"Murat Güloğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Güloğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Güloğlu

İftarlık Gazoz’ un ‘borç taktığı’ iddiası

İddia mevzusu akçeli konular. Cem Yılmaz’ın ‘Cibar Kemal Usta’ tiplemesiyle, oyunculuğunu göklere çıkarmış ‘İftarlık Gazoz’ filmi ile ilgili kimi iddialar havada uçuşuyor.

Sözkonusu iddialar, yürütücü yapımcı tarafından filmin yapımcılarına yönelik. Sinema ve TV farketmez, yapımlar son derece meşakkatli bir süreci kapsıyor. Senaryodan oyuncu seçimine, ışığından ekibin yemek ihtiyacına kadar fazlaca detay gerektiren bir süreç. Ve bu yüzden de binlerce insan ekmeğini bu sektörden kazanıyor. Özellikle bu yola baş koyan sinema ve televizyon cengaverlerinin, işini aşkla yapması ve ekstradan çabası son derece önemli. İddia o ki, ortada bir ödeme sorunu var ve bu sorun 2 yıldır yaşanıyormuş. Yürütücü yapımcı, yaşanan para sorununun sosyal medyada birkaç kez yer almasının ardından, yapımcılardan az da olsa bir miktar ödeme aldığını ifade ediyor. Söylemesine göre toplumda çokça beğenilen ‘İftarlık Gazoz’ filmine ve yapımcılarına duyduğu saygı nedeniyle de sorunun çözülebileceğine itimat etmiş ve susmayı yeğlemiş. Fakat ödemeler tamamlanmayınca da, noter üzerinden ‘sözleşmede doğan borçların ifası ve zararın karşılanması’ yönünde bir yazı göndermiş. Tabii bir de bireysel olarak alacağı bir miktar varmış. Bu çözümsüzlük halinin devam etmesi üzerine de, hukuki yola başvurmak zorunda kalmış. Bu süreci de bir maille yapımcılara duyurmuş. 18 Haziran 2015 tarihinden itibaren geçerli olan sözleşmeye göre kimi ödemeler hala kendisine  yapılmamış. Yürütücü yapımcının iddiasına göre; ana vergi borcunun faizinin ve yürütücü yapımcıya ödenmesi gereken tutar hala ödenmemiş. Hak ettiği halde alamadığını belirttiği 2 haftalık ücretini ve ekstradan cebinden harcadığı paraları da tahsil edememiş. İddialar bu yönde. Şayet böyle bir durum yoksa yapımcılar gönderecekleri bir maille bu köşeden seslerini duyurup söz konusu iddialara cevap verebilir. Böylelikle en azından sektör bünyesinde konuşulan bu hadiseye de bir açıklama getirmiş olurlar.

BERLİN’DE VAR DA BİZDE NEDEN YOK ?

Hafta sonu bulunduğum Berlin’de harikulade bir etkinliğe tanıklık ettim. Yüzlerce klasik otomobil Berlin’in en büyük ve en uzun caddesi Kurfürstendamm ya da bilinen adıyla Kudamm’da karizmalarıyla boy gösteriyordu. O işlek cadde bu organizasyon için boydan boya araç trafiğine kapatılmış. Vay be! Yüzyıllık motorlardan çıkan şahane sesler birbirine karıştıkça ruhlarda da bir delirme, bir coşma oluyordu tabii. Çok yakından bildiğimiz bir çok markanın ilk hallerini yansıtan milyon euroluk otomobillerden söz açıyorum. Kimi salına salına caddede tur atıyor, kimi park etmiş fotoğraf pozları veriyordu. Tam bir şenlik. Sadece Berlin’liler ilgi göstermemiş. Almanya’nın, Avrupa’nın ve hatta ABD’nin dört bir yanından gelenlerin büyük ilgisi beni fazlaca şaşırttı. Düşünsenize klasik otomobil tutkunusunuz ve böylesi organizasyonları saat farkı, kilometre farkı demeden ülke ülke, şehir şehir dolaşıp takip ediyorsunuz. Ve ilginizi çeken otomobili koleksiyonunuza katmak için milyonlar ödemeye hazırsınız. İşte böyle zengin ve tutkulu bir güruh var yeryüzünde. Çok acayip ve devingen bir ekonomi. Bununla beraber konserler, davetler, eğlenceler gırla tabii. Dediğim gibi milyon euroluk süper bir organizasyon. Aslında güzeller güzeli dünya kenti İstanbul’umuzda da böylesi etkinlikler, şenlikler, organizasyonlar şart gibi geliyor bana. Hani turist ya da iş adamı ya da dünya jet-seti memlekete gelmeyi bıraktı, ayağını kesti diyoruz ya, işte böylesi organizasyonlar bizlere ilaç olur ilaç!

ÇOCUKLARIMIZ İYİLEŞSİN!

LÖSEV. Lösemili Çocuklar Vakfı. Ve elbette bu vakfın binlerce şahane çalışanı, LÖSEV ‘ e kayıtlı 24 bine yakın lösemi ve kanser hastası çocuk ve yetişkinle onların ailelerine destek olmak için dur durak bilmeden çalışıyor. Takdire şayan. Biliyor musunuz hastalarımızın ailelerinin yaklaşık %92’si asgari ücret ve altında kazanıyor. Dolayısıyla hepimizin destek olması gereken bir durumla karşı karşıyayız. Memleketimiz ‘kanser kuşağı’ olarak adlandırılmış kuşakta bulunuyor ve her yıl neredeyse 200 bin insanımız bu hastalığa yakalanıyor. Amansız hastalık demiyorum çare var, çaresi olan bir hastalıktan bahsediyorum. Maalesef ki her yıl bu hastalıktan 180 bin insanımızı toprağa veriyoruz. Daha duyarlı, daha istekli olursak aşamayacağımız engeller, yenemeyeceğimiz hastalıklar yok! Fitresiye, zekatıyla, gönüllerden kopanlarla destek olunmalı. Yapılan bağışlar o nedenle hayli önemli. Biliyorsunuz ki LÖSEV asla ve kat’a sokakta, caddede yardım toplamıyor. Hayli önemli bir hadise. Her ferdin elinden geleni yapması gerekiyor ve önce geleceğimiz olan çocuklarımızı iyileştirmemiz gerekiyor. Her şey daha sağlıklı bir gelecek için. Ramazan Bayramımız şimdiden mübarek olsun.

X