"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Medya dışında en iyi 5 dijital dönüşüm

“Dijital dönüşüm” çoğu insan için soyut bir kavram. Oysa dünyanın önde gelen şirketleri, son derece somut hedeflere dönük olarak dijital dönüşüm süreçleri yönetiyorlar.

İşte medya dışından, ama medya dahil her sektöre ders ve hatta ilham kaynağı olabilecek beş örnek...

1) MAERSK

"Küreselleşmeyi en çok hızlandıran teknik/teknoloji nedir" diye bir soru gelse, onlarca farklı yanıt duyabilirsiniz ama benim cevabım "konteynırlaşma" (containerization) olur. İkinci Dünya Savaşı sonrasında gemi taşımacılığında kullanılan konteynırların standartlaşıp modüler hale gelmesi, yükleme/boşaltma ve depolama süreçlerine getirdiği kolaylıkla, insanlık tarihinde küresel ticaret ve üretim verimliliğinde görülen en büyük sıçramalardan birini sağlamıştı. Gemicilikteki dönüşüm karayolu ve demiryolu taşımacılığına da sirayet etmiş, şirketlerin üretim ve dağıtım yöntemleri bile bu yüzden değişmişti. Örneğin küçük paketler yollamak yerine konteynırı dolduracak ebatlarda yükler tasarlamaya başlamışlar, öte yandan "tam zamanında üretim" (JIT) veya "sürekli akış" (CFM) veya "kısa döngü" (SCM) konsepti ile ABD’den Japonya'ya tüm dünyada üretim süreci yeni nakliyat olanaklarına göre yeniden ele alınmıştı. 1904 yılında Danimarka'da kurulan Maersk şirketi, özellikle 1970'lerden itibaren deniz taşımacılığında konteynırlaşma sürecinin en önemli aktörlerinden oldu ki bugün de dünyanın en büyük konteynır gemilerine sahip. Maersk'in 35 milyar dolarlık yıllık cirosuyla yıllardır sektör lideri kalabilmesindeki önemli faktörlerden biri, dijital dönüşüme uyum sağlaması oldu. Dijital dönüşüm süreciyle birlikte artık Maersk bir "gemi işletmecisi" değil, "güvenli teslimat" şirketi olarak tanımlıyor kendisini. "Dinleyebilen ve konuşabilen akıllı konteynır" ile hem operasyonel maliyetleri hem de teslimattaki riskleri ciddi oranda azaltan, çığır açıcı bir ürün geliştirdiler. "Uzaktan Konteynır Yönetimi" (RCM) dedikleri sistem, uydu üzerinden tüm lojistik sürecinin (sadece konum bilgisi değil, şartlara bağlı olarak bozulabilen yüklerin -taze meyve gibi- durum bilgisi de) anlık olarak takip edilebilmesini sağlıyor.

2) BURBERRY

İngiliz moda markası ve perakende zinciri Burberry, geçen yıl rekor ciroya ulaşmasını, 2006'dan beri yürüttüğü "uçtan uca dijitalleşme" sürecine bağlıyor. Bu sürecin temelleri, şimdi Apple'ın Perakendeden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı olan Angela Ahrendts tarafından Burberry CEO'su olduğu dönemde atılmıştı. Ahrendts 2014'te, "Bir Burberry mağazasına giren kendisini Burberry'nin internet sitesine girmiş gibi hissetmeli" diyerek önce tasarıma el atmıştı. Ardından kişiselleştirilmiş müşteri yönetimi programıyla deneyime odaklandı ve sadık müşteri oranı yüzde 50 artırıldı. 50 ülkedeki 500 mağazada satılan ürünlere RFID konularak gelen müşterilerin cep telefonlarındaki uygulamalarla bağ kuruldu. Toplanan Büyük Veri, yapay zekanın da yardımıyla yeni eylemlere dönüştürüldü. Müşteriyi beklemek yerine her kanaldan ona gidilmeye başlandı (örneğin Snapchat'in Snapcode uygulamasını kullanan ve Apple Music'te kanal açan ilk marka Burberry oldu). Lojistik süreçler akıllandırıldı, sahte ürünlerle mücadelede makine öğrenme teknikleri seferber edildi. Kısacası Burberry her yönden dijitalleşti, bu yüzden satıştan müşteri memnuniyetine her alanda kazanımlar elde etti.

