"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Son Kürt isyanı da bastırıldı mı

ÖNCE bir tespit:

Dünkü Hürriyet’in manşetinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından şu iki kelime verilmişti:

“PKK’yı yendik...”

Cümle tam olarak bu değil.

Gelin alttaki spottan o cümlenin tam halini okuyalım:

“Güvenlik güçlerimiz fedakârca mücadeleyle terör örgütünü bir kez daha eyvallah yenmiştir...”

Buradaki “bir kez daha” ifadesini bir kenara dikkatle yazalım ve şu soruyu soralım:

Kaçıncı kez daha?...

İkinci tespit:

Cumhurbaşkanı çok dikkatli bir üslup kullandı.

“Kürtleri yendik” demedi, “PKK’yı yendik” dedi.

“Terör” kelimesiyle “Kürt” kelimesini yan yana getirmedi.

“PKK” kelimesinin başına “Terörist” sıfatını koydu.

Üçüncü tespit:

Cumhurbaşkanı Erdoğan PKK’ya karşı mücadelede dik durdu.
Hükümet dik durdu.
Genelkurmay Başkanı dik durdu.
Bizler dik durduk.
Şehitler verildi... Anadolu’da çok eve matem çöktü.
İçimiz çok yandı...

Ama artık hepimiz biliyoruz ki, teröre karşı mücadelenin bir bedeli vardır ve bu bedel ödendi.

Şimdi...

“PKK bir kez daha yenildiyse...”

Bizler de “Bir kez daha düşünmeliyiz”...


PKK OTUZ İKİ YILDA KAÇINCI KEZ YENİLDİ


14 Mart 1993 günü...

Yani Eruh’a yapılan ilk PKK saldırısından 9 yıl sonra, bugünden 23 yıl önce Hürriyet’in manşeti şu: “İşte Apo’nun teslim mektubu...”

Hemen altında benim yazımın başlığı: “Son Kürt isyanı bastırılıyor mu”

5 Şubat 1999...

Ülkede durum şöyle:
Abdullah Öcalan yakalanıp İmralı’ya konmuş.
Türk ordusu öldürdüğü 200 PKK’lı teröristin cesetlerini yan yana dizip çektirdiği fotoğrafı basına dağıtmış.
Örgüt darmadağın, morali çökmüş, dağa giden sayısı sıfıra inmiş.

Ve o gün köşemde şunu yazmışım: “Türk ordusu ve öteki güvenlik güçleri, dünyanın en büyük gerilla hareketlerinden birini askeri açıdan sıfıra indirmiş durumda.”

Hemen altındaki cümle de şu: “Olayı sadece 29’uncu Kürt hareketini bastırdık boyutuyla görürsek mesele yok... Sorun çözülmüştür...”

20 Nisan 2016...

32 yıl içinde Hürriyet’in 3’üncü manşeti şu:

“PKK’yı yendik...”

Ben de üçüncü defa aynı yazıyı yazıyorum.


ALTAN KARDEŞ, KÜFÜR KUYRUĞUNDA KAYNAK YAPIP ÖNE GEÇMEYE KALKMA


BU ne hiddet bu ne celal Altan Tan kardeş...

Kızma yahu, ben Nişantaşılı falan değilim...

Sen “çakma Nişantaşılı” dedin, biz de “çakma Ensar” dedik...

Ensar Vakfı’nın “önüne yattın” diye, sana kızan da biz değiliz. Bizzat kendi partinden yedin fırçayı yahu...

Olayı Nişantaşılılık falanla saptırmaya kalkacağına, git önce kendi partine anlat derdini...

Sana oy verenlere izah et şu taciz, tecavüz fecaatini...

Ayrıca sana itiraz eden herkes “çakma solcu”, “çakma Nişantaşılı”, “çakma İslamcı”, “çakma liberal”, “çakma demokrat”...

Eee... Bir tek sen “gerçek Ensarcı”...

Anlaştık mı şimdi? Tatmin oldun mu?

O zaman ben de sana bir şey söyleyeyim.

Dün basın toplantısındaki seviyenle mütenasip o küfürleri ben çok yedim...

Şerbetliyim...

Bir küfürbaz eksik, bir küfürbaz fazla fark etmez...

Hakaret kuyruğunda bekleme zahmetine katlanacaksan buyur ama adam gibi bekle sıranı, seni eleştiren herkesi “çakma” gören muhteşem egonla, kaynak yapıp böyle öne geçmeye kalkma.


ÖMER KOÇ'UN KAMU ÖNÜNDE İLK BAŞKANLIK PERFORMANSI NASILDI


ÖNCEKİ akşam Vehbi Koç Vakfı Ödül Töreni’ni izledim.

Ödül töreninin sunum konuşmasını Koç Grubu’nun yeni yönetim kurulu başkanı Ömer Koç yaptı.

Çevremde konuştuğum insanların hemen hepsi çok beğendi, tam not verdi.

Giyim: Klasik lacivert takım. Gövdesi müsait olduğu halde, son moda “slim cut” değil. Özenli, gizlenmiş bir zarifliği vardı.

Konuşma metni: Çok iyi hazırlanmıştı. Uzun değildi. Gerekli her şey vardı. Dedesi Vehbi Koç kadar, kaybettiği ağabeyi Mustafa Koç’u da çok ölçülü, duygulu sözlerle andı.

Üslup: Metni çok rahat ve profesyonelce okudu. Vücut ve yüz dili, önündeki promter’ı çok başarılı şekilde gizledi.

Kendine güven: Yönetim kurulu başkanlık görevine yeni başladığı halde yerini tam doldurmuştu.


HANGİ ERKEK EŞİNİN BEYNİNİ BU KADAR İYİ OKUYABİLİR


BU yıl Vehbi Koç Ödülü’nü alan bilim insanı Prof. Dr. Kamil Uğurbil.

İzmir’in Tire ilçesinde doğmuş.

Eskiden İzmir Maarif Koleji denilen şimdiki Anadolu lisesinde okumuş.

Beyin MR’ını geliştiren fizikçi olarak biliniyor.

Çok sıcak bir konuşma yaptı.

Son Kürt isyanı da bastırıldı mı


Hiç evlenmeyi düşünmüyormuş. ‘O kadar çok çalışıyordum ki, hangi kadın bana tahammül edebilirdi” diye düşünmüş.

Ama 45 yaşında evlenmiş.

Onun sırrını da şöyle anlattı:

“Formülü şöyle buldum. Benden daha çok çalışan bir kadınla tanıştım ve evlendik.”

Balayına gidememişler.

Çünkü evliliklerinin ertesi günü birinin Amerika’nın doğusunda, ötekinin ise batısında konferansı varmış.

Bu arada konuşmasında bize bir insan beyninin MR’la çekilmiş görüntüsünü gösterdi.

“Bu tanıdığım bir insanın beyni. Eşimin beyni” dedi.


GÜLE GÜLE ATTİLA


ÇOK erken hayranı oldum, çok geç tanıdım.

Uzaktan çok sevmiştim, yakınına gelince daha çok sevdim.

Kendisi konuşmazdı, konuşma hakkını müziğine saklardı.

Yakışıklı ve karizmatikti, havaya girmezdi.

Sadece müzikten kazandı, sadece müzikle yaşadı, arkasında çok hoş bir seda bırakarak ayrıldı.

Müziklerin de müzisyenlerin de efendisiydi.

İyi insandı Attila Özdemiroğlu. Allah rahmet eylesin. Hakkımız helal olsun... Helal olsun... Helal olsun...

X