"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Cumhurbaşkanı niye cenazede dua etmedi

SAHNE aynen şöyleydi...

*

Cumhurbaşkanı yanında eşi, tabuta yaklaştı...

İki eliyle tabutu tuttu...

Cumhurbaşkanı niye cenazede dua etmedi

Saygı duruşunda bulundu...

*

O an herkes, elini kaldırıp dua edeceğini sandı...

Ama yapmadı...

*

Herkes tabutun başında bir konuşma yapmasını bekledi...

Hiçbir şey söylemeden ayrıldı.

*

Fransız şarkıcı Johnny Hallyday’in cenaze töreni, Paris’in en ünlü kiliselerinden biri olan Madeleine’de yapıldı.

Cenazeye Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi de katıldı.

Yukarıda anlattığım sahne, o cenazede yaşandı.

*

Herkes onun tabutun başında haç çıkaracağını bekliyordu.

Ama haç çıkarmadı.

Konuşmayı da kilisenin dışında yaptı.

Bu davranışından dolayı da hiç beklemediği bir kişi ona teşekkür etti, kutladı...

*

Kilisede cenaze törenini yöneten rahip Benoit de Sinety, “Figaro” gazetesine konuştu.

*

Rahibin mülakattaki en ilginç cümlesi şuydu:

“Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u, cenaze töreni sırasında haç çıkarmadığı için kutlarım. Çünkü, haç çıkarsaydı, eminim katılanlar arasında protesto edenler olacaktı.”

*

Rahip niye teşekkür ettiğini açıkça söylemedi, ama bu mülakatı veren Closer dergisi, hemen o sözlerin arkasına şu açıklamayı koyarak, rahibin niye böyle söylediğini anlattı:

“1905 yılında devlet ve kilise işlerinin ayrılmasından beri Fransa laik bir ülkedir...”

*

Karar veremedim...

Bir Cumhurbaşkanı, ülkesinin bir sanatçının cenazesi başında bile üç-beş dakika için normal bir vatandaş haline gelemez mi...

*

Bense şunu söyleyeceğim... Beyler, laikliği bu şekilde yorumlayan siyasetçi bir solcu değil...

Sağ eğilimli bir siyasetçi...

*

Benim de inandığım bir şey var...

Laiklik sağ düşünceli insanların da sımsıkı sarılması gereken çok güçlü bir anlayıştır...

*

Tıpkı solcuların da inanç özgürlüklerine sımsıkı sarılması gerektiği gibi...

MEHMET BEY... HİÇ OLMAZSA SİZ YAPMAYIN

MEHMET Barlas, geçen pazartesi Sabah’taki yazısında liderlerin profillerini yazmış.

İlgiyle okudum.

Ama bir şey dikkatimi çekti.

Bölükbaşı, Özal, Erdoğan, Bahçeli...

Bu liderleri hep soyadları ile yazmış... Ama CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na gelince “Bay Kemal” diyor.

Mehmet Bey siz ki bu ülkede, böyle küçültücü lakaplardan en çok çeken insanlardansınız...

Erdoğan’a “RTE”, Özal’a “TÖ”, Melih Gökçek’e “İ. Melih” diye lakaplar takan zihniyetin gazeteciliğe ne zararlar verdiğini çok iyi biliyorsunuz.

Bu ülkenin ana muhalefet partisi başkanına “Bay Kemal” demek de aynı şey değil mi...

Hiç olmazsa siz yapmayın bunu...

EDİRNE'DE, İÇİNDEKİ ERKEĞİ ÖLDÜREN BİR TÜRKİYE SİYASETÇİSİ DOĞUYOR

SELAHATTİN Demirtaş’ın kitabı* “içimizdeki erkek” hikâyesi ile başlıyor...

Hapishanenin avlu duvarına yuva yapan bir dişi serçenin, yuvasını yıkmaya gelen 4 kuşa karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor...

Sonunda o dişi kuş, 4 kuşu hapishane duvarından kovuyor...

Eşinin verdiği bu mücadeleyi kenardan seyreden korkak erkeği ise hikâyeyi anlatan Selahattin Demirtaş’a bön bön bakınca, o da şu cevabı veriyor: “Hiç öyle bana bakma Hamza kardaş. Önce içindeki erkeği felan öldürmen lazım...”

Ortadoğu denilen şu felaket coğrafyaya bakıyorum... Korkak, vicdansız, gaddar, akılsız erkeklerin tarumar ettiği şu coğrafyada...

Muhafazakâr inancı için, modern hayat tarzı için, iffeti için, eşit iş, eşit ücret hakkı için, aidiyeti için, toprağını savunmak için, koca şiddetini bitirmek için savaşan kadınları düşündüm...

Bir kere daha anladım ki...

Umut kadınlarda...

Ve bir de içindeki kof erkeği öldürebilmiş erkeklerde...

(*) Selahattin Demirtaş: “Seher”, Dipnot Yay. 2017

DİYARBAKIR’DAN EDİRNE'YE

- SELAHATTİN Demirtaş’ın cezaevinde yatmasının ne ülkemize, ne de AKP’ye bir yararı olduğunu düşünüyorum. Kim ki onu hapishanede yatırarak siyasi hayatını bitireceğini zannediyor...

Biliniz ki içeride hikâye yazan, resim yapan, bağlama çalan yeni tür bir siyasetçi yetişiyor. Onun cezaevinde kalmasından medet umanlara bir de şunu hatırlatmak isterim....

Diyarbakır Cezaevi neyi çözdü ki...

Edirne'den bir mucize bekliyorsunuz...

Not: Gazetede Edirne yerine Silivri yazmıştım, düzeltiyorum.

SARAYI KİBİRDEN KURTARAN İNSAN

Cumhurbaşkanı niye cenazede dua etmediDÜN sabaha karşı “Crown” dizisinin ikinci sezonunu da bitirdim.

Beni en çok beşinci bölümde izlediğim Lord Altrincham’ın hikâyesi etkiledi.

Lord Altrincham 1957 yılında krallık rejimine karşı çok ağır eleştiriler yaptığı bir makale yayınlıyor.

Özeti şu: Monarşi artık demode bir hale gelmiştir ve bu haliyle devam edemez... Ortalık birbirine giriyor...İngiliz halkının yüzde 80’i ona çok kızıyor.

Ama bir kişi var ki, çok kızdığı halde onu davet edip konuşuyor.
O da Kraliçe Elizabeth.

Onu dinliyor ve tavsiyelerinin bir kısmını yerine getiriyor. Çok sonraları Saray şöyle bir açıklama yapıyor: “Yirminci yüzyılda monarşinin iyiliği için kimse onun yaptığını yapamamıştır...”

Lord Altrincham 2001 yılında öldü.

Bugün mezar taşında sadece şu yazılı:

John Grigg

1924-2001...

Çünkü 1963 yılında “lord” unvanını da reddederek sadece kendi ismiyle kaldı...

Onun için “Kibir denilen kötü huyu monarşinin üzerinden çekip alan insan” deniyor... Bense “Yapıcı eleştirinin zaferi” demeyi tercih ediyorum.

EK BİLGİ

- HAFTA sonu izlediğim Mix Müzik Festivali’nin ağız alışkanlığı ile Zorlu Center’da yapıldığını yazıyorum. Ancak oranın asıl adı “Zorlu Performans Sanatları Merkezi”... Murat Abbas’ın yönetiminde harika işler yapıyorlar. Ayrıca Hedonutopia grubunu dinlediğim merdivenlerdeki parasız sahnedeki performansların adı da “Red Bull
Warm Up”...

Yani sponsoru Red Bull...  Hepsine bu güzel festival için teşekkür ederim. Ayrıca markalaşma çabalarını da kutluyorum...

 

X