"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ah hocam, sakalsızken seni de mi karıştırdılar

BAŞINDA beyaz takke... Sakal desen maşallah, yağmur ormanı gibi, bütün suratında dallanıp budaklanmış.

*

Konuştuğu kanalın adına bakarsan orası da bir “Medrese”.

“Fatih medreselerinin” kanalı... Yani ulema yetiştiren bir müessese güya.

Güya birileri soruyor: “Erkeğin hanımının iznini almadan sakal bırakması caiz midir?”

Al soruyu tut sakalından vur duvara...

O da güya cevap veriyor: “Erkeğin sakal bırakması için hanımından müsaade almasına gerek yok. Erkeği kadından ayıran iki uzvundan biri sakaldır zaten.”

*

Herhalde onu normal insandan ayıran üçüncü uzvu da bu kafa... Sonra iştahlanıyor, başlıyor sakalsız ve uzun saçlı erkeklere saydırmaya...

“İleride bir adam gördünüz, uzun saçlı, zaten şimdi kadınımız da erkeğimiz de aynı giyiniyor. Şimdi, bir bakıyorsun uzun saçlı, sakalı da yok. Şimdi yakınına gelene kadar onu kadın zannedersin. Allah muhafaza bir sürü düşünceye de girersin.”

Şimdi anladınız mı, adı lazım değil, hani sık sık gazetelerde okuduğumuz o yurtlarda, vakıflarda erkek çocuklarına yapılan cinsel tacizlerin nedenini...

Haklıymış garibanlar, günahlarını almışız... Meğer sakalı çıkmamış oğlan çocuğunu görünce karıştırmışlar...

Anlayacağınız küçük bir kazaya kurban gitmiş tüyü bitmemiş oğlan çocukları...

*

“Eee ya kızsa” diye hiç sormayın...

O zaten mubah...

Sizin de benim gibi o adamın karşısına geçip şu soruyu sormak içinizden geçmez mi?

Hocam sen nasıl bu kadar kendinden emin konuşabiliyorsun?

Senin de mi aklın karışıyor tüyü bitmemiş çocuğu görünce...

*

Anandan sakallı bebek olarak doğmadığına göre... Yoksa, henüz sakalın bitmemişken, gittiğin bir kursta, bir vakıfta...

Seni de mi karıştırdılar...

EYY ÜMMETİ İSLAM

SEN ki temiz, tertemiz Müslümansın...

Seni tenzih ederim bundan... Gel ki gör her akşam, her sabah, hepimizin imanı hakkında konuşan bu adamları...

Buyur gör bu yerli malları haftasının mallarını...

Kimi kız çocuğuna erkek ayağı yıkatır... Öteki de sakalı yok diye...

Karıştırır.

Eh karıştırınca da...

Nasılsa gittiği kurs, devam ettiği yer halının altına süpürür... Mahkemeye düşerse de hafifletici nedeni hazır...

Karıştırmış garibim...

Kabahat, onun aklını karıştıranda... Sakalı çıkmayanda, sakalını her sabah kesende...

KUDÜS SADECE ARAP MI YOKSA 3 SEMAVİ DİNİN Mİ

ADINDA “İslam” olan iki ayrı uluslararası kuruluş var.

Dün itibariyle, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın internet sitesinin girişindeki kuruluş deklarasyonunda şu ifade yazıyordu: “Kudüs’ün Arap-Müslüman karakterinin korunması için çalışmak...”

Oysa yine dün itibariyle... İslam Konferansı Örgütü’nün son İstanbul zirvesinin sonuç bildirisinde ise şöyle bir ifade vardı:

“İtidal ve barış içinde bir arada yaşama dini olan İslam’ın kadim hoşgörü anlayışının tarihi bir neticesi olarak üç semavi dinin kutsal mekânlarının bir arada yer aldığı Kudüs’ün bu karakterinin muhafazasının tüm insanlık için önemini vurgulayarak...”

Hangisine itibar edeceğiz?

CUMHURBAŞKANI’NIN SAYDIĞI PEYGAMBERLER ÖNEMLİ BİR DEĞİŞİKLİĞİ GÖSTERİYOR

CUMHURBAŞKANI Erdoğan da İstanbul zirvesi sonrası geçen cuma günü yaptığı bir konuşmada Hazreti İbrahim, Hazreti Davud, Hazreti Süleyman, Hazreti İsa ve Hazreti Muhammed’in adlarını vurgulayarak, Kudüs’ün bu hem Yahudilik, hem Hıristiyanlık hem de Müslümanlık için önemine dikkati çekti.

Bence de Kudüs’le ilgili doğru tavır bu.

İyi de o zaman, politikamızı Kudüs sadece “Müslümanlarınmış” gibi bir ümmet şahlanışı yerine “medeniyetler arası diyalog” dönemindeki gibi bu çoğulculuk üzerine kursak daha iyi sonuç almaz mıyız...

GÜZEL HAREKETLER BUNLAR

BENİM gibi çok sayıda insanın dikkatini çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Başbakan Mesut Yılmaz’ın oğlunun cenaze töreninde hiç yanlarından ayrılmadı.

Hatta Berna ve Mesut Yılmaz cenaze arabasına binerken, arabanın kapısında bekledi.

İnsani davranışları ve Cumhurbaşkanlığı unvanının paranteze alındığı böyle anları çok özlemişiz...

Benim gibi çok insanın da bu hareketten mutlu olduğuna eminim.

FESTİVAL NOTLARI 1

MERDİVENDEKİ ‘BÜYÜK HIRSIZ’

Ah hocam, sakalsızken seni de mi karıştırdılar

CUMARTESİ akşamı Zorlu Center’da Mix müzik festivalindeydim.

Önce, festivalin merdivenlerin önüne konan sahnede gerçekleştirilen parasız bölümünde Hedonutopia grubunu dinledim.

Son albümleri “Yarı Cennet”i çok çok sevmiştim.

Özellikle “Büyük Hırsız” adlı şarkıları, rahatlıkla Glastonbury, Coachella, Primavera gibi uluslararası festivallerde bile rahatlıkla çalınacak bir şarkı. “Burgaz Halayı” ve “Korku” da çok iyi şarkılar.

Son yıllarda dinlediğim en iyi Türk gruplarından biri...

Sahnede de çok sevdim...

FESTİVAL NOTLARI 2

NEW AGE’İ GÖKÇEN KAYNATAN MI BULDU

Ah hocam, sakalsızken seni de mi karıştırdılar

MIX festivalinin Drama sahnesine ilk defa girdim.

Salonun mimari tarzı ve ambiyansı harika...

Hafif dumanlı havası mavi ve kırmızı ışıklarla karışınca ortaya çok etkileyici bir ortam çıkıyor. Gökçen Kaynatan’ı bu sahnede dinledim.

İlk lise yıllarımdan beri onun fanıydım ve Shadows’un “Apache”ını dinlemek istiyordum.

Hem de iki defa çaldılar. Ama beni en çok şaşırtan 1953 ile 58 yılları arasında yaptığı şarkıların ritim zenginliği oldu...

Resmen “New Age...”

Gökçen Kaynatan 78 yaşında...

İnanın teknolojiyle ve müzikle ilişkisi tam bugünde...

Bunca yıldır onu dinlemeyi beklemekte haklıymışım...

İyi ki böyle müzisyenler var...

FESTİVAL NOTLARI 3

TAHRİBAD-I İSYAN FONA ŞARKI SÖZLERİNİ KOYMALI

Ah hocam, sakalsızken seni de mi karıştırdılar

CUMARTESİ akşamı festivalin büyük sahnesinde de Tahribad-ı İsyan’ı dinledim... Dolapdere’nin bu harika çocuklarını çok seviyordum. Sahneleri de en az o kadar iyi.

Bu çocuklar Amerikan hiphop’çılarından bile iyiler...

Ancak konser performansında sözler çok iyi anlaşılmıyor... Oysa bu sözler çok önemli ve başarılı.

Bence arka plandaki dijital gösteriler arasında, şarkıların önemli ve vurucu cümleleri de yazı olarak geçse çok daha iyi bir sahne performansı olur.

X