"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Hiç mi bizim günahımız yok

Güzel, düzenli, örnek olanı kısa sürede bozup çirkinleştiren, karmaşık hale getiren ve de kötü örneğe dönüştüren bir yapımız var.

Birkaç gündür ulusal medyanın gündeminde Alaçatı var.
Malum Fatih Terim’in de karıştığı bir kavga var ve o kavga dallanıp budaklanarak anlatılıyor.
Futbolun çok sevildiği bir ülkede, milli takımların başındaki ve el üstünde tutulan bir kişinin böyle bir olaya karışmış olması her ülkede bir skandaldır.
Neyse konu yargıya taşınmıştır, bundan sonrasına mahkemeler bakacaktır.
Ama böyle bir olay Alaçatı’nın imajına, algısına büyük zarar vermiştir.
Meslektaşlarımız Çeşme’yi, Alaçatı’yı şimdi yerden yere vuruyor.
Haklı oldukları çok gerekçeler var.
Çocukluğumuzun Çeşme’si artık yok ve bir daha hiç olmayacak.
Ama sorarım; hangi tatil beldemizi koruyabildik ki, hangi şehrimizi rakipleriyle yarışabilecek hale getirdik ki?
Sayamazsınız, parmakla gösteremezsiniz.
Gördünüz İstanbul’un halini...
Kabul; bir haftalık yağmur bir saatte yağdı.
Kabul; bu bir afet...
Kabul; hangi kente bu kadar şiddetli yağmur yağsa, buna yakın görüntüler ortaya çıkar.
Ama lütfen şu soruyu da sorun...
Bu yaşananlardan sadece siyasetçiler, belediye başkanları mı sorumlu, vatandaş olarak hiç mi bizim günahımız yok.
Hiç bitmeyen bir inşaat sevdamız, hiç kesilmeyen bir rant çabası...
Bir yerde patlayacağı belliydi.
Asıl sormamız gereken soru şu..
“Bundan sonra ne yapacağız, ders alacak mıyız yoksa rant iştahı devam edecek mi?”

 
Bardağın dolu tarafını da unutmayalım

Çok yazdık, çok söyledik, çok konuştuk.
“İzmir’i İstanbul’a benzetmeyelim” diye sayısız yazı yazdım.
“Çeşme’yi, en azından Alaçatı’yı koruyalım” diye diye dilimizde tüy bitti.
Ama bunun önüne nasıl geçeceksiniz, nasıl geçilecekti?
Sermaye geziniyor.
İstanbul bitince gidilecek yer arıyor; belki İzmir, belki Antalya, belki de bir başka adres...
Ama sonunda bu sermaye bir yere gidecek.
İşte hep yazdığımız, çizdiğimiz buydu.
Planlardan taviz vermeyeceksiniz, doğru bildiğinizi yapmaya devam edeceksiniz.
Eksikler, yanlışlar var elbette; ama kabul edin Alaçatı kendine özgü mimarisiyle hala Türkiye’nin en iyi örneklerindendir.
Herkes Alaçatı’yı konuşunca, herkes tatillerini burada geçirmek isteyince dengeler bozuldu, fiyatlar arttı, sermaye buraya akın etti.
Bardağın boş tarafında yazılacak çok şey var; doğru...
Kiralar, restoran fiyatları, izdiham, gürültü...
Bunların hepsini yazıyoruz.
Ama bardağın dolu tarafını görmeyi de unutmayalım.
Bana göre Alaçatı sonradan yaratılmış olsa da, Türkiye’nin örnek gösterebileceği ender adreslerdendir.
Şimdi eksikleri nasıl tamamlarız, yanlışları nasıl düzeltiriz buna bakalım.

 
Bu sloganı unutmayalım

İnsan sevdiğini daha ağır eleştirirmiş.
Son günlerin İzmir, Çeşme, Alaçatı yazılarının bu kadar sert olmasının bir nedeni de bu...
İzmir’in korunmasını istiyorlar, İzmir’in kalabalıklaşmasını, yağmalanmasını, rantiyeye kurban gitmesini istemiyorlar.
Hep söylüyoruz.
Bu işin en başı doğru bir stratejiden geçiyor.
İzmir Tanıtım Vakfı’nın sevdiğim bir sloganı var.
“Yaşayan şehir, yaşanacak şehir” diye...
Bu sloganı unutmadan ne yapacaksak yapalım.

 
Karşıyakalı kardeşim

Biliyorum, görüyorum, duyuyorum, hissediyorum.
Karşıyaka camiası yerinde oturamıyor.
Rakipleri epeyce mesafe aldı, rakipleri gelecek sezona çok daha iddialı hazırlanıyor.
Ama Karşıyaka elindekiyle yetinmek, elindekini korumak zorunda...
Koskoca camianın elinden başka şey gelmiyor.
Hazin ve üzüntülü bir durum...
Yazacak çok şeyim var, ama bugünlük burada keseyim.

X