"Jale Özgentürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Jale Özgentürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Jale Özgentürk

TMSF’nin ‘raf’ temizliği

1 Nisan 2018

TÜRKİYE en büyük ekonomik krizlerinden birini 2001 yılında yaşadı. Fatura ağır oldu, 26 banka battı. Aradan 17 yıl geçti. Bankaların devredildiği Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bu süre içinde bankalardan tahsilat yapmaya devam etti. Ancak hala kapanmayan dosyalar var. Ocak ayında İktisat Bankası’nın eski sahibi Erol Aksoy’un cezası Yargıtay tarafından onaylandı. Ancak Erol Aksoy uzun süredir ortada yok. TMSF eski Başkanı Ahmet Ertürk’ün Raf Temizliği isimli bir kitap yazmasına vesile olan bu dosyalara ilişkin durum ne? TMSF Başkanı Muhiddin Gülal’la FETÖ şirketlerine yönelik bu köşede yayınlanan sohbetimizde bu eski dosyalardaki son durumu da sordum. Gülal, 15 yılda 26 bankanın hakim ortaklarından tahsil edilen paranın 23 milyar dolar olduğunu söylüyor. Dosyaların kapanması için son aşamaya geldiklerini anlatan Gülal, şu bilgileri veriyor: “Bazı hakim ortaklarla ilişkili alacak sorunlarımız sürüyor. Kapanmayan dosya çok. Erol Aksoy kaçak. Dinç Bilginle ilgili sıra cetvelini bekliyoruz. Mehmet Emin Karamehmet, Cavit Çağlar, Ali Balkaner dosyaları da son aşamada. Artık bu dosyaları kapatarak yürümek istiyoruz. 15 senedir yapılabilecek her şey yapılmış. Hareket imkanı az. Bu alacakları gündemden düşürmek istiyoruz.”

LANSMAN YAKINDA

Bu dosyalardan biri de Yurtbank’ın hakim ortağı Ali Balkaner’e ait. 2017 içinde Balkanerle yapılan protokolde 2005 itibariyle borç miktarı 571 milyon dolar olarak açıklanmıştı. Gülal, grubun en değerli arazisinin bulunduğu Ataşehirle ilgili önemli bilgiler verdi. Hasılat paylaşımlı konut projesi için düğmeye basıldığını anlatan Gülal, 1113 konutluk projenin üçlü bir konsorsiyum olarak inşaa edileceğini ve lansmanın yakın zamanda yapılacağını açıkladı.

LENS YAPI YAPACAK

Ataşehir’deki üç kule konut projesini inşaa edecek şirketin adı Lens Yapı. Yeni kurulmuş bir şirket olan Lens’in ortakları Mah Uluslararası Havacılık ve Mehmet Gür olarak görünüyor. Şirket 500 bin TL’den 9 milyon TL’ye kadar değişken fiyatlarda satışa çıkarılan Ataşehir Modern Projesi’nin bitiş tarihini Mart 2021 olarak gösteriyor. Türkiye’nin finans merkezi olarak belirlenen Ataşehir değerli bir bölge. Proje Balkaner’in borçlarını ödeyebilecek mi? Zaman gösterecek!

DUMANKAYA MAĞDURLARI EYLEME HAZIRLANIYOR

BU arada Muhiddin Gülal ile yayınlanan röportajıma çok sayıda mesaj geldi. Özellikle Fi Yapı ve Dumankaya’nın Alman bir gruba satış süreci bu iki grubun mağdurlarını fazlasıyla heyecanlandırdı. Ancak en yoğun mesaj ise TMSF’den gelen danışmanların çözüm sürecine dahil olamayacağını söylediği 1028 dairenin bulunduğu Fi Yapı Kırıkkale mağdurlarından geldi. Dernekleşen mağdurlar sorundan Gülal’ın haberinin olmadığına inanıyor ve çaresizlik içinde sorularına yanıt bekliyor. Dumankaya mağdurları ise 13 Nisan’da yine TMSF önünde eyleme hazırlanıyor.

 

Yazının devamı...

