"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Aziz Kocaoğlu’na açık mektup...(*)

Sayın Başkanım,


Ben İz­mirli bir seç­me­nim. Ya­ni bil­di­ği­niz “so­kak­ta­ki adam.” Bor­no­va’da otu­ru­yor ol­ma­mın ge­tir­di­ği “kalp ya­kın­lı­ğı­mız”ı say­maz­sak, si­zin için de kuş­ku­suz “her­han­gi bi­ri” ol­ma­lı­yım. Ga­ze­te­ci fi­lân da sa­yıl­mam. Ne­za­ket­le da­vet edil­di­ğim bir kö­şe­de, hasb el ka­der se­ne­ler­dir ya­zı ya­zı­yorum. Be­ğen­di­re­bil­dik­le­ri­miz oku­yor; di­ğer­le­ri de üze­rin­de ayak­ka­bı bo­yu­yor­dur mu­hak­kak... Si­zin­le, bu kim­li­ğim ile ta­nış­mak, fark­lı za­man ve me­kân­lar­da soh­bet­le­ri­ni­ze katıl­mak fır­sa­tı­nı bul­dum. Aya­küs­tü ha­tır sor­ma­lar­dan se­çim ge­ce­le­ri­ne, ni­kâh tö­ren­le­rin­den çay soh­bet­le­ri­ne, pro­fes­yo­nel top­lan­tı­lar­dan ça­tal bı­çak pay­la­şım­la­rı­na ka­dar pek çok yer­de gö­rüş­tük. Si­zin ön­ce­lik­le “be­ye­fen­di” ta­ra­fı­nız­dan et­ki­len­mi­şim­dir. Po­li­ti­ka­cı­lı­ğın, “külhanbe­yi za­na­atı” ol­ma­dı­ğı­nı re­sim­li­yor­su­nuz. Za­ma­nı­mız­da, ne ya­zık ki ar­tık “me­zi­yet sa­yı­lan da­ha pek çok önem­li ay­rın­tı”yı da bü­yük bir do­ğal­lık ve özen­le ta­şı­ma­sı­nı bi­li­yor­su­nuz. Siz iyi bir in­san­sı­nız!


Sayın Başkanım,
İz­mir’de­ki iki­bu­çuk ga­ze­te­ye, üç beş ta­ne sü­re­li ya­yın da ek­le­se­niz, “ye­rel gün­dem” hakkında ka­lem oy­na­tan ya­zar­la­rın sa­yı­sı, her­hal­de bir bele­di­ye oto­bü­sü­nü an­cak dol­du­rur. Hep me­rak eder­dim, bu ya­zı­lıp çi­zi­len­le­ri “na­sıl bir me­ka­niz­ma” iz­ler, de­ğer­len­di­rir, yo­rum­lar ve “Bü­yük­şehir Be­le­di­ye Baş­ka­nı”na su­nar di­ye... Ar­tık me­rak et­mi­yo­rum, çün­kü yapılmadığına ka­na­at ge­tir­dim. “Ar­se­nik­li İş­ler Bun­lar” baş­lık­lı ya­zı­ma, ya­yın­lan­dı­ğı gün, daha öğ­le ol­ma­dan Çev­re Ba­kan­lı­ğı’ndan ya­zı­lı bir açık­la­ma gel­di; ce­vap ola­rak... Kocaman üç haf­ta geç­ti üze­rin­den, İzmir’den “tık” yok. “İz­mir’in Stra­te­jik Plâ­nı” ol­du­ğu­nu du­yup da hay­ret et­ti­ğim­de, he­men tâ­li­mat ver­miş­ti­niz, ses se­da yok; ay­lar ol­du... Ve ira­de gösterdiği­niz hal­de, so­nuç alı­na­ma­yan, sü­rün­ce­me­de ka­lan ve muh­te­me­len ha­be­ri­ni­zin bile ol­ma­dı­ğı (ama ta­hak­kuk et­me­di­ği için şah­sı­nı­za fa­tu­ra edi­len) iri­li ufak­lı bir sü­rü si­pa­riş, ri­ca, is­tek, mu­ta­ba­kat vs. vs. vs. Eki­bi­niz İz­mir­li­yi cid­di­ye al­mı­yor! İş­le­ri­ni “ruh­la­rı­nı üf­le­ye­rek” yap­mak gi­bi bir kay­gı­la­rı da yok. Ama on­la­rın bu kro­nik­leş­miş “edil­gen hal­le­ri”, si­zin ha­ne­ni­ze ek­si pu­an ola­rak ya­zı­lı­yor; ya­zık de­ğil mi?


