"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

“Bir mâniniz yoksa”, size geleceğiz…

Pazartesi günkü yazımın takdim cümlesi hakkında

 

çok sayıda geri-bildirim aldım.

“Canımız yanıyor” ortak parantezindeki yorumlar,

bu ilk cümlede düğümleniyordu, hatırlayalım;

“…Siz bakmayın, medyanın,  ülkenin ve dünyanın ‘kirli halleri’ üstüne yaptığı

‘mecburî mesai’ye…  Dünya hâlâ dönüyorsa, ‘güzel şeyler’ sayesindedir…” demiştik.

 

“Kirli haller”i biraz hafifletmeyi, hattâ içinden,

“elem, üzüntü ve gözyaşı” gibi,

hepimizi yaralayan ayrıntıyı ayıklamayı başarsak bile,

biliyoruz ki, elimizde en azından, bir “dünya telâşı” kalıyor.

 

Konuştuğum insanların önemli bir bölümü,

“sevimsiz haberler”den yorgun düştüklerini,

“artık TV filân seyretmediklerini, ellerine gazete almadıklarını” söylüyor.

Bu noktada, şunun altını çizmek lâzım:

“Genetiğine, türünün devamlılığı şifresi” gizlenmiş olan canlılardan,

sadece biridir insan.

“Kötü haber”den uzak duruşu, her zaman bir “görmezden gelme” hali değildir.

“Önemsememe, yok sayma, hele hele umursamama” hiç değildir.

Bu mesafeli duruş, “duyarsızlık” da değildir her zaman…

Bu, ruhen, bir “yaşama, dayanma ve ayakta kalma mücadelesi”dir.

 

İşte bu “mücadele fikri”nden yola çıkıldı.

Aklımızın erdiği kadarıyla ve bize, “sanki becerebilirmişiz” gibi gelen,

yeni bir TV programı hazırladık;İzmir için, Ege için, ulaşabildiğimiz herkes için…”

Sadece iyi (hattâ düzmece) haberler veren,

Rockfeller’in “tek nüshalık” pembe gazetesini vaat etmiyoruz; niyet de, içerik de bu değil.

Sadece, “bunalmış ve yorgun düşmüş izleyici”ye,

“Sanatın, her konuda söyleyeceği bir sözü olduğu”nu hatırlatmak istiyoruz.

 

Tanıtımına rastlarsanız ekranlarda, şunları duyacaksınız:

“Biz severiz Türk kahvesini…

‘Hatırı kırk yıldır / vâde üç vakit

Bulunur içmeye bir bahanesi…’ diyor Şair.

Sabah kahvesi, akşam kahvesi, yorgunluk kahvesi derken…

ne vakit içilirse içilsin, aslında en kıymetlisi,“Ferah Kahvesi…”dir !

 

Bu haftadan itibaren, Cumartesi sabahları saat 10:00’da,

dünya telâşından uzak durmaya çalışarak,

EGE TV ekranlarında, ‘hoş sohbet’ etmek için buluşacağız.

Yedeğimizde, biraz mûsikî; bir çift fincanın dumanında, misafiriniz olacağız…

Ve -Hicazdır aslında Ferah Kahvesi-” diyeceğiz.

 

Bendenizin hazırlayıp sunacağı programın ilk konuğu, Prof Dr. Murat Tuncay…

“Haddini bilmezlerin ülkesi”nde, “yaş haddi”nden emekli olarak,

akademik hayatına görünmez bir “noktalı virgül” koyan Hocamızla,

”incelmiş, hak edilmiş, olgun ve bedeli ödenmiş şeyler” üstüne,

“güzel şeyler” konuşacağız.

 “Ferah kahveleri olsun Efendim…” diye bitireceğiz programı.

“Bir mâniniz yoksa” size geleceğiz yani !

X