"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Ooop-paaa!

Aziz Arif, yürümeye başladı. Her dengeyi kaybedip düşüşünde, gayri ihtiyari şu sesi çıkardığımı fark ettim: Ooop-paa!

Düşmek gibi paldır küldür ve büyük hayal kırıklığı yaşatan bir şeyin ardından bu ses pansuman gibi oluyor. Sanki düşmek de yürüme oyununun bir parçası. Sanki düşmek de kendi içinde çok tatlı bir şey. Kendisi sert olsa da, sesi yumuşatıyor düşmeyi. Ooop-paaa diyince, kalkıp yürümeye devam ediyor Aziz Arif. Hatta bu küçük müzikli sesi duymak hoşuna bile gidiyor. Düşmek korkutucu olmaktan çıkıyor. Halbuki biz yetişkinler için öyle mi?Çocuğun olunca her şeye baştan bakıyorsun. Baktığın gözler ne yazık ki eski gözler oluyor ama yenilenmeyi öğrenmek, gözünü temizlemek için de fırsatlar dolu. ‘Buna bayılacak!’ dediğin şeyi hiç sevmiyor, ‘burada ne var bu kadar uzun durup bakacak’ dediğin şeyleri seviyor. Taptaze. Yepyeni dünya onu için. Yolları hızla geçip gitmek için yürümüyor. Yolun kendisi gideceği yer onun. Olduğu yer cenneti. Hatırlıyorum. Bir seyahatimizde, bir ev kiralamıştık. Ev fotoğraftakinden o kadar farklı çıkmıştı ki, oturup kara kara düşünüyorduk napalım diye. O sırada evlerden, dekorasyonlardan, lokasyonlardan, fotoğrafla farklı çıkan şeylerden ve bunun gibi kurulmuş binlerce ilişkiden bihaber Aziz Arif’im, mutlu mutlu bir köşede arabasını sürüyordu. Ondan öğreneceğim çok şey olduğunu düşünmüştüm. Bir evin bende bu kadar hayal kırıklığı yaratabilmesi bile aslına bakarsanız utanç vericiydi.Ooop-paaa! da bana bu düşündürüyor. Düşmemek için, başımıza bir şey gelmemesi, kaybetmemek, kaybolmamak, rezil olmamak için o kadar kendimizi kasıyoruz ki bazen kıpırtısız kalıyoruz. Keşke her kaybedişimizde, kendimize de, içimizden şefkatli bir ‘ooop-paaa’ diyebilsek. Kendimize de bir bebeğe gösterdiğimiz hassasiyet ve sevgiyle yaklaşsak. Aptalım, beceriksizim, kaderim bu, yine düştüm demesek; kalkarım hacıyatmazlar gibi desek. Düşmeyi de yaşasak, yaşatsak kendimize. Yeri de tanısak, göğü tanır gibi. Devam etmeye, silkelenip yürümeye engel olmadığını bilsek.Annemizin bir zamanlar bize fısıldadığı o baldan tatlı sesle, yerden yay gibi fırlasak...Ooop-paaa’nın gücünü gözlemlediğimden beri, içimden kendime de söylüyorum. Evet belki yürürken düşmüyorum ama kaç defa kapaklanıyorum yere içimde. İşte öyle zamanlarda size de okus pokus yapsın diye yazıyorum: Kendinize bir ooop-paaa deyin bakın nasıl da kalkıyorsunuz. 

X