"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Kilise tarzında, selâ eşliğinde

MÜZİK terminolojisinde, “Enstrüman olarak hiçbir eşliğin bulunmadığı, sadece insan sesiyle yapılan bir çok sesli müzik türü” diye geçer, A CAPPELLA...


Lâfı dolandırmadan belirtmek gerekirse, İtalyanca’da “Kilise Tarzı” demektir. Bir an için bazı kaynaklardaki “Rönesans tarzı ile Barok konçertosunu birbirinden ayırmak için geliştirildiği” yollu olumlanmamış açıklamaya itibar etmeyi denerseniz, “konçerto” için verilen “Yazıldığı enstrümanın teknik özelliklerini gösteren eser” tanımıyla burun buruna gelir ve “insan sesinin virtüözitesini çalgı topluluğuna kafa tutmak üzere kullanmak” fikrine yakın düşersiniz.

Sözlüklerdeki bu yaygın anlamı ile yetinirseniz “şarkının sadece vokal kısmı kastedilmiş” olur. Yok, zaman içinde zenginleştirilen bir diğer anlamının da, “şarkıdaki tüm enstrümanların çıkardığı sesleri ağızdan çıkartarak insan sesiyle taklit etmek” kabulünü de tarifinize sokuşturursanız; (ki, buna çok daha az rastlanıyor) bütün ihtişamıyla, şarkı söyleyenlerin, “kendilerini bir orkestraya dönüştürmeleri hâdisesi” düşer kısmetinize... İşte böyle sersemletici bir konser dinledik, 31’inci Uluslararası İzmir Festivali’nin, Çeşme Kalesi’ne adreslenmiş dördüncü buluşmasında. İKSEV’in konserin takdimi için kullandığı ve bir “şaman vurgusu”yla kalemden çıktığı hissi veren “Sesin Büyüsü” başlığı, İtalyan A Cappella beşlisi Alti & Bassi’nin performansına ancak bu kadar yakışabilirdi.

1994’te Milano’da kurulmuş olan ve Andrea Thomas Gambetti, Paolo Bellodi, Alberto Schirò, Diego Saltarella ile Filippo Tuccimei’den oluşan topluluk hakkında küçük bir web turuyla her şeyi öğrenebilirsiniz. Burada tekrara düşmek istemiyorum. Sadece, zaman içinde prestijli organizasyonlarda sahne almaya yoğunlaştıklarının, pek çok TV şovunda yer aldıklarının, sayısız reklam müziğinin sesi olduklarının, başta A Cappella festivalleri olmak üzere çeşitli uluslararası festivallere ısrarla davet edildiklerinin, dünya çapında A Cappella müziğine adanmış en önemli ödüllere aday gösterilerek onurlandırıldıklarının ve daha geçen yıl Los Angeles’taki Akademi Müzik Ödülleri’nde “La nave dei sogni” albümüyle “En İyi A Cappella şarkısı” ödülü aldıklarının altını çizelim yeter.

Samimi ve neşeliydiler. Müzikal anlamdaki rahatlık ve özgüvenlerine, yetersiz olduğunu düşündükleri İngilizceleri ile barışık espriler eklediler. Sinatra’dan Mina’ya, Bach’tan Verdi’ye pek çok iz bırakmış klâsiği, çizgi film müziklerini, hattâ çocuk şarkılarını kendi yorumları ile seslendirdiler. Grubun elemanlarından biri hakkında, “Bas - Filippo Tuccimei” için kendimce özel bir parantez açmak isterim. Sahne performansındaki “android” sükûneti, moda deyimiyle “cool”, fakat “gentleman” tavrı, sesiyle yarattığı “kontrbas tını”sı, nihayet kibar ve aristokrat duruşunu taçlandıran dokunaklı ses rengi ile sanatçının “başka” olduğunu mutlaka paylaşmalıyım.

Açık hava konserlerinin rekabetçi eşliği “ezan vakti”nde ortaya çıkar. Cuma gecesi akış, bu kesişmeyi önleyecek şekilde ayarlanmıştı. Ama ramazana has “selâ” ayrıntısı sanırım zamanlamayı bozdu biraz. Buna rağmen önceden “tembihli” oldukları için sanatçılar bu özel süreyi sahnede (seyircilerden daha fazla) saygı ve olgunlukla bekleyerek geçirdiler. Festivalin “Unutulmazlar”ı arasında yerini alan bu geceden bahsederken, (futbol ağzıyla) “hakem oyunun önüne geçsin” istemiyorum ama, kendimce uydurduğum bir “masal”ı yazının sonuna eklemeden bitirirsem; çatlayacağım...

“Bir varmış, bir yokmuş efendim... Görev yerinin özelliği sebebiyle çok iyi İngilizce konuşan Çeşme Müftüsü, İtalyan A Cappella Beşlisi’nin kaledeki konserini duyunca sanatçılara ‘Hoşgeldiniz’ demeye gelmiş ve provalarını izlemiş. ‘Teolog’ kimliğiyle, A Cappela’nın kendisini hep heyecanlandırdığını söylemiş. Konser arasına rastlayan ‘selâ’nın anlam ve önemi hakkında bilgi vermiş misafirlerimize... ‘Kilise ve cami tarzının buluşması üstüne’ epeyce bir sohbet etmişler. Ve demiş ki, ‘Ben de bu akşam İzmir’deki en güzel sesli, makâma en hâkim müezzinimizi davet ettim. Selâ’yı kale içindeki sahneye bakan minareden çıplak sesle okuyacak. Fırsatını bulmuşken biz de size en iyisini dinletelim istedim.’ Konseri de ön sıradan izlemiş. Gökten üç elma düşmüş vs. vs. vs.”

X