. Herkesin deli kilo verdiği bir kefir günü var. Bende ters tepti o. Ben o diyetle kilo aldım. Kafa da ters bünye de yani. DNA’m bozuk herhalde. Ana babanın ilk çocuk biraz hatalı olmuş, sonradan toparlamışlar.

◊ Geçen yıl 45 kiloya düştün. O nasıl bir kilo bu boydaki birine? Çocuk kilosu resmen!

- Şu anda 55 kiloyum ve normalim. Ben bir de 45 kiloya düştüğümü inkar ediyordum. Hastalık böyle bir şey işte. Şimdi 3 kilo almalık pay bırakmak istiyorum. Çünkü bazen sahneden inince ekip dönüş yolunda yemeğe oturuyor, onlar mideleri için yaşıyorlar zaten. Bir giriyorlar fast food’cuya, benim de gözüm dönüyor bazen. O payı onun için bırakmak istiyorum.

◊ Yemekten hoşlanmadığın neler var?

- Ben kişniş hariç her şeyi yerim. 3 ay önce 75’e çıktım, Şeyda Coşkun’u ondan sonra aradım zaten. O 2 sene yemediğim her şeyi hayattan hınç alır gibi oturdum yedim çünkü.

Paranın içinde doğdum ama sonradan görme dediler

KALÇAMIN İÇİ BOŞALMIŞ BALON GİBİ

◊ Ama şu anda çok iyi görünüyorsun...

- Arkadan gör. Rezalet.

◊ Arkadan da baktım az önce valla. Her kadın her kadına bakar. Ben kötü bir şey göremedim! Gayet iyisin...

- Kalçam içi boşalmış balon gibi. Geçen sene 45 kiloyken de öyleydi. Hatta Bodrum’da selülit diye yapıştırdılar, o selülit değil deri boşalmasıydı. Sarktım yani. Ama o kadar umurumda değil ki. Gelin abi çekin dedim, zaten çekilmişi Google’da var. Kendimi kalıplara soka soka hasta ettim. Sağlıkla ilgili tokadı bir kere yedikten sonra insan “Gel burnumun içine kadar çek hocam” diyor. Selülitim de var, sivilcem de var, cildim de bozuk.

◊ En büyük destekçin kimdi o dönemde? Hastanede yattığın zamanlarda yani...

- Önce anne-baba, sonra ekibim. Beni benden çok düşündüler. Önce el titremeleri başladı. Bir de o dönem her anlamda kötüydü benim için; aile içi hastalıklar, ölümler, aşk meşk meseleleri. İnsanların 3 ayda yaşayacakları şeyleri ben 15 günde yaşadım. Sabah valiz yaparken bir haber okuyor, sinirden valize kusuyordum. Sonra boşaltıp yeni valiz yapıp yola çıkıyordum. Ekibim beni benden çok düşündü o dönem. Canım kardeşim Merve Özbey hastanede yattı benimle resmen. Benim lisem Teşvikiye Camii’nin yanındaydı, ünlü cenazeleri orada olur ya. Cenazem olsa kaç kişi gelir diye düşünürdüm hep.

◊ Cenazem olsa kaç kişi gelir diye aklından geçirdiysen, hiç intiharı düşündüğün zamanlar da oldu mu?

- Allah yazdıysa bozsun. Benim o dönem ödüm koptu resmen. Dönüp o fotoğraflara bakamıyorum zaten. Hiçbir erkek beğenmez. Sahnede de kötü duruyor. Ütü masası gibi çıkıyormuşum sahneye! X small alıyordum, en son çocuk reyonundan kıyafet aldım, düşün yani. Onları küçültüyordum bir de. Bu bir hastalık Ömür. İnsanlar grip olunca parmakla göstermiyoruz. Kanser olunca destek oluyoruz. E bu da beyin, kafan bozuldu diye senin sağlığınla oynaman en korkuncu.

◊ Tamamen geçti mi hastalığın? Atlattım diyebiliyor musun?

- Ben bunu hızlı atlattım. İlk tertemiz kan tahlilim 6 ay önce çıktı. Özüme döndüm. Doktor bu kadar hızlı bir toparlama beklemiyorduk dedi. Ya hep ya hiç derecesinde bir iradem var.

Paranın içinde doğdum ama sonradan görme dediler

İSTEDiĞiM ERKEĞi 10 GÜNDE KENDiME ÂŞIK DERiM

◊ Dışarıdan görünen “şımarık İrem”e ters bu aslında?
- O kadar şımarık değilim ki. Argo kullanmam ve nefret ettiğim kalıplara karşı çıkmam beni öyle gösterdi sanırım. Zaten hep bir maskulenlik vardı bende. Ama şuraya hoşlandığım biri girsin. Tanıyamazsın beni.

◊ Nasıl oluyorsun, anlatsana biraz?

- O kaşım bir kalkar. Küfürün k’sini duyamazsın. Bir hoşlanmam yeter. Kim olursa olsun 10 günde âşık ederim kendime. Kafaya takmam yeterli.

◊ Planlı programlı gidiyorsun yani?

- Hayatım proje üzerine kurulu benim. Kimse benim için savaşmadı. Hep ben savaştım ve kazandım.

◊ Hedefi belirledin, sonra?

- Ben sapyoseksüelim. Zekaya takığım. İlk olarak tip ilgi çekiyor tabii. Ama içi boşsa tenekenin, hemen yoluma devam ediyorum. Ahmet, Mehmet benim kuramadığım bir cümleyi mi kurdu, benim yapamadığım bir espriyi mi yaptı, ipler kopuyor bende. Kıskançlıkla karışık bir hayranlık başlıyor hemen.

◊ Hep böyle miydin? Sonradan mı oldu?

- Eskiden de böyleydim. Ben bunu yaparken “Titanik” filmi çıkmıştı. Okulumuzda Leonardo DiCaprio’nun ikizi vardı. Ben korkunç bir kaş, burun ve çarpık çurpuk dişlerle o güzelim kızların arasından sıyrılıp, Leonardo’yu kendime âşık ettim.

◊ Nasıl yani? Biraz ipucu ver de röportajı okuyan kızlara bir faydamız olsun...

- Öyle olmuyor hemen. Nabza göre şerbet ve büyük bir araştırma gerekiyor. Herkese başka formül. Hangi müziği dinler, nerelere gider, kadında nelerden hoşlanır, burcu nedir, hepsini araştırıp ona göre davranmak lazım. Ben insanların ilişkilerde 3 ayda yaşadıklarını 1 haftaya sığdırıyorum. Kahve içmeye dünyanın bir ucuna götürüyorum mesela. O adam gitsin başka birinde bu yaşadıklarını bulabilsin bakalım, çok zor.

◊ İddialı olduğun konular neler?

- İngilizcem, Türkçemden iyidir. Bu nedenle ilk 1 ayda mutlaka yurtdışına götürürüm. İngilizce konuşurken görsün, iyice âşık olsun bana diye. Rotasyonlarım bile bellidir.

◊ Valla stratejiler şahane. Senin burcun ne İrem, çok merak ettim...

- Koç ama 30’dan sonra acayip Başak burcuna kaydım. Evim askeri nizam gibi. Her yerde post-it’ler. Aylar sonrasının valizi hazır. DVD’ler A’dan Z’ye sıralı. Evde bir çay kaşığı pisse uyuyamam. Son dönemde iyice anneci oldum. O olsun yanımda, dırdır etsin. Normalde sesin bana batıyor diyen ben, şimdi annem gelsin diye bahane üretiyorum.

◊ Bu seni yormuyor mu?

- Bunları yapmazsam evrene, “nereye gidiyor bu dünya”ya takıyorum. Ya da “ben ne olacağım, şarkı tutacak mı”ya sarıyorum. Sonra terelelli oluyorum.

◊ Son albümün “Sabıka Kaydı” tutacak mı tutmayacak mı derdine düşmedin yani...

- Hiç, bu sefer saldım, hiç takmıyorum. Başkalarıyla yarışmıyorum çünkü. Ben hep kendim daha uzağa nasıl işeyebilirim diye düşünürüm.

Paranın içinde doğdum ama sonradan görme dediler

ALLAH’LA BiR BAŞ BAŞA BIRAKMADILAR!

◊ İşkolikliğin ekibine nasıl yansıyor? Rahat bırakmıyorsundur onları da...

