Yelkenle Antarktika’ya

Yıllar, yıllar önce... Osman Atasoy dünya seyahati yaptığı ‘Uzaklar’ teknesini Deniz Müzesi’ne bağışladıktan sonra karaya vurmuş balıklar gibi marinalarda geziyorduk. Ben de küçük yelkenlimi bağışlamıştım.

Haberin Devamı

Bir pazar günü Ataköy Marina’da tekneler arasında dolaşırken Osman konuyu açtı:

-Fatih bak temiz bir tekne var. Sahibi iyi kullanmış. Tam sana göre.

-Nerede?

-Göcek’te, gidip bakalım.

Gittik. Baktık. Osman “Tamam” dedi.

Yelkenle Antarktika’ya
Yelkenle Antarktika’ya

Üstat öyle söyleyince bana söz düşmezdi. Böylece aldık tekneyi. Sonra yine tecrübeli bir denizci ve gazeteci dostum Meriç Köyatası’yla birlikte gittik. Tekneyi aldık, Bodrum’a gidiyoruz.

Gökova’da Sadun Boro’yu görmeden olmaz. Okluk Koyu’nda Sadun Abi de tekneme onay verdi. O günden sonra amatör denizciliğimizin duayenleriyle sürekli birlikte olduk.

Akşam olup da masa kurulunca Sadun Abi hikâyelerini anlatırdı. Osman ayrı bir hikâye. Alim Sür ayrı bir hikâye. Haluk Karamanoğlu anlatır, Ekrem İnözü hiç durmayan bir kaşif.

Dünya denizlerinden seçmeler.

Haberin Devamı

Tabii biz Ege’den çıkmamışlar “dünya seyahati hayalleri”yle uyurduk.

Osman’ın hayali ise bambaşkaydı.

O Horn Burnu ve denizcilerin korkulu rüyası Güney Okyanusu’nu düşünüyordu. Sonra Anktarktika... Buzullar arasında bir yelkenli.

‘Uzaklar 2’ teknesinin inşası başlamıştı. Osman neredeyse tersanede yaşıyordu. Mutluydu. Arada buluşur, denize çıkardık. Ve şimdi önümde bir kitap duruyor.

Yelkenle Antarktika’ya
Yelkenle Antarktika’ya

2- “UZAKLAR 2 ANTARKTİKA”

Osman Atasoy, eşi Sibel Karasu’yla birlikte çıktığı o büyük macerayı kitap yaptı. Hatta geçtiğimiz yaz kitabın son düzeltmelerini yaparken bir koyda borda bordaya demirdeydik. Sanki kitap bitsin istemiyordu. Çünkü yazdıkça yeniden o yolculuğu yaşıyordu.

Dediği gibi; “Bazı insanlar sadece gitmek ister...Osman ve Sibel de öyle.

Kitabı okumaya başladım. Harika bir üslup. Heyecan, denizcilik tecrübesi. Hele Horn Burnu’nu dönüp Güney Okyanusu’nda buzdan dalgalar arasında dümen tutmaya başladıkları bölüm dünya denizciliği açısından muhteşem bir tecrübedir. Bir fikir olsun diye size birkaç paragraf seçtim.

Haberin Devamı

Yelkenle Antarktika’ya

3- TEKNEYE BUZ DAĞI ÇARPTI

“Sabah uyandığımda bir gariplik seziyorum, perdeler açık olmasına rağmen içerisi hâlâ karanlık. Kaporta kapağını açınca teknenin üzerinin karla örtülmüş olduğunu görüyorum. Yoğun kar, temizlediğimiz yeri arkamızdan yine kapatıyor. 1 saate yakın bir sürede ancak havuzluktan baş tarafa yürüyebilecek kadar bir yol açabildik...

