Selen Kocabaş ile Yeni Normal Üzerine - II

Değerli yönetici, danışman, stratejist Sn. Selen Kocabaş ile söyleşimizin ikinci bölümüne iş dünyasının yeni döneme adaptasyonu, insan kaynaklarının ve organizasyonların dönüşümü, yeni nesil liderlik ve öne çıkan yetkinlikler odağında devam ediyoruz…

Haberin Devamı

Ergi Şener: Turkcell döneminde benim de bizzat şahit olduğum, insan kaynakları alanında öncü çalışmalarınız var. Aynı zamanda Peryon İnsan Yönetimi Derneği'nin de ilk kadın yönetim kurulu başkanısınız. Koronavirüsün etkisi ile evden çalışma başta olmak üzere, şu ana kadar iş hayatında dirençle karşılanan pek çok süreci de test etme imkanımız oldu, bunların bir kısmına değinmiştiniz. İş dünyası açısından evden çalışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeni normalde kalıcı olur mu?

 

Selen Kocabaş: İnsan Kaynakları odağında, insan yönetimi ve yeni dünyada çalışma koşullarına yönelik bence işin birkaç boyutu var. Örneğin, perakendenin değişiminden bahsetmiştik. Peki, bundan sonra mağazalar tümüyle kapanacak ve alışveriş tamamen e-ticarete mi dönecek? Hayır, böyle bir dünya olmayacak… Tüm sektörlerde hibrit, birbirini tamamlayan süreçler ortaya çıkacak. Çünkü, insan var olduğu sürece, etkileşime ve birbirimizle temasa ihtiyacımız var. Fiziksel mağazalar daha fazla deneyim sunma odaklı farklılaşacak; e-ticaret tarafı da omni-kanal yapıları ile sürecin online tarafının tamamlayıcılığına dönecek.

 

Haberin Devamı

Bence ofislerde çalışma düzeni de buna dönecek. Eğitimler daha fazla online ortama kayacak. Teknik eğitimler, hızlı test edebileceğimiz, ölçümleyebileceğimiz çalışmalar çok daha hızlı online sisteme evrilirken, ya da bir takım toplantılar, çalışmalar evden ya da uzaktan yapılabilirken; belli  bir ekibin beyin fırtınası yapması gereken çalışmalar, stratejik toplantılar, birbirimize değip dokunduğumuz yani, tahtalarda yazıp çizdiğimiz toplantılar yine ofis içerisinde olacak. Ancak, yeni dünya dinamiğinde bunların dengesel ağırlığı değişiyor olacak. IK profesyonelleri için de şu kavram değişikliği daha çok önem arz edecek; çalışanımız dediğimiz kişi artık sadece bizim bordromuzda olan kişiler değil… Müşteriye götürdüğümüz değeri tamamlayıcı ekosistemle biz bir insan  kümesi yönetiyoruz. Bu yeni dünya, dijital ortam, online dünya daha büyük ekosistemi de yönetme fırsatını bize getiriyor olacak. Bu doğrultuda düşünmemiz ve planlamalar yapmamız gerekiyor. Yani bizim  tedarikçimiz de, bizimle birlikte ürün geliştiren bir iş ortağımız da bizim çalışanımız konumuna geliyor. Çünkü aynı ürünü, çözümü müşterimize götürüyoruz. İnsan kaynakları profesyonellerinin de artık bu gözle bakıyor olması gerekiyor.

 

 

Haberin Devamı

Selen Kocabaş ile Yeni Normal Üzerine - II

Ergi Şener: Bu dönemde kurumlarımızın dijitalleşme ve dijital dönüşüm stratejilerine ilişkin tavsiyeleriniz neler olur?

 

Selen Kocabaş: Bu konuya sen de değiniyorsun, dijital dönüşüm aslında bir kültür,  bir değerler bütünü. Biz işimizi yapalım, IT’ciler de dijital dönüşüm projeleri yapsın gibi bir dünya yok… Biz, bu süreci hayatımıza alıyorsak bunu uçtan uca planlamamız gerekiyor. Tüm süreçlerimizi, geliştirmelerimizi, organizasyonumuzu baştan sona gözden geçiriyor olmamız gerekiyor. Bu bakış açısına sahip olmayan firmalar için zaten dijital dönüşüm bir yük olacaktır. "Standart iş hayatımız var, bir de dijitalde bir şeyler yapıyoruz” şeklinde bir yaklaşım doğru değil.

 

Haberin Devamı

Dijital dönüşüm bir kültür. Aslında hayatımızı kolaylaştıran, zenginleştiren, erişemediğimiz yerlere erişmemizi sağlayan, ulaşmak istediğimiz veriye ve bilgiye doğru zamanda ulaşmamızı sağlayan,  hem yatay hem dikeyde iş fırsatlarını hayatımıza getiren bir yolculuk olarak görmek lazım dijital dönüşümü…İlk bölümde de biraz bundan bahsetmiştik, bazı işletmeler dijital dönüşümden yararlanarak Korona sürecinde hayatlarına devam etti, bazıları ise yapamadı. Yapamayanların, bu süreçte kitlenenlerin oturup bir düşünmesi gerekiyor; “ben niye yapamadım” diye…

-Ürün, çözüm, servis olarak doğru noktada mıyım?

-Teknolojiyi ve dijitali doğru kullanıyor muyum?

 

Haberin Devamı

Ergi Şener: Tarım Bakanlığı ile de özellikle dijitalleşme odağında ortak projeler gerçekleştiriyorsunuz. Ülkemizde, tarımın dijitalleşmesi nasıl ilerliyor? Yeni projelerin bir kısmını paylaşabilir misiniz?

Selen Kocabaş: Hayat bir bütün; kamusuyla, özel sektörüyle, STK’sıyla, akademisiyle ve iş dünyasıyla bir bütün… Bu  anlamda, yeni dünyada, özellikle gıda ve tarımın artan önemi, kıymeti ve değeriyle, pek çok noktada dijitalleşme gündemi var. Bir örnek vermek gerekirse: Yıllardır konuşulan bir konu var; Ayşe Teyze Antakya’da domates meyvesini 3 liraya üretiyor da bu domatesler bizim soframıza neden 10 liraya geliyor? Bu konu özelinde, dijital tarım pazarı lansmanı yapıldı. Tarımın sahibinden.com'u gibi. En nihayetinde, alanla satanı ve ilgili tüm paydaşları bir noktada buluşturduğunuz bir platform. Ya da e-tarım, “tarımda teknoloji hamlesi” diyoruz. Çiftçimiz, köylümüz niye kalksın, işini bırakıp, bir takım işlemler için iline ilçesine gitmek zorunda kalsın? Hayatın içerisinde bunu basitçe, bilgisayarlarından ya da cep telefonlarından yönetmesi gerekiyor artık. Bu odaklar, çok daha fazla gündemde ve kamunun ajandasında. Bu odaklara da hep birlikte değer katmaya çalışıyor. Bahsetmiş olduğum, “dijital tarım pazarı”, “e-tarım”, “tarımda dijital dönüşüm hamlesi”, bunların hepsi teknoloji gerektiren konular. Bunların arkasında da kıymetli çok büyük bir ekip var. Kamunun gücünü, teknolojinin getirdiği avantajlar ve doğru ekosistemle buluşturacak çözümler gerçekleştirmeye çalışıyor.

 

Haberin Devamı

Kovid ve pandemiyle birlikte şunu gördük ki kendi kendine yeten toplumlar öne çıkıyor. Bu nedenle gıda arzını planlamak, bunu çok hızlı yayabilmek, veriye, bilgiye en hızlı, en etkin ve en doğru zamanda erişip ulaşabilmek çok daha fazla önem kazanıyor. Bu nedenle dijital  dönüşüm kamuda da olmazsa olmaz noktaların başında geliyor.

 

Ergi Şener: Gerçek liderler açısından her kriz, yönetim becerilerini gösterme açısından aynı zamanda bir meydan okuma imkanı da sağlıyor. İçinde bulunduğumuz kriz döneminde ve yeni dönemde öne çıkacak liderlik özellikleri neler olacak?

Selen Kocabaş: Daha önce de belirttiğim üzere, karizmatik liderlikten çok, paylaşan ve dinleyen liderler ve bir de adapte olabilen ve karar alabilen liderler öne çıkacak. Tabi ki vizyon ortaya  koymak çok kritik, o vizyon doğrultusunda ilerlemek önemli ama daha hızlı karar alıp, adapte eden ve küçük küçük hamlelerle ilerleme sağlayanlar fark yaratacak bu dönemde. Tabi ki uzgörü önemli, önümüzdeki 10 yıllık dönem için planlamalar da yapmak gerekiyor, ancak kritik konulardan bir tanesi küçük adımlarla, doğru noktalarda, ekosistem ve paydaşlarınla düşünüp onlarla birlikte ilerlemek…

 

Etkileşim dönemindeyiz, özellikle sosyal medya, dijital dünya, paylaşım ekosisteminin tetiklediği iş modelleri bunu sağlıyor. Sosyal medyada bir konu ortaya atıyorsunuz, herkes düşüncelerini paylaşıyor, yorumlarda bulunuyor, kısacası herkes etkileşimi seviyor. Bu nedenle, yeni dönemin öne çıkan liderleri etkileşimi sağlayabilecek liderler olacak…

 

 

Selen Kocabaş ile Yeni Normal Üzerine - II

Ergi Şener: Bu süreçte gençlere tavsiyeleriniz neler olur? Özellikle yeni yetkinlikler kazanmaları açısından nelere dikkat etmeliler?

