"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

2018 yılına geri sayım başlasın! Beni yaratan güç, bana kendi yeni hayatımı değiştirme gücü de vermiştir.

Günaydın herkese

Geriye sayım başladı mı?

2018 yılına son 5 gün kaldı.

Gün geneline bakacak olursak Ay Koç burcunda hareket ediyor olacak. Uranüs gezegenin koç burcunda durağanlaşmasıyla bugün ve ilerleyen günlerde bu ikisinin kavuşum yapması durumunu önce buraya not edelim.2 ocak 2018 yılında Uranüs düz hareketine geçiş yapacak. Demek oluyor ki önümüzdeki iki gün boyunca hızlı ve hareketli günler içerisine giriyoruz. Biraz engel ve baskı görüyormuşuz gibi gelebilir. Bu sizin hızınız ve beklentinizle ilişkili de olabilir. Biraz daha yavaşlayarak sürece sabır göstermenizde fayda var. Bu alanda yaşanılan olayların 2 ocak sonrasında cevap bulması söz konusu olabilir.

Sabah saatlerinde girişeceğiniz işler ve görüşmelerinize karşı daha sabırlı olmalı ve daha toplumsal hareket etmelisiniz. Kariyeriniz ile ilgili restleşmeler veya bir takım zorluklar söz konusu olabilir. Âmâ bu sizin için ne istediğinizi gerçekten anlamanız adına gelişen bir durum olacaktır. Kariyer beklentileriniz veya hedeflerinizde bazı yol ayrımlarına karar vermeniz gerekebilir. Gelişen olaylara karşı esnek durmak sizi daha uyumlu yapacaktır. Bugün geneline hem iş hem özel ilişkileriniz adına şartları çok fazla zorlamamanızı tavsiye edebilirim.

Ay hareketleri neden bu kadar önemlidir?

Şöyle düşünün, Ay sizin kişisel imajınız ve kendiniz hakkında hissettiğiniz duygusal durumu ifade eder. Bu bazen sadece sizin tarafınızdan hissedilendir. Çevrenizdeki insanların sizi nasıl gördüğünü anlayamadığınızda karşılık olarak agresifleşerek cevap vermeye başlarsınız. Yani bu fazların geçişlerini bilmek kendinizi bilmek, haddinizi bilmek gibidir. Kendinize açık olursanız, kendinizle rahat edersiniz. Yani kendini bilen, rabbini bilir ve tekamül sürecini gerçekleştirir. Kendinizle rahat bir iletişim kurmaya başladığınızda o zaman çevrenizle bağlantı zor olmaz. Astroloji bize tek derdimizin kendimiz olduğunu öğretir. Başkaları değildir. Astroloji bir seferlik haritanıza baktırıpta bitebilecek bir şey de değildir. Kendinizle ve gelişen süreçle konsültasyonun yapılmasıyla kullanışlı ve değerli bir hale gelir. Hayatınızdan sıkılmak yerine onu anlamaya çalışın. Çünkü başka bir hayatınızın olmadığı gibi, yarın da bu hayatta olacağınızın garantisi yok!

Gelelim günün Tavsiyeli Hikayesine,

O yıl New York'ta kış, Nisan'ın sonuna kadar uzamıştı. Kör olduğum ve yalnız yaşadığım için çoğunlukla evde kalmayı yeğledim. Sonunda bir gün soğuk hava gitti; bahar kendini gösterdi. Hava coşkulu bir kokuyla dolmuştu. Arka bahçeye bakan pencerenin önünde küçük, neşeli bir kuş devamlı cıvıldıyor, sanki beni dışarıya çağırıyordu.

 

Nisan ayının değişken havasını bildiğimden kışlık mantoma sarıldım. Fakat havanın ılıklığını içimde hissedince, yün atkımı, şapka ve eldivenlerimi bıraktım. Üç çatallı bastonumu alıp neşeyle yola çıktım ve kaldırımın yolunu tuttum. Yüzümü güneşe doğru kaldırıp, onu selamlayan bir gülümseme sundum. Sessiz çıkmaz sokağımızda yürürken kapı komşum "Merhaba" diyerek seslendi ve gideceğim yere götürmeyi teklif etti: "Hayır, teşekkür ederim. Şu bacaklar bütün kış dinlendi. Eklemlerimin harekete ihtiyacı var. Bu yüzden yürüyeceğim" diye cevap verdim.

Köşeye vardığımda alışkanlıkla durdum. Birinin gelip yeşil ışık yandığında beni karşıya geçirmesini bekledim. Nedense bu sefer, öncekilere göre daha uzun süre beklemiştim ve hâlâ hiç kimse teklifte bulunmamıştı.

 

Sabırla beklerken, eskiden hatırladığım bir melodiyi mırıldandım; çocukken öğrendiğim "Hoş geldin bahar..." şarkısıydı. Birden güçlü bir erkek sesi konuştu: "Sesinizden çok neşeli bir insan olduğunuzu hissettim. Sizinle caddeyi birlikte geçme şerefini bağışlar mısınız bana?" Kibarlıkla iltifat görünce gülerek başımı salladım ve duyulabilir bir sesle "Evet" dedim.

 

Kibarca koluma girdi ve birlikte kaldırımdan yola indik. Yavaşça yolun karşısına geçerken, konuşulabilecek en iyi konudan, havadan konuştuk. Adımlarımızı birlikte atarken hangimiz rehber, hangimiz yardım alıyor, belli olmuyordu. Yolun karşısına varmamıza az kala ışığın değiştiğini anlatırcasına kornalar sabırsızca çalınmaya başladı. Kaldırıma çıkmak için birkaç çabuk adım daha attık. Ona dönüp, bana eşlik ettiği için teşekkür etmek üzere ağzımı açmıştım ki, ben daha bir şey söylemeden o konuştu:

-“Bilmem farkında mısınız? Sizin gibi neşeli bir insanla karşıya geçmek benim gibi bir kör için ne kadar muhteşem bir şey..."

 

O bahar gününü hiç unutmayacağım.

 

Demem o ki; Bazen evrende kendimizi en yalnız hissettiğimizde, sıkıntımızı atlatmak ve farklılığımızı ve yalnızlığımızı hafifletmek için Allah bize, aynadaki aksimiz gibi bir ikiz gönderir. Eğer hiç umut olmadığını farz edersen, hiç umut olamayacağını garantilemiş olursun. Eğer özgürlük için bir içgüdün olduğunu farz edersen, bir şeyleri değiştirme şansın olur, daha sonra da dünyayı iyi hale getirmek için katkıda bulunma olasılığın olur.

 

Kahve demiş miydim? :)

Mutlu günler dilerim.

X