Bursa kadının en güçlü olduğu üçüncü kent

31 Mart 2018

Dolayısı ile Türkiye ekonomisinin en önemli merkezlerinden biri. Bursa Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı İbrahim Burkay’ın ev sahipliğinde NEF İnşaat’ın sponsorluğunda düzenlenen Hürriyet Ekonomi Zirvesi için Bursa’daydık.

Zirvenin başlığı “Bursa, Endüstri 4.0 ve Otomotiv” idi. Konu hem Bursa için hem de dünyanın 10’uncu büyük ekonomisi hedefi koyan Türkiye için son derece önemli.

Endüstri 4.0 ya da dijital dönüşüm adı verilen bu dönemin dünyayı şimdiden değiştirmeye başladığı artık tartışılmaz bir gerçek. Biliyoruz ki birçok iş şimdiden form değiştirmeye başladı, birçok meslek yakın gelecekte kaybolacak, iş yapış biçimleri tamamen farklılaşacak.

Bu dönüşüm dünyanın en klasik sorunlarından biri olan çalışma hayatında kadın erkek eşitliğini nasıl etkileyecek? Toplumsal cinsiyet eşitsizliği denilen soruna karşı mücadele etmek zorunda olan dünya kadınları bu dönemde nelerle karşı karşıya kalacak?

Hürriyet’in kadın yazarlarından biri olarak toplantıda ben de bu sorulara yanıt aramaya çalıştım. Bu önemli soruya yanıt vermeden önce Türkiye’de kadının durumunu hatırlamakta fayda var. Çünkü Türkiye kadın erkek eşitliği açısından sorunlu bir ülke.

Nüfusun yarısı kadın ama işgücüne katılım oranı yüzde 30’larda, OECD ülkelerinde bu oran yüzde 60. Çalışan kadınların yüzde 40’ı kayıt dışı çalışıyor. Kadın girişimci oranı da yetersiz, yüzde 17 civarında.

Cinsiyet eşitsizliği açısından da 144 ülke içinde en altlarda 130’uncu sırada yer alıyoruz. Ekonomide olduğu gibi siyasette de kadının adı yok. Siyasetteki oran yüzde 14.

BURSA GÜÇLENİYOR

Yazının devamı...

Crate&Barrel’den veda

25 Mart 2018

DÜNYA ticaretinde son yılların en büyük tartışması korumacılık. Her ülke kendi sanayisini, üreticisini korumak için gümrük vergilerine yükleniyor. Globalleşme ile dünyaya yayılan markalar, şirketler de yeni döneme adapte olmanın yollarını arıyor.

Türkiye’nin korumaya aldığı sektörlerden biri mobilya. 2000’li yıllarda dövizin de düşük olmasıyla Türkiye mobilya ithalatı açısından cazip bir pazar olmuştu. Lüks konut inşaatının büyümesi lüks mobilyaya talebi arttırmış ithalat da artmıştı. İşte 2014 yılında bu gelişmeleri değerlendiren ABD’nin ünlü mobilya ve ev eşyası satan zincirlerinden Crate and Barrel da Türkiye’ye Zorlu Center’da açtığı ilk mağaza ile girmişti. Aslında ABD’nin İkea’sı olarak tanımlanan, ulaşılabilir lüks kavramını yerleştirmeye çalışan grup, Türkiye’ye ise Armani, Gucci, Hublot gibi üst segment markalarla ve fiyatlarla girmişti.1962 yılında kurulan bir mağaza zinciri Crate and Barrel’ın 2008’de dünyaya açıldıktan sonra girdiği beşinci ülke Kanada, BAE, Singapur ve Meksika’dan sonra Türkiye oldu. Mağaza boyutu 3 bin metrekareden aşağı olmayan zincirde yaklaşık 80 bin çeşit ürün satılıyor.