 

Selen Kocabaş: Öncelikle kendilerini tanımaları çok önemli. Bu dönem pek çok şeyi küçük küçük tatma ve deneyimleme fırsatı veriyor. Bu süreçte, “ben ne katabilirim”i görebilmek için kendini tanımlayabilmek önemli. Bu nesil bence buna fırsat yaratıyor, bu doğru bir nokta ve biz de gençlerden öğreniyoruz. Bu yüzden gençler bu anlamda mümkün olduğunca görüşlerini ve fikirlerini paylaşabilecek yerlerde kendilerini konumlamaya çalışsınlar. Öyle bir noktadayız ki 20 küsur yaşında bir kişi bir konunun uzmanı olabiliyor ve ben onu dinlemek istiyorum. Bu çok kıymetli, bence en  önemli noktalardan biri bu. İkincisi, bence bu biraz da “challenge”. Sevdiğin, anlam bulduğun odak noktanı bulmak… Burada biraz maymun iştahlı olabiliyor gençler. Odaklanıp, sevdiğin ve değer kattığın işe yönelmek önemli, çeşitliliğin içerisinde boğulmamak lazım.

 

Eskiden, belli okullardan mezun olmak, belli şirketlerde çalışmış olmak kariyer açısından önemliydi. Şimdi tamamen bağımsız, şu anda nerede okuduğun hangi şirkette başladığından ziyade; bir konuyu alıp onu sahipleniyorsan, o konuyla ilgili  insanları etkileyebiliyorsan harika şeyler yaratabilirsin…

 

Ergi Şener: Sizin oğlunuz da üniversite eğitimine devam ediyor. Ona tavsiyeniz neler oluyor?

Selen Kocabaş: Şöyle söyleyeyim, en çok geri bildirimi, hatta yeri geldiğinde sert geri bildirimleri oğlumdan alıyorum. Ben hep şuna gayret ettim, kendini öncelikle tanımasını, pek çok şeyi denemesini tavsiye ettim. Mesela, üniversite döneminde tam ne yapacağını bilmiyordu. Bence bu da güzel, ne yapmayacağını bilmek de önemli, ne yapacağına buradan eleyerek gelme imkanı oluyor. Keyfine göre, hoşuna gidebilecek şeyleri önce bir denemesini, sonra onları belli bir noktada süzmesini, olmayacakları ayırmasını ve olabileceklerin üzerine gitmesini tavsiye ettim. Şu anda da öyle bir durumda…

 

Selen Kocabaş ile Yeni Normal Üzerine - II

 

Ergi Şener : Siz iş hayatında çok farklı profillerde yöneticiler ile çalıştınız ve farklı bölümlerden farklı uzmanlıklarda önemli kişiler tanıdınız. Gençlere de ipucu vermek adına karakteristik özellikler olarak liderlik yolculuğunda sizce neler önemli?

Selen Kocabaş : Ben şuna önem veriyorum. Diyelim ki biri ile bir iş görüşmesi yapıyorum, onu önce tanımanın ötesinde, şunu soruyorum hemen: “Bu şirketi ne kadar  tanıyorsun?”. Yani araştırmış mı, belli bir hazırlık yapmış mı ve düşünmüş mü, buna bakıyorum. Kendi yaptıklarını anlatmaktansa, geleceği yeri araştırmış bir insan zaten öbür tarafı yapmıştır.

 

İkinci olarak da kendisine yönelik farkındalığı ne aşamada. Kendini eleştirsen,  nerede sorun yaşıyorsun, nerede fayda sağlıyorsun, neyi iyi yapıyorsun” diye soruyorum. Orada samimiyetle hata yaptığı alanları paylaşıyorsa, hatalarından çıkardığı dersler ile başarılara gidişini belirtiyorsa, kendini tanımış ve farkındalığı yüksek bir aday olduğunu çıkarıyorum. Aslında bu dünya güçlü yönlerimizi keşfedip onların üzerine ilerlediğimiz bir dünya. Gelişme alanlarımızı ne kadar iyileştirirsek iyileştirelim belirli seviyeye çıkaramıyoruz, çünkü eksiden 0’a taşımak gerekiyor önce. Herkesin ama herkesin gelişim alanları var, ama güçlü olan gelişim alanları seni farklılaştırıyor. O güçlü alanları keşfet ve onun üzerine yoğunlaş!

Yazarın Tüm Yazıları