3) STORA ENSO

1288 tarihinin yazılı olduğu kuruluş belgesiyle dünyanın en eski şirketi olan Finlandiyalı kağıtçılık devi Stora Enso 2011 yılı geldiğinde iflasın eşiğindeydi. Dijitalleşmenin de etkisiyle dünyada kağıda talep iyice düşmüş, şirket 30 bin çalışanının üçte birini işten çıkarmak zorunda kalmıştı. O dönem şirketin CEO'su olan Jouko Karvinen, çıkış yolunun, kendilerini kağıtçılık yapan bir şirketten "küresel bir yenilenebilir ürünler şirketine" dönüştürmek olduğuna karar verdi. Bunun nasıl yapılacağı konusunda ise dışarıdan uzmanlara ve kendi üst düzey yöneticilerine danışmak yerine, en alt kademeden başlayarak tüm çalışanlarıyla çaba sarf etmeyi seçti. Her bölüm ve her seviyeden çalışanların katıldığı bir değişim ekibi, "Yol Yapıcılar" adıyla kuruldu. Bunlar sanki yeni bir şirket kurar gibi yola çıkacaklar; onun misyon, vizyon ve değerlerini tanımlayacaklar, ayrıca inovasyon ve dijitalleşmeyi nasıl sağlayacaklarına dair süreçleri de tasarlayacaklardı. Altı aylık dijital dönüşüm sürecinin tüm evrelerini burada aktarırsak çok uzar ama sürecin Harvard Business Review'a örnek vaka olacak kadar başarılı geçtiğini söylemekle yetinelim. Sonuçta, 2006 yılında Stora Enso'nun kârının yüzde 70'i kağıttan geliyordu, bugünse yüzde 76'sı dönüşüm sürecinde başlatılan büyüme odaklı yeni işlerden geliyor ve 2011'den beri şirketin hisse değeri ikiye katlandı.

4) JOHN DEERE

Wall Street Journal'da 2015'te yayınlanan bir makalede, "Şeylerin İnterneti" ile birlikte bir "sonuç ekonomisi" oluştuğu vurgulanıyor ve şöyle deniliyordu: "Sonuç ekonomisinde şirketler sadece belirli ürün ve hizmetleri satarak değer yaratmaz, aynı zamanda doğrudan ölçülebilir sonuçlar üreten çözümler sunarak değer yaratırlar." Bu açıdan bakılarak "dijital dönüşüm" denirse, konuyu inceleyen çoğu insanın aklına gelecek ilk şirketlerden biri John Deere olur. Dünyanın en büyük 400 şirketinden biri olan ABD merkezli iş ve tarım makineleri devinin 1837'lerden beri güçlenerek ayakta kalmasının son dönemdeki sırrı, WSJ'nin bahsettiği dinamikler içerisinde donanımın, özellikle de “akıllı donanımın” önemini erken kavramasında gizli. "Traktör satmak" şeklinde özetlenebilecek iş modellerini bugün "çiftçilik çözümlerini mümkün kılmak" şiarına dönüştürdüler. Sitelerine bir bakarsınız, tarımda veri yönetiminden sürücüsüz çiftlik araçlarına dek çok sayıda yenilikçi ürün ve hizmetin altında bu anlayışın yattığını görürsünüz.

5) IKEA

"IKEA mobilyayı değiştirmedi. O, mobilyanın montajlanma biçimini değiştirdi." Ericsson'ın dijital gelecek blogunda bu ifade var. Gerçekten de İsveçli mobilya devinin dijital dönüşümüne bakıldığında, onun üründen çok süreçleri dönüştürmeyi başardığını görüyoruz. Tüm parçaları standart yassı kutulara sığabilen demonte mobilyalarıyla IKEA'nın lojistikte verimliliği ve hızı artıran inovasyonlarının yanında, müşteri deneyimi süreçlerine yaklaşımı da dikkate değer. CTI Group blogunda bu yaklaşım şöyle özetleniyor: "İş modeli perspektifiyle bakıldığında şirketler tamamen yeni sonuçlar elde edebilmek için sadece ürüne odaklanmak yerine, artık ürün ve hizmetler ile proaktif müşteri desteğine odaklanıyor." IKEA'nın başardığını başarmak için, "Bu iş böyle yapılıyordu, zaten hep böyle yapılırdı" hapishanesinden kurtulmak gerekiyor. Bunu yaptığınızda, bir İsveç mobilyacısı olsanız da Türklere, yüzyıllar önce Türkiye'den görüp öğrendiğiniz köfteleri bile afiyetle yedirebilirsiniz.

 

NEDEN: Bu listedeki şirketlerin çoğunun Kuzey Avrupa kökenli olduğunu sonradan fark ettim. Sizce Kuzey Avrupa ülkeleri dijitale uyumda neden daha başarılı? Bizim neden çok fazla köklü markamız yok ve var olanlar neden dönüşüm konusunda isteksiz? Bana yazın ekizilkaya@hurriyet.com.tr

KAÇIRDIYSANIZ: Bu meseleyle bağlantılı konularda bu köşede geçen yıl Steam ve medya dışından birkaç örneği yazmış, geçen hafta ise medyadan beş kuruluşu ele almıştım. Ayrıca "medyada dijital dönüşüm ama nasıl" sorusuna da yine geçen yılki şu yazıda değinmiştim.

 

YENİ MEDYA İLETİŞİM AĞI’NDA BU HAFTA: DERLEME SİTELERİ VE UYGULAMALARI

Medya dışında en iyi 5 dijital dönüşüm

İngilizce'de "aggregator" adı verilen haber derleme sitelerinin ve uygulamalarının farklı platformlarda çalışan envai çeşit örneği var. Dünyanın en popüler haber derleme uygulaması olan Google Haberler ise bu ay önemli teknik değişiklikler yaparak derleme sürecinde yapay zekayı öne çıkardı.

Peki haber derleme uygulamalarını kullananlar ne düşünüyor? Neden doğrudan bir haber sitesine gitmek yerine bu yolu seçiyorlar? İletişimciler bu sürece nasıl bakıyor?

Gazetecilik öğrencileri, iletişimcilik profesyonelleri ve akademisyenlerle oluşturduğumuz Yeni Medya İletişim Ağı'nda bu hafta bu konuyu tartıştık. (Siz de bu bilgi paylaşım ağına katılmak isterseniz, bana bir e-posta göndermeniz yeterli: ekizilkaya@hurriyet.com.tr )

Gelen yorumlardan öne çıkanlar şöyle:

Emir Turam: Gazetelerin kendi internet sayfalarına bakıyorum, ilgilendiğim haberlerin yurt içi ve dışı başka kaynaklarda izini sürmeyi seviyorum. Genel haber akışımın %10'unu bile bulmayacak kapasitede Flipboard kullanıyorum; a) belli ölçülerde 'birkaç dakikada hepsi bir arada' tarzında genel bilgi akışı için b) bazı konularda gözümden kaçabilen içerikleri bulup listelediği için c) özellikle de arayüzünü sevdiğim için. Benim için haber derleme sitelerini epeyce geride bırakan bir haber kaynağı Twitter; a) istediğim kişileri (ve konuları) takip edebildiğim için, b) güvenilir bulmadıklarımı eleyebildiğim için c) belirli konuların farklı kesimlerdeki yansımalarını da istediğim taktirde bulabildiğim için (ve gerekirse interaktif olabildiği için).

Neslihan Öncül: Feedly kullanıyorum. Bir de son dakika haberleri için Bundle uygulamasını cep telefonumda aktif biçimde kullanıyorum. Seçtiğim konulardaki son dakika haberlerini, özellikle ülkenin ve dünyanın baş döndüren hızdaki gelişmelerini takip açısından Bundle oldukça iyi bir seçenek gibi geliyor bana..

Gökhan Korkmaz: Ben bu tarz haber derleme sitelerini takip etmiyorum. Bu tarz sitelerde objektiflik yok, çok seslilik yok, çeşitlilik yok. Sosyal medyada olduğu gibi sadece tık avcılığı yapılmaktadır.  Ben genellikle gazetelerin ve haber sitelerini tek tek görüş ayırt etmeden ön yüzünü ve iç yüzünü ayrıntılı olarak elimden geldiğince farklı görüşler barındırarak birkaç saatimi ayırıp incelemeyi ve okumayı tercih ederim, sabah erkenden ya da akşam geç saatte. Farklı düşünceleri analiz edip sentez yapmak daha doğru diye düşünüyorum.

