"Bilge Egemen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bilge Egemen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bilge Egemen

Bir Ortaçağ seyyahının peşine düştük

ŞEHRİN sokaklarında yürürken eğer bir eşekle burun buruna gelirsen yandın.

 

Sokak o kadar dar ki... Bakalım kim kime yol verecek? Kimin egosu kiminkini tepetaklak yere serecek? Tabii ki sen eşekle eşek olma, nazik bir reveransla çekil kenara. Bırak, önce eşekçik geçsin büyüklük sende kalsın canımın içi.
Fes dünyanın en eski şehirlerinden biri. 9 bin sokağıyla labirent sanki. Fotoğrafını çekmelere doyamazsın, her bir karesi filmlerden fırlamış gibi. Hani rüyalarında bilmediğin sokaklarda kaybolur da kaybolursun, bir türlü aydınlığa çıkamazsın ya. Zaten rüya değil kabus de onlara. İşte bu yüzden mutlaka yerel bir rehber bul Fes’te kendine. Masalın içinde rahatça dolaşmak için izin ver kendine.

Bir Ortaçağ seyyahının peşine düştük

HER BİRİ FARKLI DÜNYA
Fas’a ilk gelişimde Atlas dağlarında kamp yapmış, devasa kanyonlara gerilen halatlarla şeytan köprülerini aşmış, köylerdeki Berberiler’in yemeklerini paylaşmış, Marakeş’te yılan oynatıcıları ve büyücülerin arasında dolaşmıştık. Eskiler bilir; artık günümüzde yapılmayan bir müsabaka (Camel Trophy) hatırına.
İkinci gelişimde kocası çirkin mi çirkin Arzum Onan’ı timsahlar yesin ve kendisi rahatça sevgilisiyle kırıştırsın diye Fas’ta nehre atmış, Arzum Onan kurtulup estetik ameliyatla fıstık gibi olmuş ve intikamın soğuk yenen bir tatlı cinsi olduğunun farkına varmış olarak yeniden doğmuştu. Kocası tanımayıp ona aşık olacak, o da çatır çatır intikamını alacaktı.
Ben de Fas’taki Türkiye Büyükelçisi rolünü icra etmek üzere dizi ekibi tarafından konuk oyuncu olarak Fas’a davet edilmiş, “üstün kazma oyunculuk” ödülünü hak edecek tutarlılıkta rolümü icraa edip setten sıvışmış, dere tepe düz gezmiştim. Hatta küçücük kameramla kendi programıma bir Fas bölümü çekmiştim. Fakat gel gör ki canımın içi, bu çok ama çok sevdiğim ülkeye son gelişim, gelişlerimin en heyecan vericisi.

MUHTEŞEM HİKAYELER
Bu kez Ortaçağ’ın en önemli seyyahının peşine düşmüş bir ekibe dahil oldum. 20 yaşında “Ben bir hacca gideyim” deyip Afrika’dan Orta Asya’ya, Çin’den Maldivler’e neredeyse gezmedik yer, yaşanmadık macera bırakmayıp 30 yıl sonra ülkesi Fas’a geri dönen müthiş bir seyyah olan İbni Battuta’nın rotasını ve seyahatnamesini belgeselleştiren bir ekibe... Savaşlar, veba salgınları, batan gemiler, prenseslerle yapılan yolculuklar ve daha neler neler yaşamış İbni Battuta’nın izini süren bir ekibe...
İşte bu yüzden TRT Al Arabia için hazırlanan bu belgeselin fikir babası yönetmen Bora Akarsel ve dünyayı evi edinmiş tüm ekiple (Sabri Savcı, Barış Akçalı, Ayaz Bilgiç) şimdi bir kez daha Fas’tayım. Sana İbni Battuta’nın bu muhteşem yolculuğunun izinden giderken kimbilir ne hikayeler anlatacağım için de çok heyecanlıyım.
Eğer günlerden bir gün geleceksen buralara Sabri Savcı’nın çektiği muhteşem Kazablanka fotoğrafı eşliğinde giderayak bir çift tavsiyem olsun sana:
* Fotoğraf çekmeyi sev. Çünkü burası dünyanın en fotojenik ülkelerinden biri.
* Mümkünse temel Fransızca ya da Arapça öğren. Çok rahat edersin.
* Kuskus ve Tajin ye.
* Kazablanka’da Hasan 2 Camisi’ni gez. Okyanus sahillerinde dolaş. Eski Fes şehrine birkaç gün ayır.
* Ben yokken de memleketine, şehrine, sokağına ve kendine iyi bak. Öperim yanaklarından.

X