"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

İnsanı olgunlaştıran yaşı değil, yaşadıklarıdır.

Günaydın yepyeni bir haftadan hepinize…

Haftanın son günü…

Koskoca haftayı bitirdik.

Yaşam Ah’ları ve Vah’ları ile bitip gidiyor.

Yaşamın değerini anlamak neden bu kadar zor diye düşünürken, güzel bir hikaye çıktı karşıma. Bugün o hikayeyi sizle paylaşıyorum.

Dünya dönüyor, gökyüzünde gezegenler, yıldızlar değişiyor ama biz değişebiliyor muyuz?

Yarına büyük planlar yapıyorsunuz ama uyacak mısınız?

Kardeşinizi, annenizi, dostunuzu kırıyorsunuz, bir daha görebilecek misiniz?

Ne kazandınız? Ne kaybettiniz?

1 haftadır yazıyoruz, çiziyoruz…

Öğütler havada uçuştu, yok şunu yapalım bunu yapalım vs…

Nelere uyduk nelere tahammül ettik ya da ne kadar dinledik…

Neyse artık o zaman haftayı bu hikâye ile sonlandıralım.

Gelelim günün tavsiyeli hikâyesine;

Bir zavallı kuş tuzağa düşmüş, hile ile yakalanmıştı.

Kuş kendisini yakalayan avcıya, ‘Ey Efendi, sen hayatında birçok defa koyun ve sığır yemişsin, pek çok kere de develer kurban etmişsindir. Sen onların etleriyle bile doymamışken benimle hiç doymazsın. Beni serbest bırakırsan sana üç öğüt veririm. Bu üç öğütten birincisini senin elinde iken, ikincisini şu çatının üzerinde, üçüncüsünü de şu ağacın üzerine konduğumda söyleyeceğim. Sen bu üç öğüdü işitmekten inan bana çok mutlu olacaksın.” Avcı merakından kuşun teklifini kabul etti. Kuşu kafesten çıkardı ve henüz elindeyken, kuş ilk öğüdünü söyledi:

“Olmayacak sözü kim söylerse söylesin inanma.”

Öğüt hoşuna gidince devamını işitmek için avcı kuşu bıraktı.

O da uçup evin çatısına kondu ve ikinci öğüdünü söyledi.

"Elinden kaçmış bir fırsat için üzülme.”

Kuş ikinci öğüdünü verdikten sonra uçup ağacın dalına kondu ve üçüncü öğüdünü söylemeden önce, “Karnımda 10 dirhem ağırlığında çok kıymetli bir inci vardı. O inci, seni de çoluk çocuğunu da zengin ederdi. Ne yazık ki kısmetin değilmiş” dedi.

Avcı, kuşun bu söylediklerini duyunca hamile kadının doğururken bağırması gibi feryat edip bağırmaya başladı.

Kuş: “Ben sana sakın elinden kaçan bir şeye üzülme demedim mi?

Mademki elinden inci gitti, ne diye dövünüp duruyorsun?

Sana verdiğim öğütleri anlamadın mı?

Ben sana olmayacak bir şeyi kim söylerse söylesin inanma demiştim.

Benim bütün ağırlığım üç dirhem gelmez.

Karnımda nasıl 10 dirhemlik inci olabilir?”

Bu sözler üzerine adam biraz kendine gelir gibi oldu.

“Peki şimdi üçüncü öğüdünü söyle bakalım” dedi.

Kuş, “Sana verdiğim iki öğüdü sanki tuttun da benden üçüncü öğüdü istiyorsun.

Uykuya dalmış bir kişiye öğüt vermek, çorak yere tohum ekmekten farksızdır.

Aptallık ve cahillik yırtığı yama tutmaz diyerek” uçup gitti...

Mutlu hafta sonları dilerim…

X