"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

Hiç kimse sebepsiz yere içine tekerlekli sandalye ile binilen bir araç satın almak istemez…

Merhabalar sevgili okurlar.

Sanırım, çoğunuz Alper Şirvan’ı hatırlarsınız. Sevgili Alper, “güneş enerjisi ile çalışan motorize sandalye” fikri ile 2012 Yılı “Dünya Cerebral Palsy Günü” kapsamında düzenlenen “1 Dakikada Dünyamı Değiştir” kampanyasının birincisi olmuştu. Kendisinden 4 Ağustos 2014 tarihinde yayınlanan “Engelli araçları ile ilgili ÖTV istinasına 6518 No.lu Kanun’la getirilen değişiklikler” başlıklı yazımın ardından, Facebook kanalı ile bir mesaj aldım. Bu mesaj ile Alper kendi bloğunda yayınlamış olduğu bir yazısını paylaşıyordu benimle. Ben de bu yazıyı, aynen, sizlerle paylaşmak istiyorum. İşte sözünü ettiğim o yazı:

“Konuya nereden gireceğimi bilmiyorum ama önce kendim hakkında ufak bir özet geçeyim:


1973 doğumlu, yüksek öğrenim yapma şansı bulmuş engellilerden biriyim. Engelimin bilimsel adı: Cerebral Palsy… Hiç yürüyemiyor, sağ elimi hiç kullanamıyor, konuşurken az da olsa güçlük çekiyorum.



Uludağ Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünü 1995 senesinde dereceyle bitirdim. 1998-2006 yılları arasında kamuda sözleşmeli olarak çalıştım. Birkaç özel sektör tecrübesinden sonra 14 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ÖMSS (Özürlü Memur Seçme Sınavı) ile yerleştirildiğim Türkiye Halk Sağlığı kurumunda Bilgisayar İşletmeni olarak tekrar işe başladım.

Atandığım kurumun evime en yakın birimi, otomobille 10 dakika mesafede olduğu için beni işe babam götürüp getirmektedir. Şu an sahip olduğumuz otomobile günde iki defa beni ve akülü tekerlekli sandalyemi indirip bindirmek güç olduğu için yüksek tavanlı bir otomobil almayı düşündük. Böylece otomobile taktıracağımız lift marifetiyle akülü sandalyemle otomobile direkt binebilecek; böylelikle hem babamın yükü hafifleyecek, hem ben daha özgür olacaktım.

Yakınım kullanmak üzere kendi üzerime otomobil almam için %90 oranında rapor olması gerektiğini öğrendim. Her ne kadar geçmişte aldığım, sürekli özellikte ve %100 oranında raporum olsa da bu konuda en son alınan raporun geçerli olduğu gerçeği benim için bir engel teşkil etti. Zira 2012 yılı Şubat ayında ÖMSS’ye girerken aldığım raporun oranı %88 idi.


Sadece 2 puana ihtiyacım olmasından dolayı tekrar değerlendirilmek üzere heyete girmek istesem de, “yakın tarihte alınmış %88 raporunuz zaten var, yönetmelik değişti, heyete giremezsiniz” denilerek, Temmuz (2013) ayı başında heyete sokulmadım. Bu duruma İl Sağlık Müdürlüğü yoluyla detaylı bir dilekçe ile itiraz ettim. Müdürlük, beni bir daha değerlendirilmem, heyete girebilmem için başka bir hastaneye sevk etti. 10 gün içinde Bursa Çekirge Devlet Hastanesinde tekrar heyete girebilip %94 oranlı ve ağır özürlü olmayan yeni raporumu alabildim çok şükür; eğer oran değişmeseydi bir başka şehirdeki hakem hastanesinde heyete tekrar girmem gerekecek ve bu karar nihai olacaktı. (Bulunduğum şehir Bursa’da hakem hastanesi bana %88 oranlı en son raporu veren hastane olduğundan başka şehre gitmek zorundaydım.)

%94 oranlı yeni raporumu ancak Ağustos ayının başlarında alabildim. Peki ben bu sancılı süreci neden yaşadım, neden bu süreç yüzünden otomobilimi en az 1 ay geç almak zorunda kaldım?

En başta belirteyim ki, devlete vergi vermekten gocunmayacak bir yapıya sahibim. O yüzden vergi dilimine girmeyeyim diye, geçmiş raporumu veren kurulun, %90 değil de %88 vererek, %2 kesinti yapılması umurumda bile değil... Ancak, bu durumun benim için hayatî önem taşıyan bir otomobil almama engel olması benim tarafımdan kabul edilir bir şey olmadığı gibi son yıllarda hükümetimizce estirilen “engelliler için çok şey yaptık” rüzgârının aksini göstermektedir. (2008’den bu yana çıkarılan kanunlarla emeklilik hususunda yaşadığım mağduriyet bir başka yazı konusu olduğu için o konuya girmiyorum.)

Benim gibi ehliyet alamayacak, otomobil kullanamayacak durumdaki engellilerin otomobil almasının engel oranına bağlanması en hafif ifadeyle saçmalıktır. %90 oranı nereden çıkmıştır? %90 oranında engelli otomobil kullanamayacak kadar engellidir de, mesela %89 oranında engelli otomobil kullanabilecek durumda mıdır? Bunu masa başında hangi aklı evvel belirlemiştir?

Bunun çözümü engelin yüzdeye bağlanması değil, “bu kişi otomobil kullanamaz, dolayısıyla yakını tarafından kullanılabilecek bir otomobil alabilir” şeklinde tanzim edilecek bir raporun geçerli olmasına yönelik bir yasal düzenlemedir. Gerek iktidar, gerekse muhalefet partilerinden bu konuda çalışma yapmalarını bekliyorum. Çok şey mi istiyorum?”

Alper Şirvan bu konudaki aksaklığı net bir biçimde özetlemiş. Bence, tekerlekli sandalye kullanan her engellinin tekerlekli sandalyesinden kalkmadan binebileceği bir aracı –ister kendisi, ister bir yakını kullansın- ÖTV’siz alma hakkı olmalı.

Rahmetli eşim yıllarca arabaya kucaklayarak indirdi bindirdi beni. Hayatımız hiç kolay değildi. O bunu daima severek ve isteyerek yaptıysa da, ben onu sıkıntıya soktuğum için hep üzüldüm. Hatta bazen, benim yüzümden bir yerinin ağrıdığını fark ettiğimde hissettiğim acı ve üzüntü bir yere gidiyor olmanın sevincini toptan yok etti.

Hiç kimse sebepsiz yere içine tekerlekli sandalye ile binilen bir araç satın almak istemez. Sanırırım bu hususun kabul edilmesi kanunun doğru biçimde yeniden düzenlenmesine yardımcı olabilir.

Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

X