Kürşat Dinç: Ben www.sanalbasin.com sitesini ve cep uygulamasını kullanıyordum. Bu türlü bir haber akışını tercih etmemin sebebi her yayın organının haberleri kendi ideolojisine göre seçmesi veya derlemesi... Birinin ak dediği diğer yayın kuruluşunda kara oluyordu. Tek bir platformda bu ayrım bariz bir şekilde ortaya çıkıyordu. Tercih etmemin diğer sebebi ise kendi sitelerine girmek yerine hızlı bir şekilde haberleri gözden geçirebiliyorum.

Serap Can: Ben uzun süredir Nabız kullanıyorum. Nabız'da istediğim haber kaynağını seçerek bunların son dakika haberlerini alıyorum. Başlık ilgimi çekerse ancak uygulamadan ilgili siteye giderek varsa içeriği okuyorum, varsa diyorum zira artık son dakika haberciliği başlıktan ve 'ayrıntılar geliyor'dan ibaret oluyor. Doğrudan haber siteleri en azından şu dönemde ülkemiz için çok kullanışlı değil, kimi kaynaklar bazı haberleri görmüyor, kimi geç veriyor, kimi yanıltıcı veriyor... Gündemimiz de çok hızlı değiştiği için doğrudan haber sitelerine girerek güncel kalmak mümkün değil. Bu uygulamalardan pek çok kaynağın aynı haberi nasıl verdiğini de karşılaştırmak mümkün, aksi çok vakit alır.

Aslan Özçakır: Flipboard (bir ara Pulse ve Bundle da kullanmıştım) kullanıyorum. 1. İlgilendiğim konu hakkında bir çok farklı mecrada çıkan haber ve makaleleri tek bir yerden okumak daha kolay. 2. Bir konu hakkında tek bir kaynak (taraflı olabilir) yerine farklı kaynaklardan  bilgi  ve görüş  almak özellikle politika konularında önemli.

Kemal Erdoğan: Bu tarz sitelerin en eski ve başarılarından drudgereport.com hala eski tasarımı ile izleyici bulmaya devam ediyor. Türkiye'de tüm ana akım ve yerel medyayı takip eden sanalbasin.com  ve internethaber.com'un Alexa verilerine göre yakaladıkları trafik başarısı ortada. Ben de gidatarim.com da aynı  modeli kullanıyorum, diğer gıda veya tarım sitelerinden farkımız içerikleri tarladan sofraya kavramına göre sektör paydaşlarının kategori paydaşlarını ilgilendiren içerikleri tarladan sofraya kavramı kapsamında yan yana haber makale ve video içerikleri vermeye çalışıyoruz. Sonuç olarak bu modelin başarısının nitelikli içerik derlemesine, belki de iyi dergiciliğe bağlı olduğunu düşünüyorum. Bugün geldiğimiz yerde Facebook ve Google niş sitelerin reklam alma şansını yok etmiş durumda. 500 bin günlük tekil ziyaretçisi olan site gelir elde edemiyor. Ana akım medya serbest  gazeteciliği, muhabirliği öldürdü, tüm gazeteler 7 ajanstan gelen haberlerle besleniyor, biraz üstüne sos olarak özel haber... Bu sıkışmışlık içinde ortak akıl ile bir yol bulunacak diye ümit ediyorum.

Kürşat Özmen: Ben Feedly kullanıyorum, eskiden Google Reader kullanırdım ancak 5 yıl kadar önce Google bu operasyonu kapatıp bizi anahtar teslim Feedly'ye devretti. Bazen "clickbait" sunumlardan kaçış için güvenli bir liman oluyor. Bazen sık güncellenmeyen sitelere kuş bakışı göz atmak için faydalı oluyor. Ama RSS kaynakları iyi seçilirse hızlı ve etkili okuma için birebir. Tabii bir de onlarca siteyi tek kaynaktan takip etmenin konforu var. Ayrıca sonra okumak için listeleme yapmak da cabası. Şimdi artık çok önemli değil ama eskiden hızlı erişim için de kullanışlıydı, sitenin yüklenmesini beklemektense başlığı spotu hızlıca görebiliyorduk.

Bertuğ Vural: Feedly +1... İçerikleri kaynaklarına girip takip etmek çok zor oluyor. Kaynakları kategorize edip her yeni içeriği tek bir arayüzde görebiliyorsunuz. Böylece kategori ve filtre kullanıp her şeyi bir havuzda görme kolaylığınız oluyor. Mobilde de app'i çok iyi çalışıyor.

X