...Horn Burnu’nun kuytusundan dalgalar birden büyüyor her yönden gelmeye, tekneye çarpmaya başlıyorlar. Tekne açık yelkenlere rağmen çok sert ve ani yalpalara düşüyor. Bir anda serseme dönüyoruz, ikimizi birden deniz tutuyor. Allah’ım yolun daha başındayız bu yol böyle biter mi diyorum...

...ilk gün tam anlamıyla perişan oluyoruz, güneye doğru uzanan sığlık alanından çoktan çıkmış olmamıza rağmen dalgalar tekneyi acımasızca dövüyor. Kamaranın içindeki sesler kulak tırmalıyor. Sanki yüzlerce davulcu güverteye dizilmiş bütün güçleriyle davullarını tokmaklıyorlar. Aklıma eski denizcilerin bu sular için söylediği söz geliyor. Güney Okyanusu’nda deniz bazen öyle çıldırır ki, yalvarmalarınızı Tanrı bile duymaz...”

Haberin Devamı

Yelkenle Antarktika’ya

4- ROTA ANTARKTİKA

Tabii güneye indikçe hava soğuyor. Dalgalardan oluşmuş bir ordu, ‘Uzaklar 2’ teknesine doğru saldırıyor. Ve Osman bu anları şöyle anlatıyor: “Güney Okyanusu’nun ağır şartları ikimizi de sarsmaya devam ediyor, küçücük teknenin içindeki her şey sallanıyor. Güverteye çıktığımızda ufuk çizgisi bile 40 dereceye varan açılarla önümüzde dans ediyor. Denge duygusunu yitirdik. Güney Okyanusu’nda zorlanacağımızı biliyorduk ama bu kadarını tahmin etmemiştim, Sibel’e kendimi dev bir çamaşır makinesinin içindeymiş gibi hissediyorum dedim...

Yelkenle Antarktika’ya

5- GÜNLER SONRA KAR ADASI

Azgın denizlerin dev dalgalarla saldırdığı, tipiden serpintiden göz gözü görmediği, grinin her tonunun olduğu kasvetli gündüz ve gecelerden sonra nihayet bir sabah buzdan bir dağ görünüyor.. “Kara göründüüüüü.

Haberin Devamı

Günlerdir rota tuttukları Smith Adası’na varmışlardı. Nihayet Antarktika’da ilk demiri atıyorlar. Osman o anı şöyle tarif ediyor: “Tekneyi neta ederken bir hayal alemindeyim. İçimden bir sevinç dalgası yükseliyor. Kendi kendime tekrarlıyorum; ‘ vay be....çocukluğumdan beri seyahatlerini okuduğum büyük kaşiflerin, Amundsen’in, Kaptan Cook’un, Scott’un, Shackleton’un yüz yıl önce geldiği sularda mıyız şimdi?

Bu sırada Sibel halatları roda ederken bağırıyor: “Uzaklar 2 Antarktika’ya demirledi...

6- RUHUNU ÖZGÜR BIRAKMAK İSTEYENLER

Evet arkadaşlar; Osman Atasoy yine harika bir kitap yazmış. Bu aslında bir kitaptan çok ruhlara bir özgürlük kılavuzu...

Haberin Devamı

Yalnızca bir denizcinin yolculuğu değil; Kendine doğru en keskin yolculukları yapmak isteyenlere bir kapı...

Mutlaka okuyun...

Şimdi sorabilirsiniz:

-Peki Osman ve Sibel neredeler?

Yelkenle Antarktika’ya

7- OKULA DEMİR ATTILAR

Onlar artık üç kişi. Sibel ve Osman’ın harika bir çocukları oldu. Küçük Can kaptan da aramıza katıldı. Can gözünü teknede açtı. Teknede yaşıyor. Ve ilkokula başladı. Nerede mi?

Fethiye’de denize sıfır bir ilkokulun önüne demir attılar. Sibel her gün Can’ı botla okula götürüp getiriyor...

Belki de denizden okula giden ilk öğrenciyi büyütüyorlar...

Yazarın Tüm Yazıları