"Fuat Bol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fuat Bol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fuat Bol

Bu ayıp bize yeter!

MALUM, güneyimizdeki bir İslam ülkesinde (Suriye) iç savaş yaşanıyor. Bu ülkede dökülen kanları durdurmak için, komşu iki İslam ülkesi (Türkiye-İran) ile birlikte bir gayrimüslim ülkenin (Rusya) liderleri Ankara’da bir araya geldi.

Rus lider Putin, bu iki İslam ülkesinin liderlerinin yüzüne, tüm İslam âlemine seslenerek ve adeta siz nasıl Müslümansınız, Müslümanlık bu mudur dercesine Kuran-ı Kerim’den ayet mealleri okudu.

Putin’in Rusça okuduğu meal, Al-i İmran Suresi’nin 103. ayeti idi. O ayet-i kerimede ise cenab-ı Hak şöyle buyurmaktaydı: “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kuran-ı Kerim’e-İslamiyet’e) sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de, Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun kenarında iken, oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki, doğru yolu bulasınız”.

İran, mensubu olduğu Şiiliği, Suudi Arabistan da sahip olduğu Vehhabiliği ihraç etmek için yüz milyarlarca dolar harcamakta ve bunun için Müslüman kanı dökmeyi maharet bilmektedirler.

İran bu yüzden Suriye’dedir, Irak’tadır ve tarumar ettiği ülkesiyle insanlarını kana bulayıp aç susuz bıraktığı Yemen’dedir.

Suudi Arabistan da Yemen’de İran güçleriyle savaşarak aynı zulme ortaklık etmektedir.

Aynı soydan olmalarına ve sözde aynı inancı paylaşmalarına rağmen, bin bir parçaya bölünmüş Arap âlemini düşünün! Başlarındaki kişiler, sömürgeci (emperyalist) güçlerin elinde esir ve oyuncak konumunda, ülkelerindeki insanlar da bunların elinde esir ve oyuncak konumunda.

Belli ki, bunların dinleri yalnızca dillerinin ucunda ve asla kalplerine nüfuz etmiş değil. Zira etmiş olsaydı, Tevhid (birlik) inancı, hayatlarına yansır, bölünüp birbirlerinin gırtlaklarına yapışmaz ve birbirlerinin kanlarını dökmezlerdi...

İslam dini, birlikte (beraberlikte) Allah’ın rahmetinin ve yardımının olacağını, parçalanıp bölünmede ise Allah’ın azabının olacağını söyler ki, bu, değişmez kuraldır.

Şu halde, paramparça olan İslam âleminin içinde bulunduğu hal, azab-ı ilahinin ta kendisidir. Biz demeyip ‘ben’ diyerek şeytana tabi olmuşlar ve yine Kuran’ın ifadesiyle her biri ‘Ben hakkım, gerçek benim’ diyerek, sözde ferah bulup mutlu olmaktadırlar.

Gırtlaklarına kadar kardeş kanına boğulanların mutluluğu artık nasıl olacaksa...

İstikbalin tarihçisine, günümüz İslam âleminin özeti nedir diye sorarsanız, alacağınız cevap şudur: Kardeşleri olan Habilleri öldüren Kabiller topluluğu!

Neden böyledir diye sormayın, zira dünyayı ahirete tercih eden güruhların hali başka nasıl olsundu?

Dinde, hayallerle, süsleme ve temennilerle iman olmaz, inanılan şeyin kalbe yerleşip karar kılması gerekir. Hem Allah’a inanıp, O’na teslim olduğunu söyler ve hem de zenginliğinden ve makamından dolayı birilerinin huzurunda eğilen, onun yanlışlarına doğru diyen inancında samimi olabilir mi?

Zira inandığını söylediği Allah (c.c.) “Yalnızca benim huzurumda eğil ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” diyor.

Allah’ı unutup huzurlarında eğildikleri de onları işte böyle rezil ve rüsva ediyor.

Üstelik hem bu dünyada ve hem de öbür dünyada.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI