"Murat Güloğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Güloğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Güloğlu

İstanbul İstanbul olalı…

Doğanın tarifi mümkün olamayacak kadar büyük öfkesi bu! Olağanüstü bir yağmur, dolu, sel, fırtına ve çaresizlik içinde kıvranan İstanbullular. Tam anlamıyla ‘Kanal İstanbul’ hali. İnsanoğlu ne yaparsa yapsın görülüyor ki son sözü doğa söylüyor, söyleyecek.

Gerçi insanoğlu yaptığı işi doğru ya da doğaya uyumlu yapıyor mu, yapmıyor mu onu da durum-vaziyete bakarak karar verebiliriz. Nihayetinde birbirimize karşı dürüst olmak gerekiyor. Yağmurun ana yollarda, metrolarda sel olup akıp gitmesi, ağaçların devrilmesi, arabalarının, minibüslerin üzerinde kurtarılmayı bekleyen çaresiz metropol insanları, felç olan kent yaşamı, zarar ziyan hesapları vs... Ve elbette dönüp dolaşıp konunun kent yönetimi bilgi-becerisine ve hatta sıkça bahsi açılan betonlaşmaya, dikey yapılaşmaya gelmesi. Eleştiriler ve buna karşılık olarak savunmalar elbette...

İstanbul İstanbul olalı…

Ha bir de dere yataklarına yapılaşma hadisesi; nihayetinde suya akacak yatak gerek. Bir de gökten inen suyu çekecek toprak elbette. İşte bunlardan yoksunsa bir kent az çok İstanbul’da yaşananları da anlayabilir, teşhis koyabilirsiniz. En doğrusu doğayı tahrip etmemek, mesuliyetli davranmak, önlem almak. Bunlar gerek şart ögeler. Yoksa geri kalanı elbette Allah’ın takdiri. Rabbim İstanbul ve İstanbullular’ı daha beterinden korusun. Amin.

 

Baba ’yı izlerken

Efsanevi Baba filminin ilk serisine takıldım geçen gün yine. Şahane ötesi bir film malum. Kim bilir kaç kez izledim bilmiyorum. Yıllar önce Coppola ’yı Antalya Altın Portakal ’da görünce nasıl da heyecanlanmıştım! Salona girdiğinde Cem Yılmaz’ın “Babaaa!!” diye bağırması ve sonrasındaki alkış-kıyamet de hala aklımda. O sahne fazlasıyla etkileyiciydi. Baba, malum mafyanın konu alındığı bir film.

İstanbul İstanbul olalı…

Aileye ve verilen sözlere dair verdiği mesajlar da hayli önemli. Filmi izlerken Al Pacino ’nun sürgün İtalya zamanlarındaki Sicilya’sına ve Akdeniz’in o eşsiz coğrafyasına da tanıklık ediyoruz. Ve aynı tanıklığı, filmin çekildiği 1972’den yıllar sonra günümüzdeki bir televizyon programında yine görüyoruz. Köy aynı köy, tabiat aynı tabiat, mekanlar, evler, restaurantlar aynı.

İstanbul İstanbul olalı…

Aradan yıllar yıllar geçmesine rağmen, zaman durmuş gibi sanki. Sadece köy-kasaba değil ki mevzuubahis olan. Misal Roma. Başkent. Yıllar evvelinden neyse şimdi de aynı şekilde korunuyor o koca şehir. (Bir de mesela bizim Uzungöl’e bakın. Ne demek istediğimi anlarsınız.) Yani demem o ki korumayı, kollamayı bilmek önemli. Baba filmindeki motto ‘aileni sev, onu koru, değerlerine sahip çık’. İşte bu hadiseyi kavramak en büyük mesele. Değişim her zaman iyi değildir anlayacağınız.  Bizlerin ve en önemlisi de çocuklarımızın bu bilinçte olması gerekiyor.

X