"Emre Dorman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Dorman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Dorman

Sahip olduklarımız emanettir

KURAN’da her fırsatta infak, zekât ve sadaka gibi Allah yolunda hayırlı işler için yapılacak harcamalara dikkat çekilir. 

Sahip olduğumuz maddi imkânlarımızı Allah yolunca harcayarak ve ihtiyaç sahipleri ile paylaşarak maddi ve manevi varlığımızı arındırmamız ve sorumluluk bilinci ile hareket etmemiz tavsiye edilir. Çoğumuz için malımız, vazgeçilmezimiz ve paylaşılmazımızdır. Öyle ki mala tutku ile bağlanırız. Paylaşırsak eksilir korkusuyla cimri davranırız. Önce ona sahip olmak ve elimizde tutmak için didinir, uğraşır, sonra da ondan mahrum kalmamak ve yoksun olmamak için korku, kaygı ve endişe duyarız. Oysa gerçek anlamda malı değerli kılacak olan şey onun en güzel ve ölçülü bir biçimde ihtiyaç sahipleri ile paylaşılmasıdır. 

MAL MÜLK İMTİHANDIR

İnsan kendini malı üzerinde gerçek anlamda tasarruf sahibi sanarak yanılır. Oysa mal ve mülk, insana emanet olarak verilen bir imtihandır. Allah, infak, zekât ve sadaka ile malın gerçek sahibinin biz olmadığımızı, bizim sadece emanetçi olduğumuzu hatırlatır. Malının sahibi olmayan kişi, kendinin de sahibi değildir. Kendinin sahibi olmayan kişi nefsine göre değil sahibine göre hareket etmelidir. Bu yolla insana, karşılıksız olarak infak et ve karşılığını sadece sahibinden bekle mesajı verilir. Eğer gerçek anlamda iman etmek ve imanımızın gereklerini yerine getirmek istiyorsak sahip olduklarımızı tereddüt etmeden harcamamız gerekir. 

Sayet biz Allah rızası için harcar ve karşılığını yalnız ondan beklersek, sahip olduklarımız temizlenip bereketlenecektir.

PAYLAŞMAK GÜZELDİR

Paylaşmak ve yardımlaşmak, özümüzdeki iyi duyguları harekete geçirir ve açığa çıkarır. Cimrilik ve doyumsuzluk ise özümüzdeki iyiliği karartırken, kötülügü parlatır. Dolayısıyla esasen cimrilik eden kendi nefsine cimrilik eder:

“İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen bazılarınız cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse, artık o, ancak kendi nefsine cimrilik eder. Allah kendi kendisine yeten ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. Fakir olan sizlersiniz.” (Muhammed suresi 38)

Yine infak ederek iyiliklerde bulunanlar da kendi nefislerine iyilikte bulunmuş olur:

“Öyleyse elinizden geldiği kadar Allah’a karsı sorumluluğunuzun bilincinde olun, (onu) dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil tutkularından korunursa; işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.” (Tegabun suresi 16)

PAYLAŞMAK RAHATLATIR

Sahip olduğumuz her şeyi bize veren Allah’tır. Allah bizden, bize ait olanı değil, bize emanet olarak verdiğini infak etmemizi istemektedir. Kimse malın gerçek anlamda sahibi olmadığı gibi varisi de değildir:

“Allah yolunda harcama yapmanıza engel ne var ki? Göklerin ve yerin mirası zaten Allah’ındır.” (Hadid suresi 10)

Allah’ın verdiğini Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için paylaşıp harcamayanlar kendi elleri ile kendilerini tehlikeye atanlardır:

“Allah yolunda infak edin (harcayın), kendi elinizle kendinizi mahvetmeyin ve iyilik yapmaya kararlılıkla devam edin; unutmayın ki, Allah iyilik yapanları sever.” (Bakara suresi 195) 

Allah’ın rıza ve hoşnutluğunu isteyerek vermek, insanı gerçek anlamda rahatlatır. Allah, rızasına uygun davranışlar ile infak edilen malları hem bu dünyada hem de ahirette artırır:

“Allah yolunda mallarını harcayanların durumu, kendisinden yedi başak çıkan ve her başakta yüz tane bulunan bir buğday tohumuna benzer: Allah dilediğine kat kat verir ve Allah her şeyi kuşatan, her şeyi bilendir.” (Bakara suresi 261)

VERİLENİ ALLAH ARTIRIR

Eksilir korkusu ile cimrilik etmeye gerek yoktur. Çünkü Allah, kendi rızası gözetilerek samimiyetle yapılan her harcamanın yerine yenilerini verecektir:

“De ki: Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletip yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, o (Allah), yerine bir başkasını verir; o, rızk verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe suresi 39)

İnsanlara sunulan rızkların az olması da çok olması da imtihandır. İnsanlar rızkın azlığı ve çokluğu ile sınanmaktadır:

“O sizi yeryüzünde (sizden önce gelenlere) mirasçı kıldı ve size verdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminize göre derecelerle yükseltti. Şüphesiz senin Rabbin, sonuçlandırması pek çabuk olandır ve şüphesiz o, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Enam suresi 165)

Verilen nimetlerin bolluğu ve azlığı Allah tarafından bir imtihandır ve bize düşen bu imtihandan alınması gereken dersi almaktır: 

KARŞILIK ALLAH’TAN

Yapacağımız harcamaları ve iyilikleri sadece Allah’ın rızasını gözeterek yapmamız, karşılığını sadece Allah’tan beklememiz ve yaptığımız harcamaları insanların başına kakmaktan uzak durmamız gerekir:

“Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri şeyin peşinden başa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Bakara suresi 262)

Allah’ın rızasını kazanmayı diliyorsak sayet, sarf ettiğimiz malı insanlara karşı gösteriş ve bir tür eziyet olsun diye infak etmekten de uzak durmalıyız. 

Yine ayetlerde açık bir şekilde, gerçek anlamda kurtuluşa erişebilmek için tenezzül etmediğimiz şeylerden değil kendimiz için özenle ayırdığımız ve sevdiğimiz şeylerden infak etmemiz söylenir.

SEVDİĞİNİZDEN VERİN

Biz kendimizi kandırmaya çalışsak da Allah, ne infak ettiğimizi ve verdiğimizde hangi amaç ve niyetle verdiğimizi en iyi şekilde bilmektedir:

“Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Ali Imran suresi 92)

“Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Gözünüzü yummadan kendinize alamayacağınız bayağı şeyleri infak edip vermeye kalkışmayın ve bilin ki, şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır.” (Bakara suresi 267)

BOLLUKTA VE DARLIKTA

Öte taraftan infak etmek için kendimizce belirlediğimiz bir zenginlik seviyesine gelmeyi ya da elimizin sıkışık olduğunu düşünerek bollaşmasını beklememiz de gerçek anlamda inanan insana yakışacak bir tavır değildir. Kuran’da inananların özellikleri sayılırken şöyle söylenmektedir:

“Onlar, bollukta da darlıkta da infak edenlerdir.” (Ali İmran suresi 134) 

KURAN VE DUA

Rabbim! Bana bilgelik ver ve beni iyilerin arasına kat. Sonradan geleceklerin dilinde doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimetlerle donatılmış cennetin mirasçılarından yap. 

(Şuara suresi 83-85)

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI