Domates, biber, patlıcan... Bir anda bütün dünyam karardı

RAHMETLİ Barış Manço’nun 90’lı yıllarda meşhur ettiği şarkısı. Şimdi alışverişe çıkan hemen herkesin aklında herhalde sürekli bu şarkının sözleri yankılanıyordur.

Haberin Devamı

Mutfak alışverişimi genelde kendim yaparım. Herkes gibi ben de bu aralar “Sadece iki poşet aldım ve bu kadar tuttu” diye şaşırıyorum. Siyasetin de gündemi mutfağı karartan yüksek fiyatlar olunca, işin özünü anlamak için tarım sektöründen hal sektörüne, bürokratlara kadar birçok isimle görüştüm. İsmini vermeden tespit, öneri ve eleştirilerini sıralayacaklarım da olacak. Öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

ÜRETİM MALİYETLERİ

Ocak ayını baz alırsak, üretici açısından enflasyonun yüzde 32.93 olduğunu görüyoruz. Üst düzey bir kaynağım, “Konuya önce genel ekonomi açısından bakalım, üretim maliyeti arttı” dedi ve sıraladı.

- Serada ısıtma, gübre, ilaç, tohum gibi üretim maliyetlerine bakılınca hepsinin arttığı görülüyor.

- Asgari ücret, yani işçilik de arttı.

Haberin Devamı

- Kısacası üretimin temel girdileri, maliyet arttı.

- Hava koşulları üreticiyi vurdu.

- Depolamak ile stoklamak aynı değil. Örneğin soğan ve patates senede bir ay üretilir, 11 ay satış için depoda tutulur. Bunu medya “stoklama” ile karıştırmasın. Patates de soğan da çok saklanamaz, bozulur.

- Kötü niyetli, bu işleri suiistimal edenler yok mu? Var.

Bunlar tespitler. Şimdi de gelelim yapılması gerekenlere...

- İklim şartları değişiyor. Öncelikle Antalya’da önümüzdeki yıllarda da yağış ve hortum olabileceğini göz önünde bulundurarak gerekli önlemler alınmalı, buna göre politikalar uzun vadeli olarak belirlenmeli. Seraların hava koşullarına uygun yapılandırılması, üretimin farklı bölgelere yayılması gibi.

- Üretici ile mutlaka bir araya gelinerek sorunları dinlenmeli.

- Belediyeler 40’lı, 50’li yıllardaki tanzim satış ofislerini yeniden kurmak yerine üretici desteklenmeli.

- Üretici desteklenirse üretim artar. Üreticinin artan maliyetinin devlet üretici arasında adil bir şekilde paylaşılması önerilir.

Kaynağım, tanzim satış ofislerinin uzun vadede topluma daha fazla ek yük getireceğini, bunun yerine üretimin desteklenmesi durumunda sorunun çözülebileceğini ancak mutlaka gelecek yıllara ilişkin, yeni iklim koşullarına ve ekonomik koşullara uygun, üreticilerle birlikte politikalar belirlenmesi gerektiğinin de altını çizdi.

GÜNEŞ AÇSIN

Haberin Devamı

Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan’ı da aradım. O da bu seneki sorunun temelinde hava şartları olduğunu söyledi. Tavşan, “Türkiye tüketimine büyük miktarda ürünün geldiği yer Akdeniz çanağı. İki aydır yağmur yağıyor. Ürün sel ve gölcüklerin altında kalıyor. Ya mahvoluyor ya yeteri kadar büyümüyor. Arz yok, fiyatlar yükseliyor. Mevsim normale dönünce, güneş açınca ürün açığı kapanır” dedi. Federasyon Başkanı Tavşan, biber, domates, patlıcan gibi ürünlerin stoklanamayacağını, bozulacağını söyledi. Buna rağmen kötü niyetli kişilerin olabileceğini o da sözlerine ekledi. Çözüm önerilerine gelince...

- Sera alanları arttırılmalı, güçlü ve modern yapılara dönüştürülmeli.

Haberin Devamı

- Üretici finansal anlamda desteklenmeli.

- Üretici pazarlama gücüne kavuşmalı.

- Büyük marketler karşısında küçük esnaf mutlaka ayakta tutulmalı.

SORULARIM VAR

Bunlar bana anlatılanlar... Şimdi uzmanlık alanım olmayan bu konuda, mutfağa giren, alışveriş yapan, yıllarca muhabirlik yapmış bir kadın olarak denetimleri yerinde buluyorum ama bazı sorularım var.

- İklim koşullarının değişmekte olduğunu biliyorduk, önden politika üretilemez miydi?

- Üreticinin özellikle hava koşulları ve genel ekonomik tablonun yarattığı maliyet artışı nedeniyle özel olarak desteklenmesi gündeme alınmalı mı?

- Yıllardır tarladan sofraya aracı sayısının azaltılması gerektiğini dinleriz. Bu tam olarak ne zaman hayata geçer?

Yazarın Tüm Yazıları