"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

Keşke sevmeyi öğrenmeye çalışsak…

Merhabalar sevgili okurlar.

Dr. Erdal Atabek “Sevgiye yer kalmadı” başlıklı yazısında; “Sevgisizlik ağır bir yüktür ve insan bundan kurtulmak için çok kötü şeyler yapar.” diyor.

Bence, günümüzün en büyük sorunu sevgisizlik. Kardeşin kardeşi vuruyor oluşunun en büyük nedeni de yine sevgisizlik. Bilge bir doktor en iyi ilacın ‘ilgi ve sevgi’ olduğunu söylemiş. ‘Ya işe yaramazsa’ diye sorulmuş. Gülümsemiş ve şöyle yanıt vermiş: ‘O zaman dozu arttırın.’

HDP'nin Amed seçim mitingine bombalı saldırı yapanlar kesinlikle sevgisizdiler, bence. İçinde en küçük bir sevgi kırıntısı taşıyan biri için bile taşınması çok güç bir acı bu… Bu saldırıda iki bacağını birden kaybeden Ortadoğu Sinema Akademisi Sanat Yönetmeni, 28 yaşındaki Lisa Çalan protezle de olsa tekrar yürüyebileceği günleri umutla bekliyor. Hâlâ sevgi dolu yüreği… Bacaklarını kaybeden tek kişi olmadığını düşünüyor ve empati yaparak acısını hafifletmeye çalışıyor. İki kişinin hayatını kaybettiği Amed mitinginde 100 kişiden fazla kişi de yaralandı.

Kim bilir bu 100 kişiden kaçı yaşamını bir engelli olarak sürdürecek Lisa Çalan gibi?..

Dr. Erdal Atabek yine “Sevgiye yer kalmadı” başlıklı yazısında;

“Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve yerine üstün olmayı koyduk. Üstün olmak için yaşıyoruz, üstün olmak için yarışıyoruz, üstün olmak için kendimizden başkasının aşağı olmasına çalışıyoruz.

Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve nefreti içimize çağırdık. Birbirimizden nefret ediyoruz nefretle yaşıyoruz, nefretle çalışıyoruz, nefretle dövüşüyoruz, nefretle öldürüyoruz.

Para, üstün olmak ve nefret etmek hayatımızı dolduruyor. Hayatımız da savaşlarla, dünyayı yağmalamakla, birbirimizi boğazlamakla geçiyor.”

diyor.

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu'na mensup, farklı illerden gelen Türk ve Kürt, çoğu üniversite öğrencisi 300 dolayında genç Suruç'ta toplanmıştı. Amaçları, IŞİD saldırıları altında yerle bir olan Kobani'ye geçmek, halkıyla dayanışma için oyuncak dağıtmak, çocuk parkı ve kütüphane kurmak, hatıra ormanı için fidan dikmekti. Bu gençler basın açıklaması yaparken IŞİD'in katliamına hedef oldular. 32'si can verdi, 100 kadarı da yaralandı… Kim bilir bu 100 kişiden de kaçı yaşamını bir engelli olarak sürdürecek? Şimdi, soruyorum sizlere: Bu katliamı gerçekleştirenlerin içlerinde sevgi olduğunu söyleyebilir miyiz?..

Suruç katliamı, Dr. Erdal Atabek’in “Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve nefreti içimize çağırdık. Birbirimizden nefret ediyoruz nefretle yaşıyoruz, nefretle çalışıyoruz, nefretle dövüşüyoruz, nefretle öldürüyoruz.” deyişini doğruluyor. Oysaki Ömer Hayyam:

“Düşünce göklerinin baş konağı sevgidir sevgi;

Gençlik destanının baş yaprağı sevgidir sevgi;

Ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar,

Bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir sevgi”

diyor. Keşke ona kulak versek ve sevmeyi öğrenmeye çalışsak… 32 pırıl pırıl gencin Suruç’ta canlarını Türk – Kürt kardeşliği ve dayanışması için verdiğini anlayabilsek…

Martin Luther King’in söylediği gibi, “Ya birlikte kardeş gibi yaşamayı öğreneceğiz, ya da aptallar gibi hep beraber yok olacağız…”

Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

X