- Ekip sabah ben uyandığımda uyanmazsa deliriyorum. Geçen bakkalı aradım, 4 kilo hıyar yolladım. Çalın kapıyı uyandırın dedim. Açmazsa kırın kapıyı dedim. Çalıştıklarımı yiyorum resmen. Konsere gittiğim yerleri de deli gibi araştırıyorum. En son Konya’ya gittim. Mevlana’ya gittim. Dua ettim. İnsanlar fotoğraf çektirmek istiyor tabii. En son dayanamadım, “Allah’la bir baş başa bırakmadınız” dedim. Ulu Cami’de dua ettiğimde de ağlamıştım mutluluktan. Bunlar önümüze seriliyor, umarım hak ediyoruzdur.

◊ Maneviyatın güçlü mü?

- Maddiyata önem vermem ama maneviyatım güçlü gerçekten de. Ben kıyafete para veremem, vermem.

◊ Cimri misin?

- Cimri değilim, gizli kahraman olmayı seviyorum. Dekont göstermeyi sevmem ama sayemde hayatlar değişince mutlu oluyorum. Bir evim yok mesela. İşime ve gizli kahramanlıklara harcıyorum. En son klibe 200 bin lira verdim. Bir öncekini 100 bin liraya çekmiştim. Paranın değeri yok gözümde.

 PARANIN iÇiNE DOĞDUM AMA “SONRADAN GÖRME” DEDiLER

◊ Sektördeki algın konusunda mutsuzlukların var mı?

- Bu sektöre girdiğinde insana belli sıfatları yapıştırıveriyorlar. Bana “sonradan görme” dediler mesela. Ben paranın içine doğdum oysa. Babam hiçbir şeyimi eksik etmedi. Ama hayatta hep işaretlere inanırım.

◊ Ne gibi işaretler bunlar? Hayat değiştiren türden mi?

- Evet. İlk güzel konser paramla gittim tektaş aldım. 3 gün takabildim Ömür. Olmuyor benim elimde, durmuyor, sırıtıyor. Gümüşler, Bodrum yerlisi takıları oluyor bana. Kendimi kötü hissettim, çıkarttım, kutuya koydum. 2 sene sonra Akaretler’de bir eve taşındım. Bekarım, yalnızım. Eşyalarımı yerleştiriyorum. Bir telefon çaldı. Çağrı Telkıvıran, “Sana bir şarkı attım bakar mısın?” dedi. Mail’i açtım, başlığı “Tektaş”. Tam o sırada kolilerden aldığım o tektaş düştü. Allah dedim.

◊ Vay, merak ettim şimdi. Heyecanlı bir kısa film senaryosu gibi anlattığın...

- Çağrı’ya fiyat ver dedim, “30 bin” dedi. 2 sene öncesinin fiyatı. Yüzüğü aldığım yeri aradım. 45 bine almıştım ama pırlanta satarken değer kaybedermiş, ne bileyim. Yatırım değil batırım yani. Yüzüğü 30 bine geri verdim, parayı Çağrı’ya yolladım. Ama işte ömürlük bir tektaşım oldu. Bu yüzden bana ne paradan...

◊ Totemlerin var mı?

- Olmaz olur mu... Büyük bir konser teklifi alırız. Olacak mı diye gerginizdir. Uçağa binerken “uçakta herhangi bir menüde humus varsa olacak bu iş” derim. Totem yaptım diye uçağı ayağa kaldırırım. Hostesin elinde tepsiyle “humus var İrem hanım” diye koşturduğunu bilirim.

Paranın içinde doğdum ama sonradan görme dediler

UÇAKTAN ATLAMIŞ KADINIM AMELiYATTAN MI KORKACAĞIM

◊ Evim yok dedin... Para biriktirme dürtüsü, gelecek kaygısı da mı yok sende?
- Yok. Annem “Durumlar kötü, kenara para koy, ev al” diyor. Ona “Senin evinde odam yok mu, döner oraya gelirim” diyorum. Ben gezmeyi, harcamayı tercih ediyorum. İşime de harcıyorum, bir ton para gidiyor. Şarkıya, aranjeye, fotoğraf çekimine, klibe, her şeye harcıyorum. Sıkıldıkça gidiyorum bir yerimi yaptırıyorum, ona da harcıyorum.

◊ Ameliyatlardan korkmuyor musun?

