"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Ardahan’da bir kültür merkezi

ŞİMDİ aramızda olmayan değerli dost Dursun Akçam’ın adına yapılan Ardahan’daki kültür merkezinin açılış törenine gitmiştim.

Yaşarken ona Ardahan’a geleceğim diye söz vermiştim, sözümü gecikmeli olarak yerine getirdim.

Açılışta yazar Alper Akçam bizi ağırlamıştı. Yol arkadaşım, rehberim ise Doğaner Gönen’di. Birlikte Çıldır’a gitmiştik. Rahmetli muhabirimiz Ümit Kılıç bize güzel yemekler hazırlatmıştı. Annesinin beslediği pelikanları seyretmiştik.

Alper Akçam, her yıl orada yazarların konuşma yapmasını sağlıyor. Büyük kentlerden uzakta bir kültür merkezi olması, gerçekten desteklenmesi gereken bir olay.

Ardahan’a giderken Cilavuz Köy Enstitüsü’nün önünden geçmiştik, konukları davul-zurna ile karşılıyorlardı. Enstitü binasına bakarken, orada okuyanların öğrenmek için çektikleri zahmeti, bunu hiçleyen inancı bir kez daha mekânında yaşadım.

Yakın zamanda okuduğum bir kitap birkaç yıl önce yaşadıklarımı anımsattı bana. ‘Sözlü ve Yazılı Belgeler Işığında Cilavuz Köy Enstitüsü’ kitabını Firdevs Gümüşoğlu hazırlamış. İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanmış.

Kitabın başında şöyle bir ithaf var:

“Mehlika Bozkurt’a,

Saçları buza dönüşen Cilavuz Köy Enstitüsü öğrencisinin anısına, saygıyla.”

Mehlika Bozkurt, Köy Enstitüsü öğrencisi iken
intihar etmiş.

Aramızdan kısa süre önce ayrılan, İsmail Hakkı Tonguç’un oğlu Engin Tonguç, Önsöz’de Cilavuz Köy Enstitüsü’nün farkını vurguluyor:

“Cilavuz Köy Enstitüsü’nün coğrafi konumundan ötürü, köy enstitüleri tarihinde özel bir yeri vardır. Doğu sınırımızın hemen yanı başındaki bu bölge, İkinci Dünya Savaşı nedeniyle ülkemizin en duyarlı yerlerinden biriydi.

Buna karşın burada bile bu zor koşulları hiçe sayarak, diğer köy enstitülerindeki gibi, öğrencileri tedirgin etmeden, sistemin demokratik öğelerini kısıtlamadan, bu enstitülerin ileri öğretim ve eğimi ilkelerinin  uygulanmış olduğunu görüyoruz.”

*

SUNUM ve Giriş bölümlerinde Köy Enstitüleri’nin kısa tarihçesini de okuyabileceğiniz kitap iki ana bölümden oluşuyor.

‘21. Yüzyıldan 20. Yüzyıla Kırsal Türkiye’nin Yapasına Bakış’ başlığını taşıyan birinci bölümde; toplumsal yapı, köyü ve köy enstitülerini hazırlayan koşullar anlatılıyor. İkinci bölümde ise Cilavuz Eğitmen Kursu’ndan enstitüye geçişin aşamalarına değiniliyor.

Gümüşoğlu’nun temel kaynaklarından birisi, elbette yerel basın olmuş. Kars vilayet matbaasında, Cumhuriyet’in altıncı kuruluş yıldönümünde, 29 Ekim 1929’da yayımlanmaya başlayan ‘Kars Gazetesi’nin ayırt edici yönü burada ortaya çıkar. Bu gazetenin, Cilavuz Köy Enstitüsü’ndeki gelişmeleri tüm detaylarıyla aktardığı görülmektedir. Bir kere daha görüyoruz ki, yerel basın yalnız bir bölge için değil, yurt düzeyinde belge değeri taşıması açısından önemlidir. Sözü geçmişken, yerel basının durumunun ciddi ölçekte tartışılması gerekir.

Kitapta, araziden bölgenin temel özelliklerine, elde edilen ürün çeşitliliğine, Cilavuz’un işliklerine kadar birçok ayrıntıyı okuyoruz.

Enstitülerin sadece basit bir öğretim kurumu olarak değil, tüm yönleriyle bir eğitim kurumu olduğunu, çevre için ekonomik işlevler taşıdığını bir kere daha bu kitaplardan öğreniyoruz.

Enstitülerin kapatılmasına doğru gidişe dair satırlar, önemli bir eğitim projesinin nasıl yok edildiğini belgelemektedir.

Kitaptaki, ‘Cilavuz Köy Enstitüsü’nün Kütüphanesinde Olduğu Tespit Edilen Eserler’ ve ‘Cilavuz Köy Enstitüsü Mezunu Yazarların Eserleri’ bölümlerini özellikle altını çize çize okudum.

*

KÖY Enstitüleri üzerine birçok bilgi ve belge içeren, Cilavuz Köy Enstitüsü vesilesiyle bir eğitim hamlesinin bütün hikâyesini öğreneceğiniz bir kaynak.

 

X