"Gila Benmayor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gila Benmayor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gila Benmayor

Karbon Ayak İzi Ormanlarını duydunuz mu?

BUGÜN Dünya Ormancılık Günü.

NASA kış aylarından sonra canlanan ağaçların dünya üzerindeki karbondioksit salınımını fotosentez ile nasıl yuttuklarını gösteren bir film hazırlamış.

Filmi paylaşan Greenpeace “ Ağaçlar muhteşem. Ağaçların bizi korudukları gibi biz de onları korumalıyız” notunu düşmüş.

Biz onları kesmezsek tabii ki ağaçlar bizi korur.

Ama durumun öyle olmadığını, Türkiye’nin ormansızlaştırma denen şey en fazla yaşayan ülkelerden biri olduğunu biliyoruz.

Dolayısıyla her bir “Hatıra Ormanı” girişimini alkışlamamız ve sevinmemiz gerekir.

Hele bu orman “Karbon Ayak İzi Hatıra Ormanı” ise kat kat sevinmemiz gerekir.

Kültür turizminin  duayeni Fest Travel’in kurucusu Faruk Pekin, altı yıl önce onursal başkanı olduğu Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı ile birlikte “Karbon Ayak İzi Ormanı” hareketini başlatmış.

Bu ormanların birincisi 2012 yılında İzmit Körfezi civarında hayata geçmiş.

Ardından ikincisinin fidanları 2016 yılında Kırklareli Babaeski’de dikilmiş.

Karbon Ayak İzi Ormanlarını duydunuz mu

 


TERMİK SANTRAL 250 BİN AĞACI MAL OLUR


Üçüncü “Karbon Ayak İzi” ormanının fidanları geçen yıl Lüleburgaz-Babaeski arasındaki Osmaniye köyünde bilim insanı, botanikçi Prof. Dr. Faik Yaltırık anısına toprakla buluşmuş.

Faruk Pekin’in daveti üzerine geçtiğimiz cumartesi günü bu yıl dördüncüsü hayata geçen KAİ ormanının fidanlarını dikenler arasındaydım.

Tüketim toplumunun en büyük “günahlarından” biri karbon salınımını yutacak minik fidanları ekmek büyük mutluluk.

Öte yandan yeni yerler keşfetme peşindeki insanları, karbon emisyonları suçlusu  uçaklarla taşıyan Fest Travel’in KAİ ormanlarına öncülük yapması anlamlı.

Keşke tüm turizmciler taşın altına ellerini koysalar.

Dördüncü KAİ ormanı Kırklareli Barajı’nın üzerindeki Demirci Halil köyü civarında.

KAİ ormanları için Trakya’nın seçilmesinin nedeni, bölgenin tam kalbine yapılması planlanan ve 250 bin ağacın kesilmesine mal olacağı hesaplanan termik santral.

 

AĞAÇ ALIMI DURUNCA

Düşünün ki, o gün diktiğimiz çam fidanları ancak 5-6 yıl sonra 1 metre boyuna erişecekler.

Ağacı kesmek kolay, onların bizi koruyacak boya gelmeleri zor.

Bir bina uğruna onlarca ağacı kesenler bu gerçeği akıllarına getirmezler mi?

Demirci Halil civarındaki fidan ekiminde Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın yönetim kurulu üyesi ve Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Necmi Aksoy da bizimle.

Prof. Aksoy “odunsu taksonlar” uzmanı ve Türkiye’nin zengin florasında yeni bitki çeşitleri keşfeden bir isim.

Trakya’nın Bizans döneminden beri meşe ve kayın ağacı zengini olduğunu söylerken “Bir kayın ağacı 49 kişiye gerekli oksijeni sağlıyor” diyor.

Ne yazık ki, son dönemlerde, Romanya ve Ukrayna’dan ağaç alımı durmuş ve Orman Bakanlığı Trakya bölgesinde yoğun bir ağaç kesme faaliyetlerine başlamış.

Prof. Aksoy’a göre, doğal orman kesimi aşırı fazla.

Kuzey ülkelerinde yoğun bir şekilde ekilen “endüstriyel orman” çaresine başvurmazsak durum vahim.

 

Karbon Ayak İzi Ormanlarını duydunuz mu

 

Longoz ormanlarını koruyamıyoruz


KIRKLARELİ’nden sonra istikametimiz yine Prof. Aksoy rehberliğinde İğneada’nın Longoz (su basar)) ormanlarıLongoz ormanları Türkiye’nin dört biyosfer rezervlerinden biri.

Diğerleri Kayseri’deki Sultan Sazlığı Milli Parkı, Macahel’deki Camili ve Köprülü Kanyon.

Sadece Macahel Camili biyosfer rezerv sıfatını korumayı başarmış.

Sultan Sazlığı Kayseri’de buzulların erimesi, Köprülü Kanyon aşırı rafting yüzünden özelliklerini kaybetmiş.

Longoz ormanları da öyle.

Milli Park olan Longoz ormanlarını kışın su basması gerekirken geçtiğimiz ormanlık alanlar kupkuru.

Longoz ormanlarını besleyen derelerin kenarlarını hayvan çiftlikleri yerleşmiş, hayvanlar otluyor.

Üstelik hemen Milli Park tabelasının yanı başında.

“ Yerleşim alanları, aşırı su kullanımı, aşırı otlatma yüzünden su basar ormanları koruyamadık” diyor Prof. Aksoy.

Hayvanların otlatılması dahi bu dünyanın nadir biyosfer rezervlerinden birini etkilerken, İğneada’da yapılması planlanan üçüncü nükleer santral için diyecek laf bulamıyorum.

 

 

 

X