Sayın Başkanım,
Siz her ye­re ye­ti­şe­mez­si­niz! Ye­tiş­me­niz de ge­rek­mi­yor. Siz her şe­yi bi­le­mez­si­niz, her ko­nu­dan an­la­ya­maz­sı­nız, her şe­yi kon­trol ede­mez­si­niz. Bun­la­rı yap­ma­nız da ge­rek­mi­yor. Bü­tün dün­ya bu­nu “da­nış­man­lık” ku­ru­mu ile çöz­müş du­rum­da. “Ka­rar ve­ri­ci”ye “ve­ri ta­ba­nı” ya­ra­tan “bir bilen”ler or­du­su... Ama “top­la­ma adam bol­lu­ğu”ndan söz et­mi­yo­rum; “rüş­tü­nü is­pat et­miş oto­ri­te­ler”dir kas­tet­di­ğim... Esa­sı ve­ya ay­rın­tı­la­rı de­le­ge et­ti­ği­niz me­sa­i ar­ka­daş­la­rı­nız, si­ze ve İz­mir­li­ye bu hiz­me­ti ve­re­mi­yor­lar. Ya “ye­ter­siz” ol­duk­la­rı için ya da “or­ga­ni­ze ola­ma­dık­la­rı” için... Ben “kö­tü ni­yet”le açık­la­na­bi­le­cek üçün­cü se­çe­ne­ği ak­lı­ma bi­le ge­tir­mek istemiyorum. Kü­re­sel ba­şa­rı, “ta­kım oyu­nu” söy­len­ce­le­ri ile yük­se­lir­ken, ne­den ken­di­ni­zi “ku­ru ka­la­ba­lık”lar için­de “ya­pa­yal­nız” bı­rak­tı­nız? Bi­li­yo­rum, ba­zı­la­rı ba­na çok kı­za­cak, se­la­mı saba­hı ke­se­cek olan­lar da çı­kar ara­la­rın­dan. Önem­li de­ğil... İz­mir­li­’nin mut­lu­lu­ğu için, ben sade­ce gör­dük­le­ri­mi, dü­şün­dük­le­ri­mi ve his­set­tik­le­ri­mi ya­zı­yorum, pay­la­şı­yo­rum. Şim­di diyeceksi­niz ki, “Bir ran­de­vu is­te­sey­di­niz de bun­la­rı keş­ke baş ba­şa ko­nuş­say­dık...” Bu­nun iyi bir fi­kir ol­ma­dı­ğı­nı dü­şün­düm Baş­ka­nım, çün­kü ne­za­ke­ti­niz­den, eleş­ti­ri­le­ri­mi çev­re­niz­de­ki “bir kı­sım be­ce­rik­siz”e ilet­me­ye­cek­ti­niz; on­lar da oku­sun­lar is­te­dim. Uma­rım si­zi üz­me­mi­şim­dir...


Yol ya­kın­ken (ama çok da kı­sal­mış­ken...), bir hem­şeh­ri­ni­zin sa­mi­mi en­di­şe ve si­tem­le­ri­ni kayda de­ğer bu­lur­sa­nız, sa­de­ce se­vi­ni­rim. Yok­sa sadece siz de­ğil, İz­mir­li de kay­be­de­cek. Lüt­fen, sev­gi ve say­gı­la­rı­mı ka­bul edi­niz efen­dim...
(*) Bu yazı, “23.09.2008” tarihinde kaleme alınmış ve o zaman yazdığım, Milliyet gazetesinde yayınlanmıştır.

X