"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Kâmuran Şipal’in ardından

İYİ çevirmen, iyi öykücü, iyi romancı Kâmuran Şipal’le (1926-2019) ilgili bütün haberleri bana Ayşe Sarısayın ulaştırırdı. Onun yaşamının her aşamasını, baba dostu olarak onu izler, vefa borcunun hiçbir zaman ödenmediğinin bilincindeydi. Dün sabah da Şipal’in aramızdan ayrıldığını Ayşe bana telefonda söyledi.

İki hafta önce Knut Hamsun üzerine çalışıyormuş.

Çevirileri için çok yazıldı, övüldü ama öykücülüğü, romancılığı üzerinde yeterince durulmadı. Benim onu son görüşüm, Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandığı zaman yapılan törendi. Orada onun isteğiyle bir konuşma yapmıştım.

Rahatsız olduğundan Sedat Simavi Ödülü’nü almaya gelemedi, ben de ödülü verme mutluluğuna erişemedim.

Kesin bir tarih anımsamıyorum ama Behçet Necatigil aracılığıyla olduğunu tahmin ediyorum.Yaptığı her işi mükemmellik mertebesine ulaştırmayı amaçlardı.

Behçet Necatigil ile mektuplaşmalarını okuduğunuzda, tek kelimenin bile önemi üzerine tartışmaları fark etmişsinizdir.

Çeviri üzerine bilgi alışverişinin yanı sıra, şiirlerle ilgili görüşmelerde de hocaya (Behçet Necatigil’e) düşüncelerini iletirdi.

Bu çalışmaları okurlarıma bir kez daha anımsatmalıyım. Yedikule’de Narlıkapı Gazinosu’nda buluşurlardı bazı cumartesileri.

Behçet Hoca yeni şiirini okurdu. Bildiğiniz üzre hocanın şiirinde hem divan şiirinin esintisini hissederdiniz hem de Batı şiirinin, özellikle Alman şairlerinin. Yeni şiir de iki cepheden eleştiri masasına konurdu.

Ali Tanyeri Divan Edebiyatı’nın ölçütleriyle düşüncelerini söyler, Kâmuran Şipal de Batı şiiri açısından düşündüklerini aktarırdı. Bu trioyu dinlemek, gerçekten bir şiir şöleni duygusu yaratırdı bende.

Ali Tanyeri ile Kâmurdan Şipal, Cerrahpaşa’da bahçeli bir kahvede oyun oynarlardı. Elbette bu oyunda edebiyat masadan eksik olmazdı.

Öykülerinin, çevirilerinin tanınması için hiçbir girişimde bulunmadı. Aksine başarılarını alçakgönüllülük perdesi altında saklardı. Hiç kuşkusuz Behçet Necatigil ile dostlukları bu kişilik benzerliğinden doğmuştu.

***

ALMAN edebiyatının tanınmış adlarını biz onun çevirilerinden tanıdık. Bu adlar arasında Franz Kafka, Rainer Maria Rilke, Herman Hesse vardı.

Sigmund Freud, Alfred Adler, Ingeborg Bachmann, Günter Grass, Hans Bender de onun Türkçeye kazandırdığı adlardandı.

Yabancı bir edebiatın belli bir türünü ayrıntılarıyla tanımak için en önemli çalışmalar antolojilerdir.

Alman dilinde yazılmış en önemli öykülerden derleyip çevirdiği Alman Dili Öykü Antolojisi kitaplığımızın temel kitaplarından biridir.

Bu çalışmalarıyla, Alman Kültür Bakanlığı tarafından verilen Tarabya Çeviri Ödülü de ona sunulmuştur.

Öyküleri için yazılanları bir derlemede sunacağım: “Öykülerinde orta tabaka insanlarının iç ve dış yaşamları arasında ilişki ve çatışmalarını gerçekçi-düşçü bir yaklaşımla olayların ve çatışmaların nedenlerine yönelerek irdeledi.”

Hikmet Dizdaroğlu’nun yazısından bir alıntıyı okuyalım:

“Kâmuran Şipal, ‘insanlığın iyiliğini’ kendisine dert edinmiş, bunun için sevgiyi ana ilke olarak almış bir yazardır.

O, bireyleri arasında ayrım gözetilmeyen insanlığın düşüncesini savunmaktadır.

Hayalle, ütopya ile kendini aldatmak istemiyor, günlük hayatta karşılaştığı, bildiği, gördüğü, tanıdığı insanları sevmek ve sevindirmek çabasında. Sonsuz sevgi ile kucaklıyor insanları.

Sevinç, haz, ferahlık duyguları ile insanlığa karşı bir güven duygusu varlığını sarıyor.

Çevresine doğru sıcak, yumuşak, ışıl ışıl bireylerin artsız arasız aktığını duyuyor.”

Şipal’in öyküleri üzerine mutlaka okunması gereken Behçet Necatigil’in Edebiyatımızda Eser Sözlüğü’ndeki yazılardır. Beyhan, Elbiseciler Çarşısı.

Şipal öykülerinin beni en etkileyen kitabı Buhurumeryem’dir.

Yeniden okumalara başladığınızda bu kitabı ihmal etmeyin.

***

KÂMURAN ŞİPAL de artık kitaplarda ve anılarımızda yaşayacak.

 

X