"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Bazı dergilere göz gezdirmek

EYLÜL ayında çıkan dergilerin bazılarından söz edeceğim. Elbet diğer dergileri de ihmal etmeyeceğim.

Hangilerine baktım?

Bavul

Tuhaf

Ot

Kafkaokur

Masa

#Tarih

Toplumsal Tarih.

Tarih dergileri hariç yukarıda adı geçen dergilerin ustaların dışında yeni yazarlara da yer vermelerini, onların da tanıtılmasını, okunmasını sağlamalarını bekliyorum.

Hiç kuşkusuz ustaların da anılması, yeniden okunmaları, genç kuşağın ilgisini çekmesi açısından işlevsel.

Bavul’un kapağında Edip Cansever var.

Resim/desenin altında iki dizesi yer alıyor:

“Biliyor musun? az az yaşıyorsun içimde

Oysa seninle güzel olmak var”.

Ablası Edibe Aykaç, onun için ne yazmış:

“Edip çok hassas bir insandı, ufacık bir sözle kırılırdı. Biz dört kardeşiz. Diğer kardeşlerimiz kız olmasına rağmen, küçükken ben en çok Edip’le anlaşırdım. Bütün oyunlarımızı birlikte oynardık.

Unutamadığım bir anısı vardır. İlkokul beşte veya orta birdeydi. Annem Bursa’ya gitmişti. Annemi çok özlemiş, onun için bir şiir yazmış, bana okudu. Bir çocuk dergisine yollamış, orada çıktı. Biz çok sevindik, hopladık filan. Ah kardeşim şair olmuş diye ben ona sarılmıştım. Yıllar sonra gerçekten değerli bir şair olunca, zaman zaman boynuma atardı elini, sen bana böyle söylemiştin abla diye.”

***

REFİK DURBAŞ’ın Edip Cansever üstüne azdığı; “Şiir Düşündü, Düşleri Şiirdi” yazısını okurken Orhan Veli’nin, özetle, şairin değerini şair bilir sözünü anımsadım.

Şiirini şöyle tanımlıyor:

“Cansever’in şiir kitapları hep kendi içlerinde bir tema bütünlüğü taşımalarıyla dikkat çekti. Şiiri ‘uzun’ tutmaya eğilimliydi. Sözü, anlamın dar kalıplarına sıkıştırmadı.

Anılarımın not defterinde ne zaman Edip Cansever’in adını arasam yukardaki cümleyi yazardım.”

Edip Cansever, bütün gün şiiri düşündüğünden, şiir dışındaki konularda suskunluğa gömülürdü.

Şiir üzerine düşüncelerini söyler, başka şairler için de yargılarını çekinmeden iletirdi.

Eğer Nuruosmaniye’deki İkbal Kahvesi’nde oturuyorsanız, Edip Cansever’i Kapalıçarşı’da antikacı dükkânındaki asma katına giderken görebilirdiniz.

Eleştirilerini sert, kaba olmayan bir tonda yapardı. İnce bir ironi vardı. O eleştirilere iki kere muhatap olmuştum.

TRT’deki ‘Yaşayan Edebiyatçılar’ için çekimi Etiler’deki evinde yapmıştık. Onun için iyi bir zaman olan 17.30’da Sedat Örsel ve televizyoncu arkadaşlarla birlikte evine gittik, çok güzel bir çekim oldu.

Bavul, Refik Durbaş’ın yazısından sonra iki tam sayfayı yakınlarının anlattıklarına ayırmış.

Onlardan kısa alıntılar yaptım.

Yakın dostu Fethi Naci, yirmi dört saat edebiyat düşünüşüne değiniyor:

“Edip, sözü mümkün olduğu kadar kısa zamanda edebiyata getirmek isterdi.”

Cemal Süreya’nın Edip Cansever’in kendisinden dinlediği lastik top anısı belirleyici bir özellik taşıyor.

Mehmet Baydur, hangi yazar ve şairleri sevdiğini sıralıyor.

Kızı Nuran Birol, “Bir de babamın deniz tutkusundan söz etmeli” diyor.

Selçuk Baran, onun insanları için, “Taşıdıkları acıyı götüren insanlardır” diyor.

***

İYİ bir şairi yeniden okuyun, yeniden keşfedin.

 

Not: Ülkü Uluırmak’ın Yapı Kredi Yayınları arasında çıkan “Edip’in Lastik Topu” kitabını salık veririm.

X