VEDA MESAJI

Doğuş Holding’in temsilciliği ile Türkiye’ye giren Crate and Barrel ilk mağazayı Zorlu Center’da açtıktan sonra Akasya AVM, Ankara Next Level, Nişantaşı mağazaları açıldı. Son olarak da Halkalı’da outlet olarak Nurol AVM’de bir mağaza açıldı. Zincirin 2018 hedefi ise 7 mağazaya ulaşmaktı. Ancak dediğim gibi mobilyaya gelen yüzde 30 vergi, ekonomide daralma, döviz fiyatlarının önlenemez yükselişi ne yazık ki bu hedeflerin gerçekleşmesine imkan vermedi.  Crate and Barrel’ın ilk adım attığı Zorlu ve Akasya AVM’deki mağazalar bugün itibariyle kapanıyor. Zorlu’da toplanan yükler arasına yazılan veda mesajında şunlar yazıyor:“Zorlu Center’daki unutulmaz dört yılın ardından tüm komşularımıza ve müşterilerimize teşekkürlerimizi sunarak 25 Mart Pazar günü (bugün) mağazamızdan ayrılıyoruz.” Mesajda Next Level, Maçka Outlet ve Nurolpark’ta satışların devam edeceği belirtiliyor. Ancak aldığım bilgilere göre Crate and Barrel bu mağazalarda elinde kalan ürünlerini sattıktan sonra tamamen Türkiye’yi bırakacak.Mobilya ve perakende sektörünün önemli isimleriyle konuştum. Onlar da yüksek gümrük vergileri nedeniyle ithal ürünlerin yerli üreticilerle rekabetinin imkansız hale geldiğini belirtiyorlar. Bir de eleştiri var. Grup ABD’den farklı olarak Türkiye’de fiyatları biraz yüksek tuttu. Tüketici de bunu affetmedi. Ancak tabii ki kapanan her işyeri istihdamı etkiliyor. Crate and Barrel da en az 200-300 gence istihdam sağlıyor. Bir markanın daha Türkiye’yi terk etmesi ise üzücü.

İPEK VE METAL SENFONİSİAYÇİN Erol, Ortadoğu Teknik Üniversitesi mezunu bir iş kadını. İş hayatına Çukurova Çelik, Nasaş Alüminyum gibi metal sektörünün önemli gruplarında başlamış. 1992’de ise metal sektörüne servis sağlayıcı olarak ACE Warehousing & Logistics şirketini kurmuş. Bugün İngiltere, Çin, Tayvan ve Singapur’daki şirketlerinin yanı sıra Şangay ve Tayvan’daki gümrüklü antrepolarıyla depolama ve lojistik hizmeti veriyor. Tayvan’daki deposuyla Londra Metal Borsası (LME) onayı alan ilk ve tek Türk şirketi.

Tarihi İpek Yolu, ACE’nin etkinlik gösterdiği coğrafyada önemli bir simge.

Yazının devamı...

Asker krizi ‘İş Forumu’nu vurdu

18 Mart 2018

YUNANİSTAN ile Türkiye arasında uzun süredir bir dargın bir barışık ilişkiler yaşanıyor. Kimi zaman Kardak Krizi patlıyor, kimi zaman bir açıklama bomba gibi düşüyor ilişkilerin üstüne. Oysa turizm ve ekonomide son 10 yılda karşılıklı hızla gelişen fırsatlar doğuyor, yatırımlar yapılıyordu. Örneğin Doğuş, Koç, Polat gibi büyük gruplar bu ülkede önemli yatırımlara imza atmış, küçük ve orta ölçekli işletmeler de iş fırsatları yakalamıştı.

KARAR ERDOĞAN’DAN SONRA

Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aralık ayındaki Atina ve Gümülcine seyahatinden sonra Dış Ekonomik İlişkileri Kurulu’nun (DEİK) Türkiye Yunanistan İş Konseyi iki tarafın işinsanlarını bir araya getirmeye karar verdi.

İş forumu 15-16 Mart’ta Gümülcine’de yapılacaktı. Türkiye Yunanistan İş Konseyi Başkanı Levent Ahmet ve Gümülcine Batı Trakya İşadamları Derneği ve Keşanlı Yönetici ve İşadamları Derneği Başkanı Ahmet Eler’in ev sahipliğinde gerçekleşecek toplantının konukları arasında Devlet eski Bakanlarından, işinsanı Cavit Çağlar, Doğtaş’ın sahibi Davut Doğan, Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Sinan Öncel, Türkiye Çin İş Konseyi Başkanı Murat Kolbaşı ve Zeynel Abidin Erdem vardı. Yunanlı konuklar arasında ise önemli grupların sahip ve yöneticileri George Alex Milanos, Antonis Siarkos, Athanassios Savvakis yer alıyordu.

İLİŞKİLER GERİLDİ

Ancak geçen günlerde iki askerin sınırda yakalanması üzerine ilişkiler yeniden gerildi. Bunun üzerine toplantının bu ortamda yapılmasının doğru olmayacağını düşünen iki tarafın işinsanları ortak bir kararla forumu ileri bir tarihe ertelediler.

Batı Trakya’nın eski Türk milletvekillerinden Sadık Ahmet’in oğlu olan Levent Ahmet, siyasi ilişkilerin gerilimli olmasının ekonomiyi olumsuz etkilediğini belirtiyor. İki ülke arasında sıcak ilişkilerin olduğu dönemde ekonominin canlandığını ve dış ticaret hacminin 5 milyar dolara kadar çıktığını söyleyen Ahmet, geçen yıl ise bu rakamın 3 milyar dolara gerilediğini anlatıyor. Ahmet’e göre potansiyel yüksek ve hedef 7.5 milyar dolar.

ÇAĞLAR KRİZİ ÇÖZER Mİ?

Yazının devamı...

Migros’ta uyum tamam

11 Mart 2018

PERAKENDE sektörü Türkiye’nin en hızlı büyüyen sektörlerinden biriydi. Ancak son birkaç yıldır sıkıntılı bir süreç yaşıyor. Bir yandan çevre ülkelerde Türkiye’yi içine alan savaş ortamı, diğer yandan döviz artışı gibi makro ekonomik sorunlar, bu sektörde önemli değişimler yaşanmasına neden oldu... Sorunlardan en çok etkilenen ise bölgesel olarak kurulan, sonradan da zincirleşen yerel marketler.

KİPA’YI ALMIŞTI

Bunlardan biri de Makro Marketler zinciriydi. 1998’de kurulan ve 2012’de Uyum Marketler zincirini satın alarak büyüyen Makro Market, ödeme sıkıntısına girmiş, geçen ekim ayında da konkordato ilan etmek zorunda kalmıştı. Bu gelişmenin hemen sonrasında ise Makro Marketleri, Anadolu Grubu’nun sahibi olduğu Migros’un satın alacağı öne sürülmüş, ancak bu haber yalanlanmıştı. Bu haberin öznelerinden Anadolu Grubu, Migros’u BC Partners’tan 2015’te satın almıştı. Böylece Coca Cola, meyve suyu ve bira üretimiyle yer aldığı perakende sektöründe gıda perakendeciliğine de iddialı bir giriş yapmıştı. Ardından Tesco’dan Kipa Market Zincirleri’nin satın alınması geldi. 2016 sonunda Kipa’yı bünyesine katan Migros, sektörde BİM’den sonra ikinci büyük grup olarak yer alıyor.

TARİH 15 MART

Migros, geçen yıl çıkan haberleri reddetse de sonunda Makro ile masaya oturdu, ancak ilgilendiği marka Makro değil Uyum Marketler oldu. Aldığım bilgiye göre görüşmeler tamamlandı. Bugünlerde tüm Uyum Market çalışanlarına Migros’a satılma kararı açıklanarak ihbar süreleri verildi. 40 günlük bu süre içinde Migros, çalışmak isteyeceği personelle de görüşmeler yapacağını bildirdi. Migros’un satın alma kararını açıklama tarihinin ise 15 Mart olacağı belirtiliyor.

Bu arada Kipa’ları Migros’a dönüştürme sürecini iki zincirin sistemlerinin uyumlaştırılamaması nedeniyle ağustos ayına bırakan Migros, Kipa mağazalarındaki reorganizasyona devam ediyor. Kipa mağazalarının rafları yeniden zenginleşti, Kipa markası da şimdilik sürüyor.

Bugün 77 ilde 1662 mağazaya sahip olan Migros için 60 mağazalık Uyum’un alınması küçük gibi görünse de stratejik olarak anlamlı. Bu mağazaların çoğunluğu orta gelir seviyesinin yoğunlaştığı sitelerin içlerinde. Hatta ilk market de Halkalı Atakent’te açılmış İstanbul ve Trakya’ya da buradan yayılmıştı.

Yazının devamı...

Hayatları 500 TL destek ile değişti

9 Mart 2018

KAYSERİ

Akgül’ü uzun yıllardır destekleyen, yalnız bırakmayan iş insanlarından biri olan Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Kayseri’de bu vakıf üzerinden 1500 kadına katkı sağlarken, annesinin memleketinde ‘Hamdi Akın Mikrofinans Şubesi’ni açtı. Mikrofinansın bir kredi modeli olduğunu ancak bu kredide asla teminat, kefil, icra, faiz, mahkeme, haciz gibi bir durum söz konusu olmadığını söyleyen Akın, “Onun için rakamlarımız ufak. Ama 700-800 liralık mikro krediyle yapılan yaratıcı işleri görünce ‘biz hiçbir şey yapmamışız’ diyorum. Bu kadınlar harikalar yaratıyorlar” dedi. Hamdi Akın bugüne kadar 110 bin TL kaynak sağlarken, bu yıl bu rakamı 200 bin TL’ye çıkaracak.

HEDEF 200 BİN KİŞİ

Türkiye’de 61 ilde 91 şubeye ulaştıklarını belirten Aziz Akgül, 2018 hedefini 200 bin kişi olarak belirlediklerini, şu anda mikro kredi talep eden kadın sayısının 40 bin kişi olduğunu söylüyor. Yıllardır uğraşmasına rağmen sistemin ne iş dünyası ne de devlet tarafından desteklenmediğini söyleyen Akgül şöyle konuşuyor:  “Dünyada 193 ülkede mikro kredi uygulaması, 4 bin finans kuruluşu var. Muhammed Yunus Bangladeş’te 30 milyar dolarlık fon yürütüyor. Biz ise 14 yılda ancak 720 milyon TL kaynak sağlayabildik. Bu sistem kadınları destekliyor. Biz krediyi prensip olarak kadınlara veriyoruz. Kadın toparlayıcı. Toplumun itici gücü. Bugüne kadar kredisini ödemeyen yok. Batık bir kuruş bile yok.” AK Parti milletvekilliği de yapmasına rağmen uzun yıllardır Mikrokredi Kanunu’nu çıkartıramadıklarını da sözlerine eklen Akgül, “Türkiye’de 50 milyar TL hibe ve bağış dağıtılıyor. Bunun yerine insanlara iş yapmaya teşvik eden bu sistem desteklenmeliydi. Bundan sonra desteklenmeli.”

1500 KADINDAN SADECE BİRKAÇI

KAYSERİ’nin yoksul sokaklarından birindeyiz. Fadime Hacati’ye ait küçük bir mefruşat dükkanının içinde beş kadın çalışıyor. 5 yıl önce mikro kredinin Kayseri’de başladığı dönemde aldığı 700 TL kredi ile iki ikinci el makine, üç top kumaşla başlamış işe. Mikro kredi ile ticarete adım atıp bugün moda evi sahibi olan Gülendam Memiş, dikiş atölyesi açan Hediye Ünal, kamyonetle çevre ilçelerde sebze meyve satan Sahile Kaplan, bakkal dükkanı işleten Emine İzgi, hayatları değişen 1500 kadından sadece birkaçı…

Yazının devamı...

En heyecanlı seçim İzmir’de

4 Mart 2018

İş dünyasının önemli kurumlarının bugünlerde tek gündem maddesi var,  nisan ayında başlayacak seçim süreci...

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) 81 ildeki 365 odasına üye 1 milyona yakın iş insanı, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 50 bine yakın üyesi, yeni yönetim kurullarını ve başkanlarını belirleyecek seçimlere hazırlanıyor.

TİM’de iki dönem kuralı nedeniyle 60 ihracatçı birliğinden 43’ünün başkanının değişecek olması, ihracatçılar arasındaki heyecanı daha da arttırıyor. TİM’de İsmail Gülle, Hikmet Tanrıverdi ve Tahsin Öztiryaki isimleri konuşuluyor. Ancak 43 birlikteki değişim nedeniyle Gülle dışında eğilimini ortaya net koyan yok.

TOBB’da ise durumu önceki gün Ankara büromuzdan Hacer Boyacıoğlu çok detaylı biçimde ortaya serdi. Oda ve borsalarda rekabet yoğun.

Ancak bu yarışta en ilgi çekici rekabet İzmir Ticaret Odası’nda (İZTO) yaşanıyor. 1992’den beri İzmir Ticaret Odası Başkanlığı’nı sürdüren Ekrem Demirtaş’ın karşısına eski Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener rakip olarak çıkınca, İzmir’de seçim yarışı adeta bir genel seçim havasına bürünmüş durumda...

Mahmut Özgener, tütün üreticisi bir aileye mensup. İzmir’in geleneksel ihraç ürünlerinden biri olan tütünde 25 yıl ihracatçılar birliği başkanlığı yapan Esin Özgener’in oğlu. Dedesi ise İzmir’de 10 yıl belediye başkanlığı yapan ünlü siyasetçi Asfalt Osman yani Osman Kibar. Kendisi siyasetten uzak durmaya çalışsa da, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı döneminden beri adı hep AK Parti’yle anılıyor.

Demirtaş ise 25 yıldır çıkan tüm rakiplerini geride bırakmayı bilmiş bir başkan. İzmir’den, sonradan başarısız olsa da İzair, Efe Rakı gibi yeni markalar çıkabileceğini kanıtlayan, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin kurulmasını sağlayan önemli bir işadamı.

Yazının devamı...

Hindistan’ın yatırım çağrısına sessiz kaldık

25 Şubat 2018

DÜNYANIN yatırımlarda yeni yıldızlarından biri Hindistan. 1.3 milyon nüfusu, 280 milyona ulaşan orta sınıfı, hızlı büyüme rekorları nedeniyle uluslararası şirketlerin gözünü çevirdiği Hindistan büyük bir değişim yaşıyor.

2014 yılında Başbakan olan Narendra Modi, yeni bir Hindistan hedefliyor. Yabancı sermayeyi çekmek için yerli ortaklık koşulunu kaldıran, liberalleşmeyi hızlandıran Modi, yatırımları arttırmayı, orta sınıfı güçlendirmeyi sağlayacak adımlar atıyor.

Türkiye ise hem yakaladığı büyüme hızını sürdürmek hem de giderek azalan doğrudan yatırım imkanlarını arttırmak için yeni pazarlar peşinde. İşte Türkiye’nin yönünü çevirmesi gereken o pazarlardan biri Hindistan. İki ülke arasındaki ticaret hacmi sadece 6.5 milyar dolar. Oysa Hindistan’ın dış ticaret hacmi 1 trilyon dolara yakın.

ÖNEMLİ MESAJLAR

Türkiye’den sadece tek bir şirketin Çelebi Holding’in yatırımı var. Çelebi Holding’in davetlisi olarak Hindistan’a gittik. Hindistan’da yaşayan Hintli ve Türk çeşitli iş insanları ile sohbet etme fırsatım oldu. Aldığım bilgilere göre geçen yıl mayısta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti sırasında yapılan iş forumunda çok önemli mesajlar verilmiş. Başbakan Modi özellikle Türk müteahhitlerini yatırım yapmaya davet etmiş. Ancak o günden bugüne çok fazla bir hareket olamamış. Modi’nin kalkınma hamlesi nedeniyle ciddi bir potansiyel oluşmasına rağmen Türk şirketlerinin neden yavaş davrandığını Türkiye’nin geçen yıl atanan Türk Büyükelçisi Şakir Torunlar’a sordum.

BÜYÜK POTANSİYEL VAR

Dünyadaki yatırımları ile Türk müteahhitlerinin Hindistan’da Almanya ve Çin kadar şöhrete sahip olduğunu söyleyen Torunlar, şu bilgileri veriyor: “Modi’nin 2022 hedefi var. Yeni Hindistan yaratıyor. Bu sürede 50 milyon konut yapılacak. Alt yapı yatırımları, köprüler, tüneller inşaa edilecek. Türk müteahhitler ellerini çabuk tutmalı. Ekonomi boşluk kaldırmaz. Dünyanın yatırımcıları burada.” “Türk yatırımcılarının gelmemesi için hiçbir neden yok. Biz büyükelçilik olarak ne zaman isterlerse onların yanındayız” diyen Torunlar’ın önerileri şöyle:

Yazının devamı...