İtalya’dan bir ilk...

İtalya gıdanın geleceği konusunda önemli bir kararın öncüsü oldu. Euractiv’te okuduğum habere göre Tarım Bakanı Francesco Lollobrigida, hafta başında katıldığı bir toplantıda laboratuvarlarda yaratılan gıdaların üretimini, ithalatını ve pazarlamasını yasaklayacaklarını açıklamış.

Haberin Devamı

İtalya Senatosu konuyu bu yılın başından beri tartışıyordu. Mart ayında tarım bakanı yasa tasarısını bakanlar kuruluna sunmuştu.
Ve 19 Temmuz’da ulusal çıkarları, gıda mirasını ve tüketicilerin sağlığını korumak amacıyla yapay et ve sentetik gıdaların pazarlanmasını, ithalatını ve üretimini engelleyen tasarıyı onaylamıştı.
Akdeniz beslenme geleneğine sahip çıkan bu karar sağlık ve çevre kadar çiftçilerin haklarını da koruyacaktır. Umarım parlamentolarının alt meclisinde tartışılacak yasa tasarısı kabul görür. Çünkü önerilen doğal tarım ürünlerini korumaya yönelik bu çıkış aslında tüm dünyayı yakından ilgilendiren çok önemli bir konu.
Bu kararı eleştirenler yasağın henüz ‘var olmayan ürünlere’ yönelik olduğunu söylüyor, pratik bir düzenlemeden çok propaganda olduğuna işaret ediyor. Öte yandan Fransa gibi bazı ülkeler bitki bazlı ya da kültür protein üretmek için çok büyük bütçeler ayırıyor. ABD, Singapur ve İsrail gibi ülkeler de ister sentetik ister sahte deyin bu üretim sürdürülüyor.
Dört yıl önce veganlara bir hizmet olarak sunulan, ‘fake meat/ sahte et’ sloganıyla çıkan, ürünlere neden karşı olduğumu, ‘Dünyayı sahte et mi kurtaracak’ başlığıyla yazmıştım. O zaman da söylediğim gibi bizim sürdürülebilir bir dünya için fazla karbon ayak izi bırakan büyükbaş hayvan besiciliğini en aza indirgememiz gerekiyor.
Ancak bunun çözümü laboratuvar ortamında et üretme olmamalı. Günümüzde neyse ki biraz daha bilinçlenme oldu, hiç olmazsa doğal sebze ve bakliyat bazlı ürünler yapılıyor.
Tartışmaların bir başka boyutu olan “Nüfus artıyor insanları besleyemeyeceğiz, ne yapalım edelim üretimi artıralım” yaklaşımının da tutarlı olmadığını üretilen gıdanın yüzde 40’nın çöpe gitmesi gösteriyor.
İklim krizleri ve savaşlar nedeniyle kıtlık yaşandığı, gıdaya erişimin kesintiye uğradığı gerçeğiyle yüz yüze olsak da çözüm 1960-70’li yıllarda açlığa çare bulmak için hayata geçirilen, toprağa, doğaya ve tabii ki insana zarar veren kimyasal ilaç, gübre ve hibrid tohum kullanılan endüstriyel tarım gibi yöntemler olmamalı.
Bugün BM Tarım Örgütü FAO, Dünya Gıda Programı WFP, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP da artık bu konuya dikkat çekiyor, raporlar yayınlıyor. Ama yaptırım güçleri yok. Ülkelerin bu önerilere, kararlara inanması, uygulaması, sermayenin de merkezi yerine yerele yatırıma, küçük ölçekli tarıma yönelmesi gerekiyor...

Haberin Devamı

İtalya’dan bir ilk...

Haberin Devamı

NEOLOKAL 9 YAŞINDA

Neolokal’in, artık gelenekselleşen Maksut Aşkar’ın doğum günüyle birlikte konuk şeflerin menülerinden birer tabak yapmasıyla kutlanılan yıldönümü yemeklerinin dokuzuncusu 4 Kasım Salı akşamı yapıldı. Bu kez yemekleri Aşkar’ın yanı sıra yurt dışından farklı ülkelerin ünlü restoranlarının şefleri yaptı.
Vista’dan Joao Oliveira, El Cato’dan Alvaro Clavijo, Rıjks’ten Joris Bijdendijk, Cafe Littera’dan Tekuna Gachechiladze, Glass Hostaria’dan Cristina Bowerman, Orfali Bros Bistro’dan Muhammed Orfali birbirinden yaratıcı yemeklerini Neolokal’in geçmişi geleceğe taşımak felsefelerinin başında gelen olan bu topraklarda yetişen yerel ürünlerle yapmıştı.

Haberin Devamı

İtalya’dan bir ilk...

Menüye eşlik eden şarapların komşu ülke Gürcistan’ın çok özel bir ürünü dışında yerli üreticilere aitti. Neolokal’in kapasitesi kadar konuğun yer aldığı akşam yemeğinin ardından iki kurucu ortağı Erim Leblebicioğlu ve Maksut Aşkar’ın şefler ağırlıklı olmak üzere tüm arkadaşları da geceye katıldı. Özellikle son yıllarda genç kuşak şeflerin arasındaki dostluk, birbirlerine verdikleri destek, başarılarıyla birlikte mutlu olmaları Türkiye gastronomisinin geleceği ve güçlenmesi adına beni umutlandırıyor...

MICHELİN GUIDE 2024

İtalya’dan bir ilk...

2024 Michelin Rehberi’nde yer alan restoranlar perşembe akşamı Zorlu PSM’de gerçekleşen törenle ilan edildi. İstanbul’dan Turk Fatih Tutak 2 Yıldız’ını, Araka, Nicole, NeoLokal ve Mikla da birer yıldızlarını korudular.
İstanbul’dan Arkestra ve Sankai by Nagaya, İzmir’den Od Urla, Teruar Urla ve Vino Lokale, Bodrum’dan Maça Kızı ve Kitchen by Osman Sezener bu yılın 1 yıldızlı restoranları oldular. Ayrıca Od, Vino Locale, Hiç ve İstanbul’dan Circle by Vertical Yeşil Yıldız alan restoranlar arasına girdiler.

İtalya’dan bir ilk...

Bu yılın Sommelier Ödülünü de Vino Lokale’nin aynı zamanda kurucu ortağı olan Seray Kumbasar aldı. Urla bizlerin zaten bildiği ve takdir ettiği gibi tüm dünyaya tam bir gastronomik durak olduğunu gösterdi.
Geceye damgasını vuran ödüllerde biri de Red Baloon’un şefi Ulaş Durmaz’ın ‘En genç şef’ ödülüne layık bulunmasıydı. Red Baloon aynı zamanda Bib Gourmand’a listesine de girdi.

İtalya’dan bir ilk...

Michelin Rehberi’nin Türkiye’deki ikinci yılında, Karaca ve Hürriyet Gazetesi iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz İncili Gastronomi Rehberi’nin 2017’de raflara çıkan ilk yılında olduğu gibi İstanbul, İzmir ve Bodrum ile başlaması da doğru bir stratejiydi.
Bu yıl yılın listesinde İstanbul, İzmir ve Bodrum’dan 7 1 Yıldız, 4 Yeşil Yıldız tavsiye edilen 36, 16 Bib Gourmand yani fiyat-kalite dengesini tutturan, 1 Genç Şef, 1 Servis, 1 Sommelier olmak üzere 66 yeni restoran yer alıyor.
Ancak yıldızı çoktan hak ettiğini düşündüğüm Ent’in ve Seraf Vadi’nin önerilenler listesinde olması, Casa Lavanda, Alaf, Basta Neo Bistro ve Hünkar’ın listeye hiç girmemesi sadece benim değil konuştuğum birçok kişi için hayal kırıklığı oldu. Umarım, gizli müfettişler ülkemize daha sık geldikçe, zaman içinde restoranları tanıdıkça bu sorun da ortadan kalkacaktır.
Perşembe akşamı Zorlu PSM’de gerçekleşen gece kimi eksikliklerine, soru işaretlerine karşın tam bir şefler buluşmasıydı. Ödüllerin gastronomi dünyasına ivme kattığı bir gerçek. 100 yılı geride bırakmış, kendini kanıtlamış bir ağa ülkemiz restoranlarının girmesi gerçekten de çok önemli.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu yerinde girişiminin ülke gastronomisinin yurt dışında bilinirliğinin artmasına katkısı büyük. Dileğim Türkiye’de yeni olmanın, sektörü tanımamanın verdiği aksiliklerin, eksikliklerin zaman içinde giderilmesi.
Ayrıca önümüzdeki yıl restoran ve şefler hakkında daha fazla bilgiye sahip, hatta yaptığı yanlışlıklardan sonra özür dilemesini bilen bir sunucuyla çalışmalarında da yarar olabilir...

Yazarın Tüm Yazıları