"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Deli değil zırdeli olmalı Giray Öğretmen

GÖRENLER, duyanlar “Deli öğretmen” dermiş; bence de delirmiş olmalı Giray Kale...

Soma’daki maden faciasında 14 can kaybeden İzmir’in Kınık ilçesi Köseler köyünde öğretmendir Giray Kale.

HaberTürk’ten Mehmet İnmez’in haberi sayesinde tanıdık “aklı başında olmayan” bu öğretmeni.

Ne yapıyormuş, neler yapıyormuş duydunuz mu?

Özetlemeye çalışayım.

31 yaşındaki Giray Kale, 4 yıl önce Köseler’de göreve başladığında öğrencilerin okula devam etmediğini, tarlada çalıştıklarını görmüş.

LAFINI DİNLEYEN DE DELİ

Görmüş ama kafasını çevirip başka yöne bakmamış. Deli olduğunu hemen o anda anlamalılardı zaten ya her neyse...

Kafasını çevirmemiş, durumu kabullenmemiş de ne yapmış peki?

Milli Eğitim’le, kaymakamlıkla, hayırseverlerle irtibata geçmiş, kapı aşındırmış, dert anlatmış.

“Bu okulu düzeltirsek çocukları gelmeye ikna ederim. Okurlar, aydınlanırlar, gelecekle ilgili hayaller kurarlar, topluma faydalı bireylere dönüşürler” demiş.

Lafını dinleyen çıkmış...

Yardıma ikna ettiği iyi yürekli insanlardan (bildiğimiz deli oluyor onlar da bu devirde!) topladığı yardımlarla kısa bir süre içinde “tuhaf tuhaf” işler yapmış...

Önce okulun fiziksel şartlarını düzeltmiş.

Sonra tek tek aileleri ziyaret etmiş, çocukları okula gelmeye ikna etmiş.

Başka? Okuyalım:

“4 ay içinde okula basketbol ve voleybol sahası, bağış kitaplarla kütüphane kurdu...

Masatenisi, satranç gibi etkinlikler için malzemeleri temin etti...

Okulu bilgisayarlarla donattı. Ders bitince de köydeki her yaştan öğrenciye satranç, masatenisi, voleybol ve basketbol eğitimi vermeye başladı...

Haftada bir gün ise okulda sinevizyon eşliğinde film günleri yapıyor...”

DURDURAMIYORUZ EFENDİM

Eşi ve çocuğuyla lojmanda yaşıyormuş bu “deli öğretmen”...

Öğrencileri okula döndürmek ve hayatlarını zenginleştirmek de yetmemiş.

Ortaokul ve lise öğrencilerine de musallat olmuş; derslerine yardım ediyormuş. Haydi bunu da anladık diyelim... Peki hiç zorunda olmamasına, cebine bir kuruş girmemesine rağmen gece 11’e kadar okulda kalıp okuma-yazma bilmeyen köylülerle ders yapmasına ne diyeceğiz.

Deli değil, zırdeli yahu bu öğretmen!

Peki “Kardeşim derdin ne senin?” diye sorulduğunda ne diyormuş?

Sormuş haberi hazırlayan arkadaşımız. Verdiği cevaba bakın hele:

“Okumak istemeyen, okula gelmeyen çocuklar şimdi okuldan çıkmıyor. Hayalleri artık öğretmen, vali, emniyet müdürü, başbakan olmak... Veliler de ‘Benim çocuğumdan bir şey olmaz’ düşüncesinden kurtuldu. İzmir merkezde görev yapma hakkım var ama köyde kalacağım. Ben de köy okulunda okudum. Her yıl öğretmenimiz değişirdi ve çok üzülürdük. Okumayı 4’üncü sınıfta öğrendim. Öğrencilerime bunları yaşatmayacağım...”

Hani ara sıra içinden iyilik geçen hadiselere şahit oluyoruz ya...

Üşüyen sokak köpeğine ceketini veren temizlik işçileri filan var ya...

İşte eminim onların hepsine bir “deli öğretmen” dokunmuştur.

Akıllıların hallerine, hırslarına, madrabazlığa çıkıp duran yollarına, ikbal uğruna ruhlarını satmalarına ve sonra da çıkıp dürüstlük, ahlak ve erdem kumkumalığı yapmalarına bakıp içimiz ezilirken...

Böyle deli bir öğretmen, böyle öğretmenler çıkıveriyor işte.

Sayıları azalsa da çıkıyorlar...

Ne diyeceğimizi bilemiyoruz.

“Kahramanlık” payelerini hamaset sosuna bandırıp bandırıp dağıtmaya talimli olduğumuzdan karşılaşınca duruyoruz, bakıyoruz ve “Delidir, yoksa yapmazdı” diyoruz.

Helal olsun, helal olsun, helal olsun sana Giray Öğretmen.

Helal olsun...

X