"Bülent Katarcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bülent Katarcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bülent Katarcı

40’ını geçen her erkek PSA ile mutlaka tanışır

PROSTAT kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri.

 

Görülme sıklığı dünyada 100 binde 28 iken ülkemizde bu oran biraz daha fazla: 100 binde 37. Amerikan Kanser Derneği’nin verilerine göre erkeklerin yaşam boyu prostat kanseriyle karşılaşma riski yüzde 16.7, yaşam kaybı riski ise yüzde 2.5. Her 5-6 erkekten birinin hayatı boyunca prostat kanseriyle karşılaşma riski bulunuyor. Dünyada her 3 dakikada bir kişiye prostat kanseri tanısı konulurken, 14 dakikada bir de prostat kanserine bağlı yaşam kayıpları gerçekleşiyor. Prostat kanseri erken evrede yakalandığında tedavi başarısı yüksek kanser türleri arasında yer alıyor. Prostat kanseri oluşumunu engellemek şimdilik mümkün olmasa da erken teşhisle tedavisi mümkün. Erken teşhiste tek seçenek prostat biyopsisi. Özel Tınaztepe Hastanesi Üroloji Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Günaydın, prostat biyopsisiyle yapılan erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayarak, bu işlemin hastanın tercihine göre genel anestezi altında da yapılabildiğini söyledi.

PSA TESTİ VE MUAYENE

Orta yaş ve üzerindeki erkeklerde ne zaman idrarla ilgili bir sorun yaşansa, sıklıkla akla prostata bağlı olabileceği geldiğini ifade eden Prof. Dr. Günaydın, şöyle dedi: “Prostat bezi, bir olumsuzluk yaşadığında genellikle bunu idrar şikayetleriyle belli eder. Ancak en önemli rahatsızlığı olan prostat kanserinin kendine has hiçbir şikayeti yoktur. İşte bu yüzden 50 yaşından sonra her erkeğin, şikayeti olmasa bile yılda bir kez prostat kontrolünden geçmesi çok önemli. Ailede prostat kanseri öyküsü olduğunda ise bu takip 45 yaşından sonra, gerekirse daha yakın aralarla ve tavizsiz yapılmalı. Bu sinsi hastalığı yakalayabilmekte kullanılan PSA testi ve parmakla muayene bilgilerinin değerlendirilmesi sonucunda üroloğun deneyimi, prostat biyopsisinin yapılması kararıyla sonuçlanabilir.”

 

HASTA HİÇBİR
ŞEY HİSSETMİYOR

Çoğunlukla lokal anestezinin yeterli olduğu işlemde genel anestezi yöntemiyle yapılan prostat biyopsisinin hem hasta açısından daha konforlu olduğunu hem de tedirgin ve gergin hasta grubunda daha sağlıklı sonuçlar elde etmenin mümkün olabildiğini anlatan Prof. Dr. Gürhan Günaydın, şu bilgileri verdi: “Herhangi bir ameliyat kararını soğukkanlı ve neredeyse korkusuzca kabul edebilen erkek hastalar, iş prostattan parça alınmasına gelince nedense dünya başlarına yıkılmış gibi hisseder. Çünkü prostat biyopsisi makattan ve standart olarak lokal anestezi ile yapılan bir işlem. Uygun şartlarda ve özenli ellerde lokal anesteziyle yapıldığında pek çok hasta için kabul edilebilir olarak tanımlanan bu işlem, özellikle sonradan tekrar biyopsi yapılması gerektiğinde bazen hasta için çok sıkıntılı olabiliyor. Genel anestezi eşliğinde yapılan prostat biyopsisinde, hem hasta hiçbir şey hissetmiyor hem de rahat olduğu için yeterli sayıda parça alınarak daha sağlıklı sonuçların elde edilmesi mümkün hale geliyor. Biyopsi tekrarı gereken hastalarda ise genel anestezi seçeneğinin olması, onlar için oldukça rahatlatıcı olabilir. Genel anestezi eşliğinde yapılan prostat biyopsisi sonrasında birkaç saat dinlenen hasta, aynı gün evine gidip ertesi gün de işine dönebiliyor.”

X