- Ne korkacağım, uçaktan atlamış kadınım ben. Üç kere burun ameliyatı oldum. Bir ameliyatım Gülşen’in çocuğuna denk geldi. Doğukan geldi “Mustafa Ceceli burada” diye. “E ben söylemedim ki” diyorum. Sonra “Demet Akalın geldi” diyorlar. Kimseye söylememişim, herkes hastanede. Meğerse Gülşen doğum yapmış aynı gün aynı hastanede. Benim kısmete bak.

ÇENEM iSHAL, HER ŞEYi ANLATIRIM

◊ İşlerle ilgili endişeye düşüyor musun? Sektörü nasıl değerlendiriyorsun?
- Ben ne iş olsa yaparım. Sahne konusunda güveniyorum kendime. iTunes’a giriyorum mesela, o ilde en çok hangi şarkım dinlenmişse konseri onunla açıyorum.

◊ Sorunlarını herkesle paylaşır mısın yoksa içine mi atarsın?

- Her şeyi herkese anlatırım. Çenem ishal benim. Bunun dezavantajını çok yaşadım, herkesi kendim gibi zannetmekten de yılmadım. Ama zamanla çok başarılı bir antisosyal de oldum. Çok güzel telefon açmıyorum. Eve kapadım kendimi.

◊ Ne yapıyorsun evde tek başına?

- Bu aralar bol bol kombin yapıyorum. Kendimi styling’e verdim. Pazardan ya da ucuz mağazalardan alıyorum her şeyi. Bu üzerimdeki 19.99, altımdaki 29.99 mesela...

POPOMU YAPTIRSAM MI ACABA?

◊ “Dolardan kaçtım Beşiktaş’a taşındım” demişsin, dolarla mı ödüyordun kiranı?
- Evet, kiram dolar üzerindendi. 4 senede 10 ev değiştirdim. Duramıyorum çünkü. O evi bir kişiyle, bir olayla özdeşleştiriyorum. Bir kişiyle üç ev değiştirdiğim de oldu. Cihangir’de başıma gelmeyen kalmadı mesela. Orada ölüyordum, orada kafayı üşüttüm, orada yalnız kaldım, orada kaybettim sevdiklerimi. O yüzden giderken eve sövdüm. Evin ne günahı varsa artık. Ama aslında sorun evler değil, sorun benim. Eskiden kıyafetleri de gönderirdim. Ama artık değişmem ve kendimle, bedenimle barışmam lazım.

◊ Yine de sorayım, sırada bir estetik ameliyat daha var mı?

- Popomu yaptırsam mı diyorum ama sonra duruyorum. Donlar satılıyor yeni. Onlarla idare ederim. Arada botoks yaptırıyorum, mimiklerim nedeniyle sahne fotoğraflarım rezalet çıkıyordu, kaşlar horon tepiyor. Şimdi botoksla sabitledim onları. Küçük Hüsamettin olmaktan kurtuldum. Estetik de yaptırıyorum, fotoşop da. Gizleyecek bir şey yok.

AŞK HASTALIK, ÂŞIK OLMAMAK İÇİN EVDEN ÇIKMIYORUM

Aşkı tarif etsen?

- Hastalık... Hem de büyük bir hastalık.

Kaç kere âşık oldun?

- Bir kez. Onun dışındakiler sevgi, hoşlanma olabilir ama kendimi kaybedecek kadar aşk sadece bir kez. Ve bir daha asla istemiyorum. Korkuyorum. Evden çıkmama nedenlerimden biri de birinden hoşlanma ihtimalim. Bir süre böyle devam edeceğim. Biraz kendimi bulmaya ihtiyacım var. Kalbi üzerinde deneyler yapılmış gariban fareler gibi. Hoşlandığım herkes için savaş verdim. Allah var yukarıda, çok sevildim. Ama ilk adımı atmaktan da benim ayaklarım nasır oldu. Biri benim için savaşsın istiyorum artık.

Yıldız haritası baktırır mısın?

- Astrologla oturdum bir gün. Hepsini not aldım söylediği tarihlerin. Hiçbiri çıkmadı. “Şu gün evden çıkma” dedi diye asosyal oldum. “Şarkın ortalığı yakıp yıkacak, kasıp kavuracak” dedi. 6 yıllık kariyerimde ilk defa bir şarkım tutmadı. Benim yıldız haritam bozuk herhalde. Evrene şunu gönder bu gelsin diyenlere inanmıyorum. Olan oluyor. Yaza damga vuracağım, kışa tokat atacağım, sonbaharın kulak memesinden çekeceğim demeleri bıraktım. İlk defa kimseyi karıştırmadan bir albüm yaptım. İster tutsun, ister tutmasın.

Albümün çıkış şarkısı “Ben Tek Siz Hepiniz”in mesajı ne?

- “Ben Tek Siz Hepiniz” beni hayata döndüren şarkı oldu. Şarkıdaki hiciv şu, eleştirdiğim kadınlara şunu diyorum: “Ben dersimi, ağzımın payını aldım, kızım sen yapma diye bu şarkıyı söylüyorum.” Gözümün önünde zayıflık uğruna o kadar sağlığından olan var ki. Geçen yıl ölseydim kim hatırlayacaktı beni. En fazla ölüm yıldönümümde fotoğrafımı paylaşacaklardı. O yüzden ben bu şarkıyı söyleme hakkını kendimde görüyorum. Güzellik, zayıflık uğruna çıldırmanın bir anlamı yok.

Paranın içinde doğdum ama sonradan görme dediler

ERKEKTE SLiP MAYO MAL BEYANI

◊ Erkekte slip mayo muhabbetine yorumun var m? Güzel duruyor mu sence?

- O ne Allah aşkına. Mal beyanı. Ben erkekte şort mayo seviyorum. Herkesin kendi tercihi ama... Erkek olsam çok yanayım diye slip mayo giyebilirdim.

◊ Edis’e evlenme teklifin hâlâ geçerli mi?

- Tabii ki. Edis ilk “Benim Ol” şarkısını çıkardığında dinledim ve tweet attım “Bir bu eksikti başımıza” diye. “Buna sus da denmez, kendi yazıyor şarkılarını” dedim. Basın danışmanı arayıp da bulamadığımız PR’ı yaptınız dedi, teşekkür etti. “Bana ne onun PR’ından, kıskandım, genç, sesi de güzel” dedim. Ondan sonra arkadaş olduk Edis’le. Bu son albümle beraber bir şey oldu Edis’e. Sahnede yarattığı aura beni de çok etkiledi. Değme starlara da ne oluyor dedirten o havası zaten... Geçen havaalanında karşılaştık, “Yapma şu teklifi sürekli, ciddiye alacaklar” diyor.

ANNE BABA AYRI, BENİM BAYRAMLARIM BURUKTU HEP

◊ Bayram denince senin aklına ilk ne geliyor?

- Bayramlar buruktu benim için. Ya babam ya annem alırdı. Kalabalık ailede kutlanan bayramlara aç oldum hep, içimde kalmıştır doğrusunu söylemek gerekirse. Şimdi de bayramlarda hep sahnedeyiz.

◊ Geniş aile hayalin var mı peki? Hani çocukken yaşayamadığın şeyleri yaşamak adına...

- Yok öyle bir hayalim. Zaten sapyoseksüel olarak çok şansım da yok. Zeki erkek çok yok etrafta.

◊ Çocuk istemiyor musun?

- Bir ara çok istiyordum. Biyolojik saat durumundan sanırım ama şimdi geçti. Yapamam bu tempoda zaten. Çocuğa yazık olur. Konsere gidince annem bakıyor kediye. Ama çocuk da kedi değil ki. Kedi bile özlüyor, konser dönüşünde yanıma gelince “çok yorgunum, uyanınca seveyim” oluyorum. Ne çocuğu. Ama eminim çocuğum olduğunda da kendimi tamamen ona adayacağım. Ama şimdilik şarkımdaki gibi dur yavaş İrem diyorum kendime. Daha vakti var.

◊ Son olarak bir bayram mesajı alalım senden?

- Sevgini göstermen için başına korkunç bir şey gelmesine gerek yok. Gidin vakit kaybetmeden, “Seni seviyorum” deyin. Sizi yetiştiren insanlara vakit ayırın, gerekirse yaratın ve “Seni seviyorum” deyin, ertelemeyin.

Paranın içinde doğdum ama sonradan görme dediler

Sapyoseksüel ne demek?

Sapyoseksüel; akıllı veya zeki sözcüğünün Latincesi olan “sapien” ile “sexualis” kelimelerinin birleşmesinden oluşan, zekayı en önemli tahrik edici unsur olarak gören kişilere verilen ad.

 

 

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI