"Jale Özgentürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Jale Özgentürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Jale Özgentürk

Edirne turizmde dünya kenti olacak

25 Kasım 2017

ANTİK Yunan’dan Osmanlılara kadar birçok medeniyete başkentlik yapmış bir il Edirne. Uluslararası araştırmalara göre Floransa’dan sonra en fazla tarihi varlığa sahip ikinci kent. Fatih Sultan Mehmet’in doğum yeri. Bu zenginlik önemli bir turizm potansiyeli yaratıyor ve bölgede en fazla turist çeken kentlerden biri Edirne. Belediye Başkanı Recep Gürkan, şu anda 3 milyon olan turist sayısını on yıl içinde 10 milyona çıkarmayı hedefliyor. Bu konuda kentin tüm ilgili kurumlarıyla birlikte bir turizm master planı hazırlanıyor. Ünlü otel zincirlerinden Ramada’nın faaliyete başladığı, Hilton’un yer aradığı Edirne ile ilgili başkan Recep Gürkan hedeflerini şöyle anlattı:

Başkanlığınızın dördüncü yılına yaklaşıyorsunuz. Görev sürecinizi değerlendirir misiniz?

30 Mart seçimlerinde belediye başkanı oldum ve göreve başladım. Yaklaşık 3.5 yıldır görev yapıyorum. Geldiğimde temel belediyecilik hizmetleri açısından yani alt yapı, içme suyu, yol gibi hizmetler açısından çok eksikler vardı. Ancak kentleri sadece alt yapı hizmetleri ile dünya kenti yapamazsınız. Kentin kimliğine uygun kültürle, sanatla ve istihdama dönük sosyo kültürel ve sosyo ekonomik çalışmalarla desteklemeniz ve geliştirmeniz lazım. Bir gün otururken bir üniversite öğrencisi tweet attı bana. Seçimlerde sıraladığım 43 projeyi listelemiş gönderdi. Ben de masama koydum. Gerçekleştirdikçe üzerini çiziyorum.

Üç buçuk yılda kaçını çizdiniz?

Bugün itibari ile 43 projenin 38’ini gerçekleştirdik. Kalan bir buçuk yılda da onları gerçekleştireceğiz. Ben göreve başladığımda bütün kurum yöneticileri birbiriyle kavgalıydı Edirne’de. Belediye başkanı valiyle, borsa başkanı ziraat odasıyla kavgalıydı ve kaotik bir durum vardı. Türkiye’de eğer iki kurum yöneticisi birbiri ile medeni ölçüde ilişki kurmazsa işler yürümüyor. Önce barış ve huzuru tesis etmeye çalıştım. Hatta benim en büyük projem buydu. Edirne’nin barış ve huzur kenti olması kentin tarihi kimliğine de uygun bir tanım. Bizim binamızın duvarında bir tablo var. Tabloda 1902 yılının belediye başkanı ve 12 meclis üyesi resmedilmiş. 6’sı Türk ve Müslüman. Diğerleri ise bir İtalyan, bir Rum, bir Ermeni, bir Romen ve bir Yahudi’den oluşuyor. Yani Edirne kimliğiyle, dokusuyla toplumsal uzlaşmacı, birlikte iş yapma kültürünü fiilen yaşama geçirmiş bir kent.

Herkesi bir araya getirmeyi başarabildiniz mi?

Sağ olsun diğer yöneticiler destek verdi. Bugün Edirne’de bir çalışma yapılacaksa hangi partiden olduğuna bakılmaksızın tüm partilerin il başkanları ortak payda altında buluşup projelerimizi gerçekleştiriyoruz. 31 meclis üyemiz var. Herkes elini taşın altına koydu. Bu şunu getiriyor. Bir kentin gelişimini ilerlemesine yönelik projeler üretirseniz, ortak aklı devreye sokarsanız, bu projeleri ben yaptım değil biz yaptık mantığı ile oluşturur ve uygulamaya taşırsanız ardından mutlaka başarı geliyor. O durumda herkes üretilen projede kendinden bir şeyler buluyor. İçme suyu sorunumuzu Veysel Eroğlu ile protokol oluşturarak çözdük. Yılda 20 milyon metreküp temiz su getiriyoruz. Evsel atıkları arıtacak arıtma tesisimiz yoktu, 5 Ekim’de başladık. Aralıkta içme suyu şebekesi ve  kanalizasyon yenileniyor.

Yazının devamı...

Londra’da sürpriz ortaklık mı doğuyor?

19 Kasım 2017

İNGİLTERE’nin başkenti Londra, son zamanlarda Türk vatandaşlarının konut yatırımlarında tercih ettiği kentlerden biri. Türklerden konut satın alma talebi artınca, Türk müteahhitleri de Londra’da gayrimenkul projesi fırsatlarını araştırmaya başladı. Ant Yapı bu şirketlerden ilki oldu. Kısa süre önce gayrimenkul sektörünün önemli ödüllerinden biri olan International Property Awards için Londra’daydım. Çeşitli dallarda 10 ödül alan İki Design’ın ortağı mimar Murat Kader’le birlikte üç genç gayrimenkulcü ile tanıştım. Mesa’nın veliahtı Mert Boysanoğlu, TAV’ın CEO’su Sani Şener’in oğlu Ozan Şener ve Aslan Yapı’dan Mahmut Arslan. Mesa, 60 yıllık bir şirket. Türkiye’nin ilk müteahhitlik firmalarından biri. Kurucusu Erhan Boysanoğlu. Sera Grup Atatürk Havalimanı ile birlikte Türkiye ve dünyada 15 havalimanının işletmecisi TAV’ın kurucularından ve CEO’su Sani Şener’in kurduğu aile şirketi. Aslan Yapı da son yıllarda mütehhitlik hizmetleriyle hızlı büyüyen bir inşaat şirketi. Londra’daki sohbetlerimizde pazara ilgilerini belli ederken ortak işler yapmaktan da söz etmişlerdi. Duyduğuma göre bu grup şimdi sürpriz bir proje için çalışmalara başlamış. Genç yatırımcılar araştırmalarını sürdürüyormuş. Projeyi muhtemelen Murat Kader tasarlayacak ve üç genç müteahhit de uygulamasını yapacak.

DEVİR DEĞİŞTİ

Bugüne kadar babaları ile sohbet ettiğim Mert Boysanoğlu ve Ozan Şener’le Londra’da ‘babalar ve oğulları’ temalı ilginç bir de sohbet yaptık. İki kuşak arasındaki yönetim ve anlayış farkını konuştuk. Mert Boysanoğlu ilk kuşağın farklı bir özveri ile çalıştığını söylüyor. “Ben doğduğumda babam yanımda yokmuş. Bizden de aynı şeyi bekliyorlar” diyor ve şunları söylüyor: “Babamın hobisi yok. 90 yaşında şantiyeden dönüp ölmek istiyorum, diyor. Bizden de bunu bekliyor. Her sabah şirket içi görüntülü bir sistemimiz var, 8.30’da yerimde miyim diye arar beni. Oysa dönem değişti. Elimdeki telefonla ben zaten 24 saat çalışıyorum artık. ‘One man show’ bitti. Kurumsallaşma, profesyonellere yetkileri bırakma dönemi. Ben kendimi profesyonel çalışan olarak görüyorum. Bizde hala izin kağıdı var.”

Ozan Şener de Boysanoğlu ile aynı fikirde. “Patronun şirketi profesyonellerle birlikte yönetmeyi öğrenmesi gerekir” diyor. İkisi de maaş ve primle çalıştıklarını anlatıyor.

KEŞKE GELSE

Ozan Şener şirketi babası Sani Şener’in kurduğunu ancak yönetimi kendisine bıraktığını söylüyor ve “Babam ben seni okyanusa ittim ama etrafına can simitleri de attım, der. Şirketi o kurdu ama ilgilenemedi. TAV’ı büyüttü. Zarar ettim sadece hataların şunlardı diye yol gösterdi” diyor. Sani Şener’in 2020’de hisselerinin tamamı Fransız Aeroports de Paris’e geçen TAV’da CEO’luk görevi bitiyor. Şener, Yönetim Kurulu Başkanı olarak devam edecek. “Sani Bey Sera’ya döner mi” diye soruyorum. Ozan Şener şunları söylüyor: “Biz öyle ya da böyle işler başardık ama ne kadar büyütürsek büyütelim Sera ona küçük gelir. Bazen konuştuğumuz rakamlar çok farklı. Bence o TAV İnşaatı büyütür. Ayrıca biz onun artık hayatını yaşamasını istiyoruz. Keşke gelse. Vizyonumuzu artırır.”

BİM İRAN KARARINI VERDİ, ŞİRKET KURUYOR

Yazının devamı...

Bandırma tarıma arkasını dönmemeli

16 Kasım 2017

Sanayinin hızla gelişmesinde limanın büyük payı var. Ancak Bandırma sanayileşmenin bedelini çarpık kentleşme ile ödemiş.

SANAYİ BÖLGESİ KALMADI

Bugünlerde bölgede yeni bir sanayi hamlesinden söz ediliyor. Malum bir süredir sanayiinin İstanbul sınırları içinden çıkartılması tartışılıyor, İstanbul çevresinde ise uygun arsaya sahip sanayi bölgesi kalmadı. Liman, demiryolu, yapılan ve yapılmakta olan köprülerle sanayiinin yeni adresinin Bandırma, Balıkesir, Çanakkale olması düşünülüyor. Bu durum düşünceyi de aşmış, tarlalar, arsalar henüz planı bile yapılmayan bölgede el değiştirmiş.

Geçen hafta Hürriyet gazetesinin düzenlediği ‘Bandırma Ekonomi Zirvesi’nde tartışmaların özünü bu konu oluşturdu.

Bandırma sadece sanayi değil turizm ve tarımda önemli bir bölgenin ortasında. Bugüne kadar planlı bir sanayileşme yapılamayan, Bağfaş gübre fabrikası ile çevre sorunları yaşayan Bandırma’da bundan sonra nasıl bir sanayileşme planı uygulanacak.

Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza’nın ev sahipliğinde düzenlenen akşam yemeği ve ertesi gün yapılan zirvede sanayicisinden turizmcisine tüm Bandırmalılar bu soruya yanıt aradı.

Sevindirici olan tüm Bandırmalıların ortak görüşü, bundan sonra çevreye duyarlı olmayan sanayiinin Bandırma’ya girmemesi yönündeydi.

İHMAL ETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Yazının devamı...

Cadde fırsatçıları

12 Kasım 2017

TÜRKİYE’nin büyümede ümit bağladığı en önemli sektör inşaat. İstihdam için olmazsa olmaz. Mobilyadan seramiğe yaklaşık 250 sektörün de dinamiğini oluşturuyor. Her ne kadar satışlar artıyor, projeler devam ediyor gibi görünse de, sektör bu günlerde geçmişteki kadar huzurlu ve mutlu değil. Gerçek anlamda bir mortgage işleyişinin olmaması, konut faizlerinin yüksekliği ve arsa üretimindeki sıkıntılar, gerçek ihtiyaç sahibinin istediği konuta ulaşmasının önünündeki en önemli engeller... Hatırlarsanız  bir dönem Türkiye’nin gündemine ‘çantacılar’ diye bir deyim girmişti. Bir zamanlar enerji sektöründe lisanslar için yaşanan fırsatçılık, gayrimenkulde de Fikirtepe gibi kentsel dönüşüm alanlarında ortaya çıkmıştı. Geçtiğimiz hafta bana ulaşan bir bilgi sonrasında bir araştırma yaptım. Şimdi ise benzer bir süreç İstanbul’da Bağdat Caddesi ve Kadıköy’de yaşandığını öğrendim.

