"Murat Yetkin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Yetkin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Yetkin

Orta Doğu haritası değişecek diyenler

Orta Doğu haritası bundan yaklaşık yüz yıl önce köklü değişikliklere uğradı, o zamana kadar Türkiye olan topraklardan pek çok devlet çıktı.

Ama değişen yalnızca Orta Doğu haritası olmadı o dönem.

Birinci Dünya Savaşı üç önemli hanedan tarafından yönetilen üç önemli imparatorluğun sonu oldu: Romanov hanedanı yönetiminde Rus, Habsburg hanedanı yönetiminde Avusturya-Macaristan ve Osmanlı hanedanı yönetiminde Türk imparatorlukları.

Dolayısıyla bundan bir asır kadar önce değişen yalnızca Orta Doğu haritası değil, aynı zamanda orta ve doğu Avrupa haritalarıyla Kafkasya ve Orta Asya haritaları da oldu.

Kafkasya ve Orta Asya haritaları Romanovların devrilmesiyle kurulan Sovyetler Birliğinin 1992’de dağılmasıyla bir kez daha değişti; bağımsız devlet ilan edildi.

Onu orta ve doğu Avrupa haritalarının değişmesi izlerdi. Yugoslavya’nın kanlı ve sancılı, Çekoslovakya’nın kansız ve barışçıl bölünmeleriyle bağımsız devletler ilan edildi.

Şimdilerde Orta Doğu haritasının da aradan yüz yıl geçtikten sonra yeniden çizileceği ve yeni devletler ilan edileceği yolunda pek çok komplo teorisi konuşuluyor.

Orta Doğu’da harita değişikliği ve yeni devlet dendiğinde ilk akla gelip konuşulan da bağımsız bir Kürt devleti ihtimali oluyor.

Son on beş yılda bu ihtimali güçlendiren önemli gelişmeler oldu.

Örneğin 2003’te Irak’ın ABD (ve İngiltere) tarafından işgalinde işbirliği yapan Irak Kürtleri bunun karşılığında Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) adı altında özerklik aldı.

Örneğin düne kadar ABD tarafından terörist görünen PKK, Suriye kolu YPG’yi Amerikan Merkezi Komutanlık emrinde IŞİD’e karşı kara birliği olarak kullandırmayı kabul ederek meşruluk kazanmaya başladı.

Tıpkı zamanında KDP lideri Mesud Barzani’nin yapmış olduğu gibi, PKK’nın da militanlarının hayatını Amerika ile karşılık beklemeden işbirliğine sürdüğünü düşünmek saflık olur.

PKK’nın 1978’de gizlice kuruluşundaki parti programı, dört ülkeden (Türkiye, İran, Irak ve Suriye) alınacak topraklar üzerinde bir Kürt devleti kurmak idi. IŞİD’in dağılmasıyla birlikte PKK mutlaka bir statü isteyecektir.

İsteyecektir ama alabilecek midir?

Bakalım…

PKK ve KDP Irak’ta kurmak istedikleri Kürt devleti üzerinde ciddi bir rekabet, hatta husumet içinde. Suriye’de PKK’nın Amerikan desteğiyle öne geçtiğini gören Barzani, 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu ilan etti.

Şu işe bakın ki, bundan kısa bir süre sonra Suudi Arabistan ve Katar arasında kriz patladı.

Ve Batılı yönetimler bir ama Irak’ın kuzeyinde, Türkiye, İran ve Suriye sınırlarında bir Kürt devleti ilan edilmesinin derhal Irak’ın kuzeyinde Basra petrol ve doğal gaz bölgesinde İran yanlısı büyük bir Şii devleti ilanına yol açabileceğini gördüler.

Bu durum Suudi Arabistan ve Kuveyt üzerindeki İran baskısını yükseltecek, İsrail’in rahatsızlığını artıracaktı.

Türkiye’den önce Almanya ve ABD bu fikre karşı çıktı.

Suriye’deki Beşar Esad rejiminin en önemli destekçisi Rusya’nın Suriye topraklarında ABD güdümünde kurulacak bir Kürt devletine nasıl bakacağına, Arap Yarımadasının yeni hâkimi olmaya soyunan Suudi veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın bir Arap ülkesinin parçalanmasına göz yumup yummayacağını bir kenara bırakalım.

PKK’nın otuz yılı aşan ayak diremesini hiç yabana atmadan bir Kürt devletinin, diğer ülkelerden topraklar alarak kurulmasını zorlaştıran iki unsur daha var:

Birincisi, İran’in binlerce Devrim Muhafızının Bağdat’ta ve Şam’daki gayrı-Sünni yönetimlere destek olmak üzere yıllardır Suriye ve Irak topraklarında yer etmiş olması; İran’daki Kürtlere de örnek olacak bir oluşumu teşvik edeceklerini, düşünmemek lazım.

İkincisi, Türkiye hala ayakta… Son on beş yıldır askeri gücünü zayıflatmaya yönelik bütün çabalara karşın yıkılmış filan değil, ekonomik gücü de öyle. Yani Sovyetler Birliği, ya da Yugoslavya’nın dağılmasına benzetilecek bir durum yok ortada. Yani İran gibi Türkiye’nin de eli armut toplamayacaktır.

Bir de şu var ki Orta Doğu’nun bugünkü kırılganlığı içinde bir ülkenin haritasındaki değişiklik öyle bir zincirleme reaksiyon başlatabilir ki, onun nerede ve ne şekilde sona ereceği, kimin kazançlı çıkacağı hiç belli olmaz.

Uzun lafın kısası, Orta Doğu’da kısa dönemde haritaların değişmesi ihtimali yok gibi; ama ne yazık ki bunun anlaşılması daha epey kan ve gözyaşına mal olabilir.

X