Kimin tarafıyım?

“Kimin tarafısın?” sorusunu her duyduğumda annemle diyaloğumuz gelir aklıma.  Annem her hangi bir konuda kendisine hak vermediğimiz zaman “Kimin tarafısınız?” der. “Doğrunun tarafıyız” deyince de annemiz olduğunu vurgulayarak her çocuğun annesini desteklemesi gerektiğini söyler ve annesinin sözünün üstüne söz söylemeyen hemcinslerimizi örnek verir.

Haberin Devamı

Annem, ikiz kardeşim Hanife ve ben birlikte yaşıyoruz. Bir de evi otel gibi kullanan Bulut isminde bir kedimiz var 😊 Gözlemlediğim kadarıyla bizi diğer dindar ailelerden ayıran en büyük özelliğimiz evimizde eleştiri kültürünün etkili olması. Bunu da hayatımızın hiçbir döneminde bizi kendi gibi düşünmeye zorlamayıp manevi baskı oluşturmadığı için rahmetli babama borçlu olduğumuzu düşünüyorum.  Babam, bize göre çok daha İslami bilgi sahibiydi ama biz ona bilmişlik tasladığımızda dahi önce bizi dinler sonra düşüncesini söylerdi.  İtiraz kültürünün saygısızlık olmadığını bilen aydın bir Müslümandı.

Annemiz ciddiyeti seven Osmanlı kadınıdır. İtirazı ve eleştiriyi sevmez, hele ki anneye yapılanı hiç sevmez. Ona göre anneler her zaman haklıdır, anneler çocuklarına istediğini söyleyebilir, çocuklar annelerine kırılmaz ve annelerin kararlarını - davranışlarını sorgulamazlar. Biz bu anlamda annemizin ideal evlat tanımına uymadığımız için (bunun sorumlusu olarak babamı görüyor) zaman zaman sorunlar yaşıyoruz.

Haberin Devamı

Genellikle Hanife ile ben aynı düşüncede oluruz. Annem de bu duruma “Siz iki kişisiniz, ben tek kalıyorum.” diyerek sitem eder.  Bugüne kadar ne “Anneye muhalefet edilmez.” diyerek yanlışa doğru dedik ne de birlikte yaşamaktan vazgeçtik. Annemize taraf olmanın her zaman aynı şeyi düşünmek olmadığını anlatmaya çalıştık ve çalışıyoruz da.

Annem, her anne gibi güçlü ve cesur bir kadın aslında. Sadece çocukları tarafından onaylanmadığı zaman güçsüz olmayacağını kabul etmesi gerekiyor.

Ailemden örnek verdim zira bugün siyaset dünyasında yaşananları gözlemlediğimde çok benzerlikler buluyorum. Belki böyle bir ailede büyüdüğümden  “taraf olma” çağrısını anlamsız bulurum her zaman. Birlikte yaşamak için veya birini sevmek için illa taraf olmanın gerekliliğine inanmıyorum çünkü bir insanın ömrü boyunca haklı taraf olması mümkün değildir.

Günümüz siyasetinde çoğunluk, “taraf olmayı” rüzgârın estiği veya eseceği yöne göre tutum almak olarak algılıyor. Kimse rüzgârda ezilenlerle ilgilenmek istemiyor. “Kurunun yanında yaş da yanar.” atasözünü “Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır.” buyuran Peygamber sözüne tercih ediyor. 

Haberin Devamı

Seçim arefesindeyiz, gerginlikler had safhada. Kavgasız ve adil bir seçim olmasını temenni ediyorum. Türkiyemiz için en iyisi olsun.  İster gerekçeli ister gerekçesiz olsun herkesin vereceği oya saygı duyuyorum.. Dileyen dilediği taraf olabilir kabulüm, ben kendi doğrularımın tarafıyım, böyle kabul görmek istiyorum.

Seçimlerden sonra bu köşede buluşmaya devam eder miyiz bilmiyorum. Ama nerede olursam olayım rüzgârın yönüne göre hareket etmeyeceğimi ve  sizi sevdiğimi bilmenizi istiyorum…

 

Yazarın Tüm Yazıları