"Jale Özgentürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Jale Özgentürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Jale Özgentürk

Türkiye tanıtımı İsrail’le başladı

1 Aralık 2017

Kimi çocukken kimi birkaç yıl önce gelmişler İsrail’e. Ama gönülleri orada kalmış. Türk ürünleri tanıtıldığını duyunca heyecanla gelmişler…Alandaki künefe kuyruğunun, Maraş dondurması kuyruğunun nedeni bu özlem. Antakya’dan gelen din, dil, ırk ayrımına karşı kurulmuş Medeniyetler Korosu’nun Türkçe, İbranice, Kürtçe, Arapça şarkılarının yarattığı duygusallık ise yoğun istek üzerine söylenen İbrahim Tatlıses türküleri ile eğlenceye dönüşüyor.

Türkiye Tanıtım Günü etkinlikleri için önce Kudüs sonra da Tel Aviv’deyiz. Mekanlar ilginç. Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaptırılan tarihi tren garları seçilmiş.

Sektörel tanıtım grupları kaldırılarak yerine oluşturulan Türkiye Tanıtım Fonu’nun ilk etkinliği bu. Proje Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamulleri İhracatçılar Birliği’nin (ASHİB)...

Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şenel’in katıldığı etkinliğin koordinasyonunu üstelenen ASHİB Başkanı Ali Can Yamanyılmaz, Tel Aviv’de düzenlenen Gıda Fuarı İsrafood öncesinde Türk ürünlerinin tanıtımını yapmak istediklerini, Ekonomi Bakanlığı’nın da destek verdiğini söylüyor. Yamanyılmaz, İsrail’i seçme nedenlerini şöyle  anlatıyor: “İsrail gıda sektöründe önemli pazarlarımızdan biri ve ihracatımız sürekli artıyor. Fuara gelen İsrailli yetkililer gıda alanında iki ülke arasındaki işbirliğinin ilerleyeceğine yönelik mesajlar verdiler. Özellikle şekerleme sektörüne büyük ilgi var. Hedefler büyük. İsrailli sektör temsilcileri Türk partnerler ile birlikte üretim yapabileceklerini söylediler. Bu bizim açımızdan olumlu gelişme.”

Yamanyılmaz’ın verdiği bilgilere göre Türkiye ile İsrail arasındaki ticaret hacmi son 13 yılda yüzde 113 artarak, 2 milyar dolardan 2016’da 4.4 milyar dolara yükselmiş. Yamanyılmaz, bu rakamın yaklaşık 3 milyar dolarının İsrail’e yapılan ihracat, 1.3 milyar dolarının ise ithalat olduğunu ekliyor ve şöyle devam ediyor:

 “İsrail, Türkiye’nin ihracat yaptığı ilk 10 ülke arasında. Türkiye’nin AB standartlarındaki üretim gücü ve İsrail’e gemi ile bir gecede ürünlerini ulaştıracak kadar yakın olması en büyük avantajı. Sadece Türk Hava Yolları günde 10 uçuş yapıyor. İsrail’le en fazla otomotiv çelik, kimya, demir ve hazır giyim sektörlerinde ihracatımız var. Öyle görünüyor ki yıllık ihracat rakamlarımız 5 yıl içerisinde 2 katına çıkacak.”

İsrail Ticaret ve Sanayi Odası 2. Başkanı Rubin Schussel de İsrailli ticaret adamlarının da Türkiye ile olan ticaret hacmini arttırmak istediklerini bu anlamda yapılan etkinliklerin ve fuarın çok büyük katkısı olacağını söylüyor.

Yazının devamı...

Türkiye’nin Medicileri

26 Kasım 2017

TÜRKİYE’nin yaşadığı büyük sıkıntıların yanında nefes aldıran, umut veren bir gelişme var. Sanata ilgi. Koç, Sabancı, Eczacıbaşı gibi büyük grupların düzenlediği sanat etkinliklerinin yanı sıra sayıları hızla artan koleksiyonerler ve açılan müzeler müthiş bir sanat ekosistemi yaratıyor. “Bugünlerde iki yerde kuyruk var. Apple ile müze ve sergilerde.”

Bu sözleri söyleyen Türkiye’nin en önemli koleksiyonerlerinden Mudo’nun sahibi Mustafa Taviloğlu haklı. Rönesans döneminde sanatçıları destekleyen İtalyan Medici ailesi gibi Türkiye’nin “sanatı destekleyen varlıklı kişileri” yani “mesenleri” artıyor. Bu etkinliklerden biri de aralıkta yapılıyor. Üstelik gelecek için anlamlı bir etkinlik. Üniversitelerde sanat eğitimi alan son sınıf öğrencilerinin eserleri koleksiyonerler ve sanat piyasası ile bir araya gelecek.

ÖNEMLİ İSİMLER VAR

BASE adı verilen etkinliğin yaratıcısı, genç sanatçılara uzun yıllar verdiği desteklerle sanat piyasasında tanınan koleksiyoner Muhsin Bilge’nin oğlu Ali Bilge. Konuşmacı ya da jüri olarak destek veren isimler arasında ise önemli koleksiyonerler Mustafa Taviloğlu, Agah Uğur, Erol Bilecik, Selman Bilal, Emin Hitay var... Kendisi de koleksiyoner olan Bilge, etkinliğe üniversitelerin çok büyük ilgi gösterdiğini söylüyor. Batman’dan Sakarya’ya kadar 20 ilde 52 üniversiteden 1000’e yakın eser başvurmuş. Bunlar içinden, 23 kişiden oluşan uluslarararası jüri, 108 sanatçıya ait 116 eseri seçmiş. Bu eserler Galata Rum Okulu’nda sergilenecek. Ali Bilge 21-24 Aralık’taki etkinlik için “HP, Intel, Kale Seramik ve TEB, Pegasus da destekliyor” diyor.

FİYATLAR UÇMUŞTU

Taviloğlu, Hitay, Bilal ve Uğur, BASE’in Türkiye’de sanatın gelişimi için büyük katkı yapacağına inanıyor. Mudo’nun sahibi Mustafa Taviloğlu, 1972’den itibaren koleksiyon yapmaya başladığını söylüyor. Bugün yaklaşık 3 bin eseri var. Taviloğlu, “Son 10 yıldır sadece genç sanatçıların işlerini alıyorum. Bu yüzden bu proje son derece heyecanlı” diyor.

Taviloğlu, Türkiye’deki sanat piyasasını ise şöyle yorumluyor: “Geçen yıllarda eser fiyatları biraz abartılmıştı, bu süreç koleksiyonerleri yabancı eser almaya da sevk etti. Şimdi fiyatlar normal seviyelere geldi.” Emin Hitay da 300’ün üzerinde esere sahip bir koleksiyoner. 2000’den sonra eserlerde aşırı bir fiyatlama olduğunu bu nedenle Türk sanatçıların eserlerini değil, yabancıları da almaya başladığını söyleyen Hitay, “BASE yeni sanatçılara ufuk açacaktır” diyor. Bil’s Gömlekleri’nin sahibi Selman Bilal, 2007’de İlhan Koman’ın küçük bronz heykeli ile koleksiyona başlamış. Koleksiyonu sadece Türkiyeli sanatçılardan oluşuyor. Bilal, “Bunun sebebi ülkemizden çıkan sanat üretimine destek olmak” diye konuşuyor.

Yazının devamı...

Edirne turizmde dünya kenti olacak

25 Kasım 2017

ANTİK Yunan’dan Osmanlılara kadar birçok medeniyete başkentlik yapmış bir il Edirne. Uluslararası araştırmalara göre Floransa’dan sonra en fazla tarihi varlığa sahip ikinci kent. Fatih Sultan Mehmet’in doğum yeri. Bu zenginlik önemli bir turizm potansiyeli yaratıyor ve bölgede en fazla turist çeken kentlerden biri Edirne. Belediye Başkanı Recep Gürkan, şu anda 3 milyon olan turist sayısını on yıl içinde 10 milyona çıkarmayı hedefliyor. Bu konuda kentin tüm ilgili kurumlarıyla birlikte bir turizm master planı hazırlanıyor. Ünlü otel zincirlerinden Ramada’nın faaliyete başladığı, Hilton’un yer aradığı Edirne ile ilgili başkan Recep Gürkan hedeflerini şöyle anlattı:

Başkanlığınızın dördüncü yılına yaklaşıyorsunuz. Görev sürecinizi değerlendirir misiniz?

30 Mart seçimlerinde belediye başkanı oldum ve göreve başladım. Yaklaşık 3.5 yıldır görev yapıyorum. Geldiğimde temel belediyecilik hizmetleri açısından yani alt yapı, içme suyu, yol gibi hizmetler açısından çok eksikler vardı. Ancak kentleri sadece alt yapı hizmetleri ile dünya kenti yapamazsınız. Kentin kimliğine uygun kültürle, sanatla ve istihdama dönük sosyo kültürel ve sosyo ekonomik çalışmalarla desteklemeniz ve geliştirmeniz lazım. Bir gün otururken bir üniversite öğrencisi tweet attı bana. Seçimlerde sıraladığım 43 projeyi listelemiş gönderdi. Ben de masama koydum. Gerçekleştirdikçe üzerini çiziyorum.

Üç buçuk yılda kaçını çizdiniz?

Bugün itibari ile 43 projenin 38’ini gerçekleştirdik. Kalan bir buçuk yılda da onları gerçekleştireceğiz. Ben göreve başladığımda bütün kurum yöneticileri birbiriyle kavgalıydı Edirne’de. Belediye başkanı valiyle, borsa başkanı ziraat odasıyla kavgalıydı ve kaotik bir durum vardı. Türkiye’de eğer iki kurum yöneticisi birbiri ile medeni ölçüde ilişki kurmazsa işler yürümüyor. Önce barış ve huzuru tesis etmeye çalıştım. Hatta benim en büyük projem buydu. Edirne’nin barış ve huzur kenti olması kentin tarihi kimliğine de uygun bir tanım. Bizim binamızın duvarında bir tablo var. Tabloda 1902 yılının belediye başkanı ve 12 meclis üyesi resmedilmiş. 6’sı Türk ve Müslüman. Diğerleri ise bir İtalyan, bir Rum, bir Ermeni, bir Romen ve bir Yahudi’den oluşuyor. Yani Edirne kimliğiyle, dokusuyla toplumsal uzlaşmacı, birlikte iş yapma kültürünü fiilen yaşama geçirmiş bir kent.

Herkesi bir araya getirmeyi başarabildiniz mi?

Sağ olsun diğer yöneticiler destek verdi. Bugün Edirne’de bir çalışma yapılacaksa hangi partiden olduğuna bakılmaksızın tüm partilerin il başkanları ortak payda altında buluşup projelerimizi gerçekleştiriyoruz. 31 meclis üyemiz var. Herkes elini taşın altına koydu. Bu şunu getiriyor. Bir kentin gelişimini ilerlemesine yönelik projeler üretirseniz, ortak aklı devreye sokarsanız, bu projeleri ben yaptım değil biz yaptık mantığı ile oluşturur ve uygulamaya taşırsanız ardından mutlaka başarı geliyor. O durumda herkes üretilen projede kendinden bir şeyler buluyor. İçme suyu sorunumuzu Veysel Eroğlu ile protokol oluşturarak çözdük. Yılda 20 milyon metreküp temiz su getiriyoruz. Evsel atıkları arıtacak arıtma tesisimiz yoktu, 5 Ekim’de başladık. Aralıkta içme suyu şebekesi ve  kanalizasyon yenileniyor.

Yazının devamı...

Londra’da sürpriz ortaklık mı doğuyor?

19 Kasım 2017

İNGİLTERE’nin başkenti Londra, son zamanlarda Türk vatandaşlarının konut yatırımlarında tercih ettiği kentlerden biri. Türklerden konut satın alma talebi artınca, Türk müteahhitleri de Londra’da gayrimenkul projesi fırsatlarını araştırmaya başladı. Ant Yapı bu şirketlerden ilki oldu. Kısa süre önce gayrimenkul sektörünün önemli ödüllerinden biri olan International Property Awards için Londra’daydım. Çeşitli dallarda 10 ödül alan İki Design’ın ortağı mimar Murat Kader’le birlikte üç genç gayrimenkulcü ile tanıştım. Mesa’nın veliahtı Mert Boysanoğlu, TAV’ın CEO’su Sani Şener’in oğlu Ozan Şener ve Aslan Yapı’dan Mahmut Arslan. Mesa, 60 yıllık bir şirket. Türkiye’nin ilk müteahhitlik firmalarından biri. Kurucusu Erhan Boysanoğlu. Sera Grup Atatürk Havalimanı ile birlikte Türkiye ve dünyada 15 havalimanının işletmecisi TAV’ın kurucularından ve CEO’su Sani Şener’in kurduğu aile şirketi. Aslan Yapı da son yıllarda mütehhitlik hizmetleriyle hızlı büyüyen bir inşaat şirketi. Londra’daki sohbetlerimizde pazara ilgilerini belli ederken ortak işler yapmaktan da söz etmişlerdi. Duyduğuma göre bu grup şimdi sürpriz bir proje için çalışmalara başlamış. Genç yatırımcılar araştırmalarını sürdürüyormuş. Projeyi muhtemelen Murat Kader tasarlayacak ve üç genç müteahhit de uygulamasını yapacak.

DEVİR DEĞİŞTİ

Bugüne kadar babaları ile sohbet ettiğim Mert Boysanoğlu ve Ozan Şener’le Londra’da ‘babalar ve oğulları’ temalı ilginç bir de sohbet yaptık. İki kuşak arasındaki yönetim ve anlayış farkını konuştuk. Mert Boysanoğlu ilk kuşağın farklı bir özveri ile çalıştığını söylüyor. “Ben doğduğumda babam yanımda yokmuş. Bizden de aynı şeyi bekliyorlar” diyor ve şunları söylüyor: “Babamın hobisi yok. 90 yaşında şantiyeden dönüp ölmek istiyorum, diyor. Bizden de bunu bekliyor. Her sabah şirket içi görüntülü bir sistemimiz var, 8.30’da yerimde miyim diye arar beni. Oysa dönem değişti. Elimdeki telefonla ben zaten 24 saat çalışıyorum artık. ‘One man show’ bitti. Kurumsallaşma, profesyonellere yetkileri bırakma dönemi. Ben kendimi profesyonel çalışan olarak görüyorum. Bizde hala izin kağıdı var.”

Ozan Şener de Boysanoğlu ile aynı fikirde. “Patronun şirketi profesyonellerle birlikte yönetmeyi öğrenmesi gerekir” diyor. İkisi de maaş ve primle çalıştıklarını anlatıyor.

KEŞKE GELSE

Ozan Şener şirketi babası Sani Şener’in kurduğunu ancak yönetimi kendisine bıraktığını söylüyor ve “Babam ben seni okyanusa ittim ama etrafına can simitleri de attım, der. Şirketi o kurdu ama ilgilenemedi. TAV’ı büyüttü. Zarar ettim sadece hataların şunlardı diye yol gösterdi” diyor. Sani Şener’in 2020’de hisselerinin tamamı Fransız Aeroports de Paris’e geçen TAV’da CEO’luk görevi bitiyor. Şener, Yönetim Kurulu Başkanı olarak devam edecek. “Sani Bey Sera’ya döner mi” diye soruyorum. Ozan Şener şunları söylüyor: “Biz öyle ya da böyle işler başardık ama ne kadar büyütürsek büyütelim Sera ona küçük gelir. Bazen konuştuğumuz rakamlar çok farklı. Bence o TAV İnşaatı büyütür. Ayrıca biz onun artık hayatını yaşamasını istiyoruz. Keşke gelse. Vizyonumuzu artırır.”

BİM İRAN KARARINI VERDİ, ŞİRKET KURUYOR

Yazının devamı...

Bandırma tarıma arkasını dönmemeli

16 Kasım 2017

Sanayinin hızla gelişmesinde limanın büyük payı var. Ancak Bandırma sanayileşmenin bedelini çarpık kentleşme ile ödemiş.

SANAYİ BÖLGESİ KALMADI

Bugünlerde bölgede yeni bir sanayi hamlesinden söz ediliyor. Malum bir süredir sanayiinin İstanbul sınırları içinden çıkartılması tartışılıyor, İstanbul çevresinde ise uygun arsaya sahip sanayi bölgesi kalmadı. Liman, demiryolu, yapılan ve yapılmakta olan köprülerle sanayiinin yeni adresinin Bandırma, Balıkesir, Çanakkale olması düşünülüyor. Bu durum düşünceyi de aşmış, tarlalar, arsalar henüz planı bile yapılmayan bölgede el değiştirmiş.

Geçen hafta Hürriyet gazetesinin düzenlediği ‘Bandırma Ekonomi Zirvesi’nde tartışmaların özünü bu konu oluşturdu.

Bandırma sadece sanayi değil turizm ve tarımda önemli bir bölgenin ortasında. Bugüne kadar planlı bir sanayileşme yapılamayan, Bağfaş gübre fabrikası ile çevre sorunları yaşayan Bandırma’da bundan sonra nasıl bir sanayileşme planı uygulanacak.

Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza’nın ev sahipliğinde düzenlenen akşam yemeği ve ertesi gün yapılan zirvede sanayicisinden turizmcisine tüm Bandırmalılar bu soruya yanıt aradı.

Sevindirici olan tüm Bandırmalıların ortak görüşü, bundan sonra çevreye duyarlı olmayan sanayiinin Bandırma’ya girmemesi yönündeydi.

İHMAL ETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Yazının devamı...

Cadde fırsatçıları

12 Kasım 2017

TÜRKİYE’nin büyümede ümit bağladığı en önemli sektör inşaat. İstihdam için olmazsa olmaz. Mobilyadan seramiğe yaklaşık 250 sektörün de dinamiğini oluşturuyor. Her ne kadar satışlar artıyor, projeler devam ediyor gibi görünse de, sektör bu günlerde geçmişteki kadar huzurlu ve mutlu değil. Gerçek anlamda bir mortgage işleyişinin olmaması, konut faizlerinin yüksekliği ve arsa üretimindeki sıkıntılar, gerçek ihtiyaç sahibinin istediği konuta ulaşmasının önünündeki en önemli engeller... Hatırlarsanız  bir dönem Türkiye’nin gündemine ‘çantacılar’ diye bir deyim girmişti. Bir zamanlar enerji sektöründe lisanslar için yaşanan fırsatçılık, gayrimenkulde de Fikirtepe gibi kentsel dönüşüm alanlarında ortaya çıkmıştı. Geçtiğimiz hafta bana ulaşan bir bilgi sonrasında bir araştırma yaptım. Şimdi ise benzer bir süreç İstanbul’da Bağdat Caddesi ve Kadıköy’de yaşandığını öğrendim.

100 PROJE SORUNLU

Dönüşüm yapmak isteyen yüzlerce müteahhit bu bölgeye gelmiş. İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Başkanı Nazmi Durbakayım’ın verdiği bilgiye göre bugün bölgede 100 projede sorun var. Peki neden yaşandı bu sorun, Durbakayım şöyle anlatıyor: “İşi bilmeyen firmalar vatandaşı tavlamak için gerçek dışı oranlar verdi. Bizim arsa sahibine yüzde 60 dediğimiz yere onlar yüzde 70-75 dedi, işi aldı. Aldı ama bitiremedi. Kimi projeler yarım kaldı, kimi eksik imalatla bitti. El birliği ile Bağdat Caddesi’ni mahvettiler. Finansal gücü olmayan firmaların bir kısmı da fiyat kırmak zorunda kaldı. Biz tüketiciyi uyarıyoruz, siz siz olun işi bitiremeyecek firmalardan alım yapmayın.”

KONUTLARIN ÇOĞU SATILIK

Bu bölgede dolaşanlar bilir. Kentsel dönüşüm adı altında bir şantiyeye dönen bölgede, biten konutların büyük bölümü satılık. Satışların gecikmesi de finansman sıkıntısı yaratıyor. Bu sıkıntı fırsatçıların türemesine neden olmuş. Bölgedeki emlakçıların anlattığına göre nakit paraya ihtiyacı olan müteahhit ya da mülk sahipleri ellerindeki gayrimenkulleri bu çantacılara ucuza satmak zorunda kalıyor. Kimi fırsatçılar da bu durumu görüp, elinde çantayla emlakçı emlakçı gezip pazarlık yapıyor.

POLAT: NAKİT SIKINTISI VAR

SEKTÖRDE yaşanan nakit sıkıntısını en net dile getiren işadamı Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat olmuş, Dünya Gazetesi’nde yayınlanan röportajında “İnşaat firmaları ciddi nakit sıkıntısı yaşıyor. Önlem alınmazsa çok büyük kaos olur” demişti. Nakit sıkıntısı, satışlardaki düşüş, gerçek kentsel dönüşüm politikalarının açıklanmaması sektörün moralini bozuyor. Gerçek ihtiyaç sahibi orta sınıfın konut sahibi olacağı yeni bir modele geçilemezse, sektörü ve Türkiye’yi zor günler bekliyor!

Yazının devamı...

Ve Zara sinemalarda!

5 Kasım 2017

İSPANYOL İnditex Grubu, Pull and Bear, Bershka, Oysho, Massimo Dutti, Stradivarius gibi önemli markaların sahibi. 94 ülkede 7 bin mağazası var. Türkiye’de ise 198 mağaza ile faaliyette.

Zara ise grubun en önemli markalarından biri. Türkiye’nin çeşitli kentlerinde 38 mağazaya sahip. Bir dönem Türkiye’den gitti gidecek söylentileri çıktı ama doğru çıkmadı. Zara mağaza sayısını azaltmadı.

Dünyanın en önemli hızlı moda gruplarından Zara’nın bugünlerde başı Türkiye’deki 175 tedarikçisinden biri olan Bravo Tekstil’de yaşananlar nedeniyle dertte. Batan ve sahipleri kaçan Bravo Tekstil’den paralarını alamayan 140 işçi 3 aylık maaş ve ihbar tazminatlarını Zara’dan istiyor. Gerekçe ise Zara’nın uluslararası küresel sendika ile yaptığı sözleşmede tedarik zincirlerinde üretim yapan işçilerin alacaklarından sorumlu olduklarını resmi olarak kabul ettiği iddiası.

Zorlu Center’daki Cinemaximum’un ikinci katı Zara için boşaltıldı, sinemanın kapasitesi yarı yarıya düştü.

PARAMI ALAMADIM ETİKETİ

Geçen hafta Bravo işçileri Zara ürünlerine “Alacağınız ürünü ben yaptım ama paramı alamadım” yazılı etiketler yerleştirerek ilginç bir eyleme de imza attı.

Zara’nın bu kriz karşısında henüz bir açıklaması yok. Benim söz edeceğim konu ise farklı. Bu konuyu Zara’nın Türkiye pazarından çıkmayacağını gösteren bir gelişme olarak yorumlamak da mümkün. Zara dünyanın en önemli markalarının yanı sıra H&M gibi zincirlerin de yer aldığı Zorlu Alışveriş Merkezi’nde yeni bir mağaza açıyor.

205 mağazanın dolu olduğu AVM’de Zara’ya yer ayarlamak için ilginç bir yöntem bulundu.

Yazının devamı...

Türkiye’yi 300 milyon liraya tanıtacaklar

29 Ekim 2017

TÜRKİYE İhracat-çılar Meclisi (TİM) 2010’da ihracatın arttırılması amacıyla sektörel tanıtım grupları kurma kararı almıştı. Fındıkla başlayan grupların sayısı yıllar içinde Kanatlı Tanıtım Grubu’ndan Süs Bitkileri Tanıtım Grubu’na kadar çeşitlenerek 15’e çıktı.

Ancak zaman içinde ihracatçılar arasında sektörler mi tanıtılmalı, Türkiye mi, tartışması başladı ve ilk olarak Plastik Tanıtım Grubu, grubun işlevini yitirdiği gerekçesi ile kendi kararıyla kapandı.

Ekonomi Bakanlığı da bunun üzerine tanıtım gruplarını masaya yatırdı. Verimsiz bulunduğu için sektörel tanıtım grupları bu yıl şubat sonunda tamamen kapatıldı.

DAHA GÜÇLÜ OLACAK

Sektörel tanıtım gruplarının yerine ise her sektörü kapsayan Türkiye Tanıtım Grubu’nun kurulmasına karar verildi.

Ağustos ayında Resmi Gazete’de yayınlanarak kurulan Türkiye Tanıtım Grubu’nun kurulma gerekçesi ve hedefi son birkaç yıldır dış dünyada Türkiye imajının sarsılması ve ihracatta bu nedenle yaşanan sıkıntılara karşı daha güçlü bir tanıtım faaliyeti yürütmek olarak açıklandı.

Türkiye İhracatçılar Birliği’nin bünyesinde kurulan Türkiye Tanıtım Grubu için yeni dönem 1 Kasım itibariyle başlıyor. TİM’den ihracatçı birliklerine proje başvuruları konusunda bilgi gönderildi.

Yeni dönemde ihracatçılardan yapılacak kesinti oranı ise binde 3’e düşürülmüştü. Bu kesintiler de 1 Kasım’da başlıyor.

Yazının devamı...