"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

Lütfen biraz empati…

Merhabalar sevgili okurlar.

Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Yönetmeliği’ ne göre “Zorunlu öğrenim çağındaki özel eğitime ihtiyacı olan bireylerden okul öncesi, ilköğretim veya özel eğitim programlarından birini uygulayan örgün eğitim kurumlarından sağlık problemi nedeniyle doğrudan yararlanamayanlara evde veya hastanede eğitim veriliyor. Evde eğitim hizmetinin, gezerek özel eğitim görevi yapan öğretmen tarafından; hastanede eğitim hizmetinin ise sınıf ve diğer alan öğretmenleri tarafından verilmesi esas. Ancak evde eğitim hizmetinde bireyin yaş ve gelişim özellikleri ve öncelikli ihtiyaçlarına göre diğer alan öğretmenleri de görevlendiriliyor.”



Ne yazık ki, azımsanamayacak sayıda engelli çocuk okula gidemeyecek durumda. Okurlarımdan aldığım bilgiye göre, aileler evde eğitim kararının verilmesi konusunda güçlük yaşıyorlar. Evde eğitim kararı çıksa da, yönetmelikte bahsi geçen özel eğitim görevi yapan öğretmenlerin ve diğer belirtilen öğretmenlerin bu alanda görevlendirilememesi nedeniyle bu çocuklar eğitim alamıyorlar. Ailelerden gelen mektuplarda ifade edildiğine göre: Ağır derecede zihinsel ve bedensel engelli çocukların okul çağı geldiğinde özel eğitim kurumlarından bireysel/grup ve fizik tedavi almaları için mutlaka okula kayıtlı olmaları gerekiyor. Devamsızlık nedeniyle sınıfta kalmalarının önüne geçilmesi için bu çocuklar okullarda ‘’pasif kayıtlı’’ oluyorlar. Yani hiç gitmedikleri okullara kayıt yaptırıyor, sınıf atlıyor ve hatta mezun oluyorlar. Bir anlamda kâğıt üzerinde kayıtlı olan bu çocukların velilerinin RAM’den (özel eğitim kararının verildiği Rehberlik Araştırma Merkezleri) özel eğitim raporu almak için önce okula giderek çocuklarının kayıtlarını aktif hale getirtmeleri, özel eğitim raporunu aldıktan sonra tekrar okula giderek çocuklarının kayıtlarını pasif hale döndürtmeleri gerekiyor.

Aldığım okur mektuplarından birinde bir baba: “Her yıl rapor almak için kızımın hiç gidemediği okula kaydını aktif ve pasif yapmak için gidiyorum. Kızımın yaşıtlarını görüyorum ve kahroluyorum. Bunu neden bize yaşattıklarını anlayamıyorum.” diyor.

Okurum Burcu Akar ise şöyle anlatıyor yaşadığı sorunu: “Benim kızım 22.06.2009 doğumlu. %99 ağır engelli, 23 kilo ve boyu 1.20 civarında. Serebral Palsili. Geçen sene ilkokul 1.sınıfa kaydı çıkmıştı. Fakat okula gidebilecek durumda olmadığı için götüremedim. 2 hafta önce kızımın RAM raporunu yenilemek için gittiğimde, başvuru sırasında bağımsız bir anaokulu araştırmamız gerektiğini söylediler ve rapor için gün verdiler. Verilen günde görüşmeye gittiğimizde anaokulu yaşının geçtiğini, bir okula kayıt yaptırmanız gerektiğini söylediler. Fakat çocuğumun durumundan dolayı Safiye Nadir Uygulama Okuluna gönderilmesinin daha uygun olacağını belirterek bizi okulla görüşmek üzere yönlendirdiler. Ben de kendilerine ‘evde eğitim hizmeti’ almak istediğimi belirttim. Fakat evde eğitim hizmetinin benim kızıma uygun olmadığını, süreğen bir hastalığı bulunmadığını, yani kanser gibi, cam kemik hastalığı gibi hastalıklara evde eğitim verildiğini (oysa yönetmelikte bu hastalıklar tanımlanmamıştır), zihinsel yetersizliği olan çocuklara evde eğitim verilmediğini, kendimin okula götürüp getirmem gerektiğini söylediler. Oysa kızım süreğen bir hastalık olan Serebral Palsili ve ağır engelli. Ben kızımı taşımaktan asla imtina etmem ama işimizi çok zorlaştırıyorlar. Yönetmeliğe göre evde eğitim hakkı olan kızım için ne yapabilirim bundan sonra?”


Okurlarımdan Zeynep Yılmaz Çetinöz: “Bu sene Yusuf’um okula kayıtlı olmak zorunda. Bedensel ve zihinsel engelli, altı bezli, işaret diliyle dahi su isteyemeyen, konuşamayan oğlumu nasıl okula yollayayım? Okula kayıt yaptırtmazsam, çocuğumu okula göndermediğim için suç işlemiş olacağımı söylediler. Oğlum için pasif kayıt yaptırtmaktan başka çarem yok.” diyor.

Yine okurlarımdan Tezcan İşbakan da: “Benim çocuğum 10 yaşında. Milli Eğitim’in sisteminde pasif öğrenci diye bir öğrenci tanımlaması var. Oturduğumuz mahalledeki bir okula gidip, kızımı pasif öğrenci olarak kaydettirdik. Kızım hiç gitmediği okulda sınıf geçiyor; RAM raporu almadan önce okuldan pasif öğrenci kâğıdı alması lazım. Bazı okul yetkilileri konuyu bilmiyorlar. Her seferinde okul yönetimine konuyu anlatmak zorunda kalıyorum.” diyerek anlatıyor yaşadığı problemi.

Bir başka veli, İlknur Varol Harani: Benim ikizlerim 16 yaşında; ikisi de Serebral Palsili. Anaokuluna gittiler. Oğlum şu an 8. sınıfa geçti. Ama kızım ikiz kardeşi kadar şanslı değildi. İki sene üst üste anaokuluna gitti. Okula devam edemeyecek durumda olduğu için şu an pasif öğrenci olarak devam ediyor. İki sene önce evde eğitime başvurduk. Eve öğretmen geldi. Normal sınıf öğretmeniydi ve bir yıl devam etti. Öğretmenin ve benim çabamla bir şeyler yapmaya çalıştık. Geçen sene tekrar sınıf öğretmeni geldi. Öğretmen “özel eğitimle ilgili hiçbir şey bilmiyorum” dedi. Evde eğitim kararını iptal ettim. Bir yerde evde eğitim de çözüm değil. Özel eğitimci gelmiyor, ki bu en önemli sorun. Ayrıca geçen yıl kızımın kaydı okul tarafından silinmiş. Rehabilitasyona gittiğimiz için fark ettik. O kadar uğraştım ki, yeniden kayıt yapıldı Bakanlıktan. Çünkü okul yaşında olup okul kaydı olmayan çocuk rehabilitasyona da gidemiyor. Saçma bir kanun. Ben Karaman’da yaşıyorum. Yaşadığınız yerde, evde eğitim için özel eğitimci gelecekse belki denenmeli diye düşünüyorum.” cümleleri ile özetliyor görüşlerini.

Diğer bir okurum da: “Çocuğum 8 yıllık zorunlu eğitimini bitirdi. Bin bir zorluk çektik. Öğretmenlerle, velilerle, okul yönetimiyle mücadele ederek… Lisenin de zorunlu kapsamda olması nedeniyle oğlumu açık liseye kayıt ettirdim. Çünkü devam mecburiyeti yok. Oğlumun özel eğitim kurumundaki eğitiminin devamı için bir liseye kayıtlı olması da zorunlu. Yoksa özel eğitim de alamıyor. Zorunlu yaşı bitince açık liseye kayıt yaptırmayacağım. Böylece devletin bizi mecbur kıldığı ama uygulamada imkânsızlıklarla, engellerle karşılaştığımız zorunlu lise dönemini böylece bitirmiş olacağız. Ağır otizmli oğlumu nasıl liseye götürebilirim ki? Kaynaştırma eğitiminde sınıfta istenmiyor bile. Otizmli çocuklar için eğitim veren liselerde de aynı sınıfta olan diğer otizmli çocuklar birbirinden etkileniyor. Birbirlerinin tekrarlayan hareketlerini öğreniyorlar. Çoğu zaman öğretmenler özel eğitim öğretmeni değil. Bu çocukların dilinden anlamıyorlar. Açık lise oğlum için bir şans mıdır yoksa şanssızlık mıdır bilmiyorum. Ama benim için bir çözüm olduğu kesin.” diyor.

Bir başka okurum ise mektubunda çok daha farklı bir sorunu dile getiriyor. Zihinsel engelli gençler için üçüncü kademe zorunlu eğitim kapsamındaki Özel Eğitim Mesleki Eğitim Okullarına devam eden gençler, bu okullardan mezun olduklarında lise mezunu sayılıyor ve EKPSS’ ye (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı) girme hakkı elde ediyorlar. Ancak bu gençler Özel Eğitim Mesleki Eğitim Okullarına devam ederken 18 yaşlarını doldurduklarında SGK tarafından anne babalarının sağlık yardımından düşürülüyorlar; eğer yetim aylığı alıyorlarsa, yetim aylıkları da kesiliyor. Çünkü SGK, Özel Eğitim Mesleki Eğitim Okullarını lise dengi saymıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve SGK’nın bu soruna bir an önce çözüm bulması gerekiyor. Zorunlu eğitim kapsamında devam edilen bu okulların lise dengi olduğu kabul edilmez ise, daha pek çok engelli gencimiz mağdur olacak.

Çocuğunun okula gidemiyor oluşu bir anne ya da baba için yeterince üzücü bir durum. Bunun daha da üzücü bir hale gelmemesi için ne gerekiyorsa yapılmalı. Lütfen biraz empati…



Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

X