100 PROJE SORUNLU

Dönüşüm yapmak isteyen yüzlerce müteahhit bu bölgeye gelmiş. İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Başkanı Nazmi Durbakayım’ın verdiği bilgiye göre bugün bölgede 100 projede sorun var. Peki neden yaşandı bu sorun, Durbakayım şöyle anlatıyor: “İşi bilmeyen firmalar vatandaşı tavlamak için gerçek dışı oranlar verdi. Bizim arsa sahibine yüzde 60 dediğimiz yere onlar yüzde 70-75 dedi, işi aldı. Aldı ama bitiremedi. Kimi projeler yarım kaldı, kimi eksik imalatla bitti. El birliği ile Bağdat Caddesi’ni mahvettiler. Finansal gücü olmayan firmaların bir kısmı da fiyat kırmak zorunda kaldı. Biz tüketiciyi uyarıyoruz, siz siz olun işi bitiremeyecek firmalardan alım yapmayın.”

KONUTLARIN ÇOĞU SATILIK

Bu bölgede dolaşanlar bilir. Kentsel dönüşüm adı altında bir şantiyeye dönen bölgede, biten konutların büyük bölümü satılık. Satışların gecikmesi de finansman sıkıntısı yaratıyor. Bu sıkıntı fırsatçıların türemesine neden olmuş. Bölgedeki emlakçıların anlattığına göre nakit paraya ihtiyacı olan müteahhit ya da mülk sahipleri ellerindeki gayrimenkulleri bu çantacılara ucuza satmak zorunda kalıyor. Kimi fırsatçılar da bu durumu görüp, elinde çantayla emlakçı emlakçı gezip pazarlık yapıyor.

POLAT: NAKİT SIKINTISI VAR

SEKTÖRDE yaşanan nakit sıkıntısını en net dile getiren işadamı Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat olmuş, Dünya Gazetesi’nde yayınlanan röportajında “İnşaat firmaları ciddi nakit sıkıntısı yaşıyor. Önlem alınmazsa çok büyük kaos olur” demişti. Nakit sıkıntısı, satışlardaki düşüş, gerçek kentsel dönüşüm politikalarının açıklanmaması sektörün moralini bozuyor. Gerçek ihtiyaç sahibi orta sınıfın konut sahibi olacağı yeni bir modele geçilemezse, sektörü ve Türkiye’yi zor günler bekliyor!

Yazının devamı...

Ve Zara sinemalarda!

5 Kasım 2017

İSPANYOL İnditex Grubu, Pull and Bear, Bershka, Oysho, Massimo Dutti, Stradivarius gibi önemli markaların sahibi. 94 ülkede 7 bin mağazası var. Türkiye’de ise 198 mağaza ile faaliyette.

Zara ise grubun en önemli markalarından biri. Türkiye’nin çeşitli kentlerinde 38 mağazaya sahip. Bir dönem Türkiye’den gitti gidecek söylentileri çıktı ama doğru çıkmadı. Zara mağaza sayısını azaltmadı.

Dünyanın en önemli hızlı moda gruplarından Zara’nın bugünlerde başı Türkiye’deki 175 tedarikçisinden biri olan Bravo Tekstil’de yaşananlar nedeniyle dertte. Batan ve sahipleri kaçan Bravo Tekstil’den paralarını alamayan 140 işçi 3 aylık maaş ve ihbar tazminatlarını Zara’dan istiyor. Gerekçe ise Zara’nın uluslararası küresel sendika ile yaptığı sözleşmede tedarik zincirlerinde üretim yapan işçilerin alacaklarından sorumlu olduklarını resmi olarak kabul ettiği iddiası.

Zorlu Center’daki Cinemaximum’un ikinci katı Zara için boşaltıldı, sinemanın kapasitesi yarı yarıya düştü.

PARAMI ALAMADIM ETİKETİ

Geçen hafta Bravo işçileri Zara ürünlerine “Alacağınız ürünü ben yaptım ama paramı alamadım” yazılı etiketler yerleştirerek ilginç bir eyleme de imza attı.

Zara’nın bu kriz karşısında henüz bir açıklaması yok. Benim söz edeceğim konu ise farklı. Bu konuyu Zara’nın Türkiye pazarından çıkmayacağını gösteren bir gelişme olarak yorumlamak da mümkün. Zara dünyanın en önemli markalarının yanı sıra H&M gibi zincirlerin de yer aldığı Zorlu Alışveriş Merkezi’nde yeni bir mağaza açıyor.

205 mağazanın dolu olduğu AVM’de Zara’ya yer ayarlamak için ilginç bir yöntem bulundu.

Yazının devamı...

Türkiye’yi 300 milyon liraya tanıtacaklar

29 Ekim 2017

TÜRKİYE İhracat-çılar Meclisi (TİM) 2010’da ihracatın arttırılması amacıyla sektörel tanıtım grupları kurma kararı almıştı. Fındıkla başlayan grupların sayısı yıllar içinde Kanatlı Tanıtım Grubu’ndan Süs Bitkileri Tanıtım Grubu’na kadar çeşitlenerek 15’e çıktı.

Ancak zaman içinde ihracatçılar arasında sektörler mi tanıtılmalı, Türkiye mi, tartışması başladı ve ilk olarak Plastik Tanıtım Grubu, grubun işlevini yitirdiği gerekçesi ile kendi kararıyla kapandı.

Ekonomi Bakanlığı da bunun üzerine tanıtım gruplarını masaya yatırdı. Verimsiz bulunduğu için sektörel tanıtım grupları bu yıl şubat sonunda tamamen kapatıldı.

DAHA GÜÇLÜ OLACAK

Sektörel tanıtım gruplarının yerine ise her sektörü kapsayan Türkiye Tanıtım Grubu’nun kurulmasına karar verildi.

Ağustos ayında Resmi Gazete’de yayınlanarak kurulan Türkiye Tanıtım Grubu’nun kurulma gerekçesi ve hedefi son birkaç yıldır dış dünyada Türkiye imajının sarsılması ve ihracatta bu nedenle yaşanan sıkıntılara karşı daha güçlü bir tanıtım faaliyeti yürütmek olarak açıklandı.

Türkiye İhracatçılar Birliği’nin bünyesinde kurulan Türkiye Tanıtım Grubu için yeni dönem 1 Kasım itibariyle başlıyor. TİM’den ihracatçı birliklerine proje başvuruları konusunda bilgi gönderildi.

Yeni dönemde ihracatçılardan yapılacak kesinti oranı ise binde 3’e düşürülmüştü. Bu kesintiler de 1 Kasım’da başlıyor.

Yazının devamı...

Aras Ailesi barıştı hisse satışı yok

22 Ekim 2017

ARAS Kargo, Türkiye’nin en büyük lojistik firmalarından biri. Meral ve Celal Aras’ın 1979’da Ankara’da kurduğu küçük bir pazarlama şirketinden doğan Aras Kargo, bugün 12 bin kişinin çalıştığı 1 milyar TL’nin üzerinde değere sahip bir şirket. Aras Kargo, 2013’ten beri yabancı ortağı Austrian Post’la yaşadığı ve yılan hikayesine satış süreci ile kamuoyu gündeminde. Austrian Post, sözleşmede yüzde 50 hisse satın alma opsiyonunu gerçekleştirmek istiyor. Evrim Aras ve annesi Meral Aras ise şirketin değerinin kötü niyetle düşürüldüğü iddiasıyla satışa karşı.

KAYYUM ATANMIŞTI

Anlaşmazlık İsviçre’de Tahkim Mahkemesi’ne, Türkiye’de çeşitli ticaret ve ceza mahkemelerinde açılan davalarla bugünlere geliyor. Şirkete önce Evrim Aras’ın ardından Meral Aras ve Baran Aras’ın isteğiyle kayyum atanıyor. Daha sonra kayyum sürecine Austrian Post da müdahil oluyor. Şirket şu anda mayıs ayında atanan yönetim kayyumu tarafından yönetiliyor. İki ülke arasında hükümetlere kadar yansıyan anlaşmazlıkta bir süre önce basına ilginç bir gelişme yansıdı. Açıklamalara göre Aras ailesi ile yabancı ortak masaya oturmuş ve yüzde 50 hisse satışı konusunda el sıkışmışlardı.

Fortune dergisinde ise Austurian Post’un CEO’su Georg Pölzl, “Kartlar yeniden dağıtılıyor” başlığıyla şirketin geleceğine ilişkin projeleri anlatıyordu.

AİLEMİZİ BÖLDÜLER

Aras’ta gerçekten sular duruldu mu? Masadan anlaşma ile kalkıldı mı? Aras ailesi hisse satışına ilişkin bir anlaşmanın hiçbir zaman olmadığını belirtiyor. Aksine çok yeni bir gelişme var.

Yazının devamı...

Yatırımlarda ‘risk algısı’na aman dikkat!

15 Ekim 2017

TURİZMDE Ruslar ve Körfez bölgesinin katkısı ile biraz hareketlenme olsa da durum parlak değil. Özellikle kongre turizminde 2018-2019 için takvimler bomboş. Avrupa ve ABD’li turist açısından gelecek yıl da kayıp görünüyor. Turizmcilerden çok sık Türkiye yerine yurtdışına yatırım yapacaklarını duyar oldum. Bunun son örneği de Elite Otelcilik oldu. Turizm son yıllarda Türkiye’nin lokomotif sektörü oldu. Bu anlamda yatırımların kesilmesi ve Türk turizmcilerin yurtdışını hedeflemesi, kalkınma ve istihdam açısından önümüzdeki dönemde kayıplara neden olur. Bu anlamda risk algısının bir an önce düzeltilmesinde fayda var.

Elite Otel son yıllarda bu sıkıntılar içindeki turizm sektörüne yatırım yapan ender gruplardan biri. Coşkun Elik’in 15 yıl önce Taksim Talimhane’de Elite World Prestige ile başlattığı bu yeni yerel zincirin, biri Van’da 6 oteli var.

120 MİLYON DOLAR YATIRIM

Grup son olarak Güneşli Basın Ekspres yolunda 120 milyon dolar yatırımla Elite World Europe’ı açtı. Yine 120 milyon dolar yatırımla Maltepe Elite World Asia ve Sapanca otelini açmaya hazırlanıyor. Van’daki Otel’de tanıştığım ailenin Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu ile bir araya geldik ve böyle bir ortamda yatırıma nasıl cesaret ettiklerini konuştuk.

Otelin ilginç mimarisini Atatürk Havaalanı’na gidenler görmüştür. 401 oda, 802 yatak kapasiteli otel, kongre oteli olarak kurgulanmış ve yeni nesil toplantı konsepti “Business to Hapiness” iş modeli ile çalışacakmış. Otelde 2500 kişi kapasiteli 8 toplantı salonu yer alıyor. Emel Elik Bezaroğlu şunları söylüyor: “15 yıllık turizmciyim hiç bu kadar kötü bir dönem geçirdiğimi hatırlamıyorum. Kriz Gezi döneminde başladı. 2015’den sonra ise neredeyse sektör çöktü. Ama biz hiç vazgeçelim demedik. Devam eden otellerimiz vardı. Ama gerçekten yorulduk. Bu ortam hızımızı düşürüyor. 2017-18 için daha umutluyuz. Avrupa’dan teklif almaya başladık, bu keyifli. ABD’li cruise şirketleri ise Türkiye’yi yeniden rotaya almayı düşünüyordu ama artık zor. İran ve Ortadoğu ise hareketli. Yeni otellerle birlikte grubun otel sayısı 8’e, çalışan sayısı 1729’a toplam yatak kapasitesi de 5456’ya çıkıyor... Franchise da düşünüyoruz. Bunun için bir anayasa oluşturuyoruz.”

BÖLGEDE 50 OTEL

Yeni otelin açıldığı Basın Ekspres bölgesi İstanbul’un yeni turizm bölgesi olarak ilan edilmişti. Bölgede yaklaşık 50 otel ya açıldı ya açılacak. Böyle bir bölgede bu kadar büyük bir yatırımın doğru olup olmadığına yönelik Bezaroğlu şunları söylüyor: “Bölgedeki otel sayısının fazla olmasına rağmen bölgenin farklı bir dinamiği olduğunu düşünüyorum. Talep aynı oranda artmadığı sürece bazı dönemlerde fiyat düşüklüğü görülecektir. Fakat bu bölgede iş amaçlı seyahat eden bir kitle var. Fuar merkezleri o bölgede.